Bisiklet Yılı Gala Gecesiyle sona erdi
Özel öğrencilerin karne heyecanı
Başkan Kaya “Sandıksız demokrasi olmaz”
Kütüphaneyi 2017 yılında 71 bin 851 kişi kullandı
Bu yazı 05 Kasım 2013, Salı 09:21:18 tarihinde eklendi. 2085 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dinin siyasete alet edilmesi türbanla tescillendi - Hanife Oral

Dinin siyasete alet edilmesi türbanla tescillendi

Bundan tam 14 yıl önce Fazilet Partili Merve Kavakçı'nın TBMM Genel Kuruluna türbanla girmesi ile olay olmuştu.

Rahmetli Ecevit'in "burası meydan okuma yeri değil" sözü tarihe geçmişti. Aradan geçen 14 yıl sonra çok şeyler değişti, özellikle son 11 yılda.
Olmaz dediğimiz birçok olayın Demokratikleşme paketi  diye dayatılması ile  şahit olmaya devam ediyoruz.
Türban dinsel amaçlarla yapılan bir baş bağlama şeklidir. Bunun dayatmasını yapanlar, hiç gereği yokken bunu savunanlar, dini siyasete alet etmekteler. Sürekli bilerek bu konuyu gündemde tutan, ne zaman sıkışsa bu konuyu gündeme getiren bir yönetim anlayışı var. Dinin ve inancın gereği örtündüğünüzü açıkladığınız zaman birde bunu “açılıp kirlenmeyeceğim” ifadeleri ile başı açık olanları aşağılamış ve üzerinde bir baskı oluşturmuş sayılmaz mısınız?
Bir kimsenin başının açık olması, kapalı birinden daha mı az Müslüman olduğu anlamına gelir?
Hiç kimsenin giyim kuşamı ile ilgili bir sorunu yokken dini siyasete alet ederek siyasi kazanç sağlamak çok ahlaki değil.
Başbakanın türbanlı 4 bayan vekilin TBMM girmesini “Başörtüsü şu anda bizim dinimizin gereklerinden birisidir” açıklaması yaptı. AKP’li vekillerin de benzer açıklamalar yaparak, “İnançlarının gereği örtündüklerini” belirttiler. Bu çok samimi verilmiş bir karar değil bana göre.
Giyinme özgürlüğüne, türbana kesinlikle karşı değilim, isteyen istediğini giysin. Bu bir özgürlük ve tercih meselesidir. Türbanın simgesel bir siyaset aracı olarak kullanılmasına karşı olduğumu belirtmeliyim. Türban takan insanlar dinine uymak istiyor ama başka insan da kendi iradesine göre dekolte giyinebilir. İnsanların kendi hür özgürlüklerini yaşaması lazım. Birinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğünü kısıtlamamalı. Giyinme özgürlüğüne saygımız sonsuzdur, ama bunun bir dayatma ile yapılması doğru değildir.
Son yıllarda kadın cinayetlerinde %1400 artış oldu. İktidar bunun için ne yapıyor, nasıl önlemler alıyor. Sadece 2011 yılında 257 kadın öldürülürken, 2012 yılının ilk altı ayında 100’e yakın kadın hayatını kaybetti. Türban takıp meclise gelmeyi özgürlük sanan milletvekilleri, bu kadınlar için ne yaptı.
AKP Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin içtüzükte yapılan değişiklikle kılık kıyafetle ilgili düzenleme yapılacağını söylemişti.
Oysa CHP milletvekili Şafak Pavey'in mağduriyetinden dolayı pantolon giyme isteği kıyafetle ilgili meclis geleneği var  "Bayanlar Tayyör giyer" diye geri çevrilmişti.
Türbanlı vekillerin meclise girmesinden sonra Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in pantolon sorununa çözüm getirilebileceğini açıklaması bana göre geç verilmiş bir karardır.
Önce türbanda dayatacaksın sonra pantolon giyilmesine izin vereceksin, oysa türbandan önce bu sorun giderilmeliydi.
Eminim herkesin ailesinde başı bağlı annelerimiz, anneannelerimiz vardır ama hiç biri de son zamanlarda sıkma baş dediğimiz cinsten bir bağlama şeklinde değildir. Son 11 yıl içinde AKP ile birlikte türeyen Versace motifli, deve hörgücünü andıran, ipekli kıyafetlerle tamamlanan dikkat çekici kıyafetler içinde ki bayanlar bizim gelenek ve göreneklerimiz arasında ki kıyafetlerle bir benzerlik taşımıyor. Burada ki türban tamamen bir semboldür, bir dayatma olarak din siyasete alet edilmektedir.
Demokratikleşme paketi ile birlikte kamu çalışanlarına getirilen türban serbestliği yeni başka sorunları da beraberinde getiriyor. Bazı okullarda öğrenciler öğretmenlerine “siz ne zaman başınızı örteceksiniz” sorusu yöneltilmeye başlandı. İzmir’de öğrenci velilerinin okul yönetimlerine “Çocuklarımızı türbanlı öğretmenin sınıfında okutmak istiyoruz” dilekçesi verdiklerini okuyoruz. Öğrencilerin başı açık öğretmenin sınıfından alınıp türbanlı öğretmenin sınıfına yerleştirilmek için velilerin dilekçe verdiği okullar bulunmaktadır. Erkek hastaya bakmam, erkek öğretmenin sınıfına girmem, erkeklerin otobüsüne binmem, erkek doktora görünmem, erkek doktora doğum yaptırmam" diyenler çıkacak hiç kuşkusuz.
Atatürk, "Din gibi temiz bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır" demiştir.
Bu söz bile Atatürk'ün dine ne kadar hassasiyetle yaklaştığının bir kanıtıdır. Bugünkü iktidarın yok etmeye çalıştıkları Atatürk'ten öğrenecekleri çok şeyler var. Saygılarımla.

Yazdır Paylaş
Diğer Hanife Oral Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Uzmanındanal.com ---Yeni neslin alışveriş tercihi--