AHDE VEFA, ADALET, İTİMAT, MERHAMET…

Yazar - Ahmet Bostancı

AHDE VEFA, ADALET, İTİMAT, MERHAMET…  

ADALET timsali Ömer(ra), arkadaşlarıyla sohbet hâlindeyken, iki yağız delikanlının bir kişiyi kollarından tutup kendilerine getirdiğini gördü.

"Nedir bu hâl!, bu adamı neden böyle yaka paça getirdiniz?" diye sordu.
"Ya Ömer! Bu adam bizim babamızı öldürdü. Adaletin tecellisi için kısas istiyoruz.” Dediler.
Hz. Ömer adama, "Gençlerin dediklerini duydun. Söylenenler doğru mu? Adam:
“Doğrudur efendim”
dedi ve ekledi:
"Ben buraya uzaklardan Efendimiz (as)in kabri şerifini ziyaret etmeye geldim. Medine’ye geldiğimde abdest almak ve dinlenmek için müsait bulduğum bir hurmalık yakınında durdum. Abdest alırken baktım ki atım bir bahçenin duvarından sarkan hurma dallarını yemeye çalışıyor.  Derhal atımın olduğu tarafa koştum. İşte o anda karşıdan yaşlı bir adam geldi, elindeki büyükçe taşı atıma hızla vurdu ve hayvanım düşüp öldü. Ben onu çok severdim, ondan başka da bineğim yoktu ve o yaşlı adam atımı bir hiç uğruna öldürdü. O şaşkınlıkla ben de onun ata vurduğu taşı alıp kendisine fırlattım. Adamcağızın eceli gelmiş olacak ki, o da öldü. Tabii ki bu duruma çok üzüldüm. Cezam ne ise razıyım.”
Babaları ölen gençler,  kısas istiyorlardı. Tarafları dinleyen Adil Ömer(RA) karar verdi. Kısas yapılacak, bu kişi idam edilecekti.  Adam:
"Yalnız bir ricam var" dedi ve ekledi:
"Benim bakımıyla ilgilendiğim bir yetim var. Onun bana emanet ettiği altınlarını bahçemde bir yere gömdüm. Onların yerini de benden başka kimse bilmiyor. Eğer bana üç gün müsaade ederseniz, gider onların yerini o yetime bildiririm, hemen dönerim.”
Halife Ömer, "Şu anda sana nasıl müsaade edebiliriz ki? Zira sen bir suçlusun, cezan infaz edilecek. Kaçmayacağına nasıl inanacağız? Ancak yerine bir kefil bulabilirsen serbest kalabilirsin. Sana üç gün müsaade ederiz." diye bir çözüm yolu önerdi.
Adam yabancı idi, kimseyi tanımıyordu. Kısa bir sessizlikten sonra, kalabalığın içinden Ebu Zerr(ra):
"Bu adamın üç güne kadar döneceğine inanıyor ve kefil oluyorum
" dedi. Adamın gitmesine izin verdiler...
 Üç gün boyunca Medine’de adamın geri dönüp dönmeyeceğini tartışıldı. Birinci gün gelen giden olmadı. İkinci gün de gelmedi. Üçüncü günün öğlen vakitlerinde "Bu adam galiba gelmeyecek" yorumları yapılmaya başlandı. Ölen adamın çocukları:
 "Ya Eba Zerr! Kefil olduğun adam hâlâ ortalarda görünmüyor. Kim olduğunu bilmediğin bir kimseye niçin kefil oldun? Adam bir kere ölümden kurtuldu, bir daha geri gelir mi?" diyorlardı.
Hz. Ömer, "Ya Eba Zerr! Kefil olan o adam gelmezse kısas hükmünü geciktirmeden uygularım!" diyordu.
Bu tartışmalar arasında akşam vakti yaklaştı. Herkes merak içindeydi. İşte bu esnada Medine'nin girişinden bir kişinin tozu dumana katarak geldiği görüldü. Kan ter içinde gelen bu adam, idam edilecek kişiden başkası değildi. Nihayet idama mahkum olan adam geldi. Herkes rahat bir nefes aldı.
 Ömer(as):  "İdam edileceğini bile bile neden koşarak geri döndün?" diye sordu.
Adam bir saniye tereddüt etmeden cevap verdi:
"Elbette gelecektim! Ben, 'Müslümanlar arasında AHDE VEFA kalmadı' sözünü kimseye söyletmem" dedi. Hazreti Ömer, Ebu Zerr'e döndü:
“Tanımadığın bir adama neden kefil oldun?" diye sordu. Ebu Zerr(ra);
"Elbette kefil olacaktım. "Ben, 'Müslümanlar arasında kimseye İTİMAT kalmamış dedirtemezdim". Cevabını verdi. Bunun üzerine ölen adamın çocukları:
"Ya Ömer, biz babamızın katilini affettik!." dediler.
"Neden?" diye sordu Hazreti Ömer;
"Olayın bir kaza olduğu belli. Adamın pişman olduğu da görülüyor. Biz, 'Müslümanlar arasında MERHAMET ve insaf kalmamış' dedirtemeyiz" dediler ve haklarını helal ettiler...
İşte onlar böyleydi…

http://www.hurfikir.com.tr adresinden 05 Nisan 2020, 04:34 tarihinde yazdırılmıştır.