Kesimoğlu yaptığı basın açıklamasında AKP’nin bir yıldır aymazlık içinde olduğunu belirterek, “Cumhuriyet tarihinde terör örgütü tarafından kaçırılan ilk ve tek Mülki idare amiri, Kaymakam Adayı Kenan Erenoğlu’nun kaçırılmasının birinci yılı bugün dolmuştur. Erenoğlu’nun ve diğer kamu görevlilerinin kurtarılması yönünde tek bir adım atılmadığı gibi şu gelişmeler yaşanmıştır, hükümet üyeleri kaçırılan kamu görevlilerinin yerleriyle ilgili birbirinden çelişkili ve yanlış açıklamalar yapmışlardır. CHP’nin, hükümetin muhalefeti mecliste ya da başka hiçbir şekilde bilgilendirmeye gerek duymadığı için kendi yaptığı, “2011 Genel Seçimlerinden bu yana 145 vatandaşımız terör örgütünce kaçırıldığı, 8’i kamu görevlisi 26 vatandaşımızın” hala terör örgütünün elinde olduğu tespiti iktidar tarafından yalanlanmamıştır. 6 asker, 1 polis ve 1 kaymakam adayımız terör örgütünün elinde kalmıştır. Kendi imkanlarıyla kaçanlar ve PKK tarafından serbest bırakılanlar dışında tek bir kamu görevlimiz ya da tek bir vatandaşımız kurtarılmamıştır. Serbest bırakılan vatandaşlar, özellikle kaçırıldıkları noktada ya da çok yakınında serbest bırakılarak, istihbarat ve güvenlik güçlerine “inisiyatif bizim elimizde, istediğimiz zaman kaçırıp, istediğimiz yerde dolaştırıp, istediğimiz zaman ve yine aynı yerde serbest bırakıyoruz, ruhunuz bile duymuyor” mesajı verilmektedir. Başbakan’ın “her yer kontrolümüz altında” açıklamasına karşın AKP Milletvekili İdris Bal’ın “bu ülkede hala giremediğimiz yerler var” itirafı terör örgütünce adeta teyit edilmektedir” ifadelerini kullandı.
Kaçırılanların aileleri mağdur!
AKP hükümeti terörle mücadelede, terör karşısında büyük bir aymazlık içerisinde olduğunu vurgulayan Kesimoğlu, “Türkiye Cumhuriyetini küçük düşürmekte, acz içinde bırakmaktadırlar. Terör konusunda son dönemde yaşanan gelişmeler de aynı aymazlığın eseridir. Şemdinli’de 19 gün boyunca kontrolü, kamu görevlilerinin ve vatandaşlarının güvenliğini, Irak sınırından yüzer, iki yüzer kişilik sızan terörist gruplarının istihbaratını sağlayamayan Sayın Başbakan her şeyin kontrolü altında olduğunu belirtmektedir. Başbakan doğru söylüyor. Her şey Oslo’da varılan mutabakat çerçevesinde kontrol altında görünüyor. Sayın Erdoğan, bu saldırıların arkasında kimlerin olduğunu, terör örgütünü kimlerin kışkırttığını, terör örgütünün kimlere taşeronluk yaptığını da iyi bildiğini söylüyor. Kamuoyu da Başbakanın bunları ne kadar iyi bildiğini OSLO mutabakat metinlerinden öğrenmiştir. “Başbakan’ın Özel Temsilcisi” sıfatıyla Oslo görüşmelerine katılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “Sayın Öcalan ile Başbakan Erdoğan’ın ülke ve bölgeye yönelik vizyonu, yüzde 90-95 örtüşmektedir” sözleri zaten durumu hiçbir yoruma gerek bırakmayacak netlikte ortaya koymaktadır. Başbakan ise kalkmış “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” anlayışıyla, bir de CHP’yi suçlamaktadır. Herhalde Başbakan için CHP’nin tek suçu, mutabakat adresinin OSLO, WASHINGTON ya da Öcalan ve Barzani değil TBMM olmasıdır. AKP Hükümeti Salı günü olağanüstü toplanmasını istediğimiz Meclise gelmeyerek terörle mücadelede gerçek niyetini bir kez daha ortaya koymaktadır. Analar ağlamasın diyenler, neden oldukları daha çok kanın ve daha çok gözyaşının hesabını Mecliste vermeli, teröre gerçekten çözüm istiyorlarsa bunun mutabakatını OSLO’da değil, TBMM’de aramalıdırlar. Olağanüstü toplanacak Meclise gelmeyeceğini açıklayan MHP de, CHP’nin 15 Temmuz 2011’de MHP’nin önerisiyle imzalanan teröre karşı uzlaşma metnine nasıl derhal imza koyduğunu hatırlamalı, AKP’nin ulusal devletimizi ve güvenliğimizi tehdit eden politikalarının ardına takılmaktan vazgeçmelidir. BOP Projesi’nin Eş Başkanı vasıtasıyla sözde “Büyük Kürdistan” haritasının uygulama safhasına konulduğu uyarısını yapıyor, “Suriye bölünürse Türkiye de bölünür” uyarımı bir kez daha tekrar ediyor ve bu iktidarın terörle mücadele politikasına güvenmediğimizin altını çiziyorum. Bu uyarılar ışığında, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin tüm vicdanlı, duyarlı ve vatansever milletvekillerini tarihi bir sorumluluğu yerine getirmek üzere Salı Günü olağanüstü toplanan Meclise gelmeye çağırıyorum” şeklinde konuştu. Haber Merkezi

