İnsan ve kadro mühendisliği

Yazar - ÖZGÜR TERZİOĞLU

İnsan ve kadro mühendisliği  

Organik sistemleri makine ya da obje gibi düşünemeyiz, fakat “mühendislik” olarak anlatılmaya başlanan bu konu; belirli plan dâhilinde uyumlaşan ve hedefe yönelik sağlıklı hareketini yapabilen çalışma gruplarını oluşturabilmek meselesini bizlere anlatmaktadır. Sosyal ortamın duygusal sıcaklığını bulamayabilirsiniz. İnsan ve kadro mühendisliği temelde iş verimliği üzerine fikir geliştirilen ve son yıllarda gen teknolojisiyle daha farklı bir boyuta ulaşabilecek bir bilim dalını filizlendirmiştir.

Şimdilik üniversitelerimizde böyle bir bölüm açılmadığı üzere bu filizde ki çiçeğin tam olarak neye benzeyeceğini bilmiyoruz. Nasıl meyveler verebileceği hakkında ise fikir geliştirmeye çalışan fazla kimseye de rastlamıyoruz. Bahsinde bulunduğum bu mühendislik konusunu dile getirenler var. Bazı kitaplara da rastlıyoruz. Aslında bu konuya acil bir şekilde el atılması gerektiğini düşünenlerden birisi olarak, bilgi üretmeye çalışıyorum.  Topladığım genel bilgilerle ve okuyucuya biraz da fantastik gelebilecek süreçlerden bahsederken temelde insan nedir? Sorusunu sorarak diğer çözümlenmesi gerekenlere yönelikte çalışma sahaları açmayı hedefliyorum.

Ülkemizin temel sorunlarından birisi haline gelen “Liyakat” meselesi tamda İnsan nedir? Sorusunun çözüm arayışını bekleyen bir şekilde yaşamımıza olumsuz bir şekilde etki etmeye devam ediyor.

Öncelikli olarak ebeveynler sonra öğretmenler ve son halka da yöneticiler bireyin yaşamda neye etki edebileceği hakkında bir fikre sahip olabilmeleri geleceğimize yönelik atılacak en önemli adımdır. Eğitimden bahsederken insan doğası ya da ruhsal, fizyolojik arketipleriyle yaşamda neyi temsil ettiği ve nelere olumlu-olumsuz etkiler yapabileceğine yönelik ön görü geliştirebilme kabiliyetine ulaşmadan liyakat sorununu da çözüme kavuşturamayacağız.

Bu soruna yaşadığımız kentin verimsiz iş tutan sahalarına bakaraktan fikir geliştirmeye başladığımızda kamu hizmeti veren, her türlü eleştirinin odağında olan belediyemiz ilk akla gelendir. Lüleburgaz spor neden başarısız? Aslında bu başarısızlığın sebebi tam olarak anlatmak istediğim durumla ilgili olduğunu çok az kişi farkındadır. Civar fabrikalarda ki verimli üretim için lazım uygun kalifiye elamanı yetiştirebilmek hiç kuşkusuz her zaman prim yapabilecek hamledir.

Görüldüğü üzere yıllardan beri süre gelen birçok olumsuzluğa, sosyal sorunlara, verimsiz çalışmalara yönelik mevcut sistem çare olamamıştır. Zengin iş adamları ya da para desteği, alt yapı, saha, taraftar destekleri de başarısız takımların, kadroların devamına engel olamamıştır. Bahsinde bulunduğum sorunların temelinde ne yatıyor? Tabii bunu araştıracak üzerinde sağlıklı fikir geliştirebilecek bilimsel çalışmaları organize edebilecek, akademik kadroları temsil edebilecek, saygın bir kurumun çözebileceği inancını taşıyorum. Politik, menfaat düzeniyle kısa vade de iz bırakacak işler peşinde koşan kadrolarla başarıların gelmeyeceğini çok net bir şekilde söyleyebilirim, fakat başarılı, hedefi on ikiden vurabilecek kişileri yetiştirebilmek, kadroları uyumlayabilmek meselesi için Lüleburgaz’ımızın enstitüye ihtiyacı vardır.

Enstitüler genel olarak bir üniversiteye bağlı ya da bağımsız olarak araştırma-geliştirme amaçlı ve takibinde yapısal-kadro özelliklerine göre inovatif yani yenilikçi çalışmalar ile geleceği yakalamak adına stratejik kurumlardır. Gelişmiş tüm ülkelerde sağlıklı bir inceleme başlattığınızda enstitülerin dinamikliğini ve yaptıkları etkileri görebilirsiniz.

Enstitü çalışması siyasi partilerin etkisinde kalmadan bilimsel verilere dayanarak, akademik alt yapısıyla en doğru kararları alabileceğini düşünerek kentsel üst planı hazırlayabiliriz. Bu üst plan için doğru insanların, verimli kadroların oluşturulması meselesinde yeni kültürü tasarlayabileceğimiz enstitü kurgusu geleceğimiz için önemlidir.

 

                                              

http://www.hurfikir.com.tr adresinden 30 Ekim 2020, 02:17 tarihinde yazdırılmıştır.