EN İYİ KIZILDERİLİ(!), EN KÖTÜ SENARYO; KIYÂMETE RAMAK!...

Yazar - Nuri Kahraman

EN İYİ KIZILDERİLİ(!), EN KÖTÜ SENARYO; KIYÂMETE RAMAK!...  

 

Aşağıya aldığımız metnin altında TOSAWİ yazıyor. Önce; KIZILDERİLİ REİSİ deyip geçtim. Sonra ettim edemedim; bir de araştırayım, belki yanılırım dedim. Araştırırken de kendisi ilginç sonucu korkunç bir hikâye çıktı ortaya.

BATI; BATIRMAK ve de BİTİRMEKTİR!

Eğer işin içinde BATI varsa, orada zayıf olanlar batmaya, bu dünyâdan behemehâl gitmeye mahkûm. İşte kızılderililer gitmiş. Gitmeyenler de bitmiş! Sembolik olarak, batılı efendilerin nostalji tutkularında, sanatsal göz boyamalarında, timsah gözyaşı kabîlinden bir figür olmak üzere bırakılmışlar.

HEPSİ TİMSAH GÖZYAŞI MEYÂNINDA!

Bugün kızılderililerin kıtasında Amerika deyince akla onlar gelmiyor.

Mâlum, kızılderililer ayaklanır diye köle olarak bile kalmalarına ruhsat verneyip katliam ve sürgün uyguladıktan sonra yerlerine Afrika'daki zencileri getirip neler yaptıkları da ortada.

HEPSİ KÖTÜ HİKÂYELER, ÇİRKİN SENARYOLAR!

Bunlar çok uzun hikâye. Çok filimleri yapıldı. KÖKLER gibi diziler bizim neslin mâlumu.

Her neyse, biz asıl konuya geçelim. Kaynak Wikipedi. İşte TOSAWİ'ye dâir açıklama:

(Tosawai, Toshaway, Toshua ya da Gümüş Bıçak) Comanche'lerin şefi.

COBB KABÎLESİ ŞEFİ

Kızılderililerin asimilasyonu sırasında Cobb kalesine kabilesi getiren Şef Tosawi; General Philip Sheridan ile tanıştırıldığında eksik İngilizcesi ile

"Tosawi; iyi Kızılderili" diyebildi. Bunun üzerine General Sheridan; "Gördüğüm en iyi Kızılderili, ölü Kızılderilidir"

dedi. Teğmen Charles Nordstrom tarafından yayılan bu söz zamanla Amerikan özdeyişi haline geldi.

İŞTE TOSAWİ'NİN SÖZLERİ

Şimdi de; Dünyâ edebiyâtı ve de insanlık hâfızasına mâlolmuş, batının gerçek yüzünün ebedî belgesi niteliğindeki sözler:

SİLÂHSIZDIK, ÇÜNKÜ İHTİYÂCIMIZ YOKTU!

Önce bir gemiyle geldiler. Misafirlerimizdi, onları sahilde hediyelerle karşıladık. Silahsızdık. Çünkü hiç ihtiyacımız olmadı. Kardeştik, severdik, paylaşırdık.

SİLAHI ONLAR TANITTI. Tutarken yanlışlıkla elimizi kestik, kanımız aktı. Evlerimize buyur ettik. Yedirdik, içirdik, yatırdık, hizmet ettik. Topraklarımızı, dağlarımızı, sularımızı, ovalarımızı gezdirdik. Sevindiler. Sevindik!

NE DE ÇOK BEYAZLARDI!

Renkleri ne kadar beyazdı. Sonra gittiler. Memnun ederek uğurladık dostlarımızı.

ÇOK ÇOK DÖNDÜLER; ÇOK SİLÂHLIYDILAR!

Bir gün, tam sabah gün doğarken, ak tenli dostlarımız çok, çok olarak geldiler. Beklemiyorduk; çok erken gelmişlerdi. Demek sevmişlerdi bizi, toprağımızı, göğümüzü… Sevindik. Çoktular, silahlıydılar; üstelik silahlar ellerini de kesmiyordu.

ACABÂ NE YAPMIŞTIK TA ÖLDÜRÜYORLARDI?!

Ayakları karaya bastı ve sonra hiç olmayacak olan oldu. Şaşırmıştık. Acaba ne yapmıştık da beyaz dostlarımız bizi öldürüyordu.

MEĞERSE, DIŞLARI BEMBEYAZ, İÇLERİ KAPKARAYMIŞ!

Evet, beyaz adam, bu sefer gülen yüzlerimizi ağlatmaya, varlığımızı yağmalamaya, gençlerimizi köle yapmaya, karılarımıza tecavüz etmeye gelmişti! Şaşırdık! Neden?

Biz özgür göğün, geniş toprağın, mağrur dağların insanları barış, sevgi, dostluk bilirdik.

BUNU HİÇ HAK ETMEMİŞTİK!

Savaşı beyaz adam öğretti. Hiç hak etmedik öldürülmeyi, savaşı, köleliği…

DİRİ DİRİ YAKTILAR!

Erkeklerimizi öldürdüler, çocuklarımızı diri diri ateşte yaktılar. Toprağımızı yağmaladılar. Karılarımıza, kızlarımıza tecavüz ettiler. Köle diye yurtlarına götürüldük. Sattılar bizi.

ONLARIN İNANDIĞI TANRI FARKLIYDI!

Tanrı’ya inanmamızı söylüyordu, elinde incil, siyah cüppeli, beyaz tenli papaz. Reisimiz sordu: ‘Tanrı size bunları yapmanızı mı söylüyor? Cennet dediğiniz yere sizler mi gireceksiniz? Öyleyse ben sizin olmadığınız yeri, cehennemi seçiyorum. Eğer bizleri değil de, sizleri, zulmünüzü onaylıyorsa tanrınız, böyle bir tanrıya inanmaktansa, inanmamayı yeğlerim!’

ANLATACAK KELİME BULAMIYORUM!

Hiç bitmedi beyaz adamın gelişi. Onlar geldikçe biz bittik; biz bittikçe onlar geldi.

Beyaz adamın yaptıklarını anlatacak kelime bulamıyorum. Bizim böyle kelimelerimiz yok; senin yaptıklarını en iyi anlatacak yine sensin, senin kelimelerin.

YAPTIKLARINI YİNE SEN ANLATABİLİRSİN KELİMELERİNLE

Kara yüreğin, beyaz tenin gibi olabilirse bir gün, anlatırsın yaptıklarını!

(Kızılderili Reisi TOSAWİ)

KIZILDERİLİLER, ZENCİLER;   KUDÜS COĞRAFYASI!

Bunlar tüm dünyâyı mahvettiler. Şimdi sıra bizim coğrafyada. Aynı şeyler, diri diri yakmalar, yok etmeler, soykırım şimdi Filistin'de...

TAHRİBÂTTAN KAZIMAYA!

Genel bir tahribat yapıp hedefleri süprüntü hâline getirdiler. Şimdi GAZZE'den başlayıp KAZIMA ameliyesi safhasına geçtiler. Yaptıkları burayla sınırlı kalmayacak elbet. Dinlerinin emri olan gâyeleri gâyet açık. Niyetleri de belli.

BİZ, NE GÜNE DURUYORUZ?

Ama, o kadar da değil. Herşeyden önce biz varız Allâh CC ın izniyle. Nitekim biz de söyleyeceğimizi söylüyoruz. Bunlar lâf olsun diye söylenmiyor. Millet olarak yapacağımız çok şey var. Eğlenceli günler bizi bekliyor. İnşâllâh hem ümmetin hem de insâniyetin  bu küresel zulüm çetesinin cenderesinden kurtuluşu bizim önderliğimizde olacak. Bunu hepimizin görmesi, ümîdini kaybetmemesi lâzım.

HERŞEY BİTTİ Mİ YÂNİ?!

Şunu sorayım; adamlar vura-kıra gidiyor. Allâh'ın dîni bitti mi artık? Yoksa bir yerden;

HOOP! DUR BAKALIM!

diye bir ses çıkmayacak mı?

Bu ses çıkacak. Eğer çıkmazsa, bizler dâvâsına sâhip çıkmayan, dînine yardım etmeyen ve de Allâh'tan ne bu dünyâda ne de âhirette yardım görmeyecek ebedî perişanlığa mahkum yaratıklar olarak geberip gideceğiz kâfirin silahıyla.

Buna râzı mısınız?

ÜMİTVÂR OLUNUZ

Değilseniz, her türlü ikincil cümleleri bir yana bırakıp bu ümîde sarılacağız. Başka kurtuluşumuz yok. Bu hâl üzere ölsek bile, yarın huzûra çıkacak yüzümüz olur.

Bu duygu ve düşüncelerle, günün ve de konunun ilgili paylaşımlarına geçiyoruz:

ZÂLİMLER HELÂKE MAHKUM!

Zulm ettiklerinden dolayı

nice nesilleri helâk ettik.

Yunus Süresi:13.Ayet

…………………………………..

*İnsanlık merhamet

*üzerine kurulmuştur.

…………………………………..

Zulüm yanan ateş gibidir,

yaklaşanı yakar.Yusuf Has Hacip

…………………………………..

Haksızlık kadar öğretici

eğitim yoktur. Benjamın Disraeli

…………………………………...

Milyonlarca masumu öldüren  "küresel firavunlar yüzyılı" inşallah 100 yaşında hesabı ödemeye giden bu cehennem taşı(siyonist Yahudîler) eliyle bitti bitiyor..

…………………………………..

Bu bebekler neden öldürüldüklerini değil

öldüklerini dahi bilmiyorlar!

böyle bi şey henüz yok dünyalarında. hatta dünyaları dahi yok…cennetten gelip cennete bu kadar hızlı giden bir nesil görmedi dünya tarihi..

.soykırımdan kurtulup soykırım yapanların sayesinde..

Ve cennetten gelip cennete bu kadar hızlı giden bu bebekler aynı hızda bu *zalimlerin yıkılışını hızlandıracak *

Kıtalar gezen çağdaş firavun !?

…………………………………..

Allah’ım !

Sana açılan ellerimiz ve gönüllerimizden duamız…

“Mazlum ve gariplere

yardımını esirgeme.

*siyonist yahudileri *

kahr eyle...

Âmîn, Âmîn, Âmîn... O kahra wesîlede hepimizi hissedâr kılması niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor; küfrün yıkılışı ve Filistin'in dolayısıyla ümmetin zaferini tez zamanda lûtfetmesi niyâzıyla cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...

http://www.hurfikir.com.tr adresinden 24 Mayıs 2024, 07:13 tarihinde yazdırılmıştır.