Kurbanlıklar satışa çıktı
Karabirgül ailesinin mutlu  günü
İlknur’un katilinin yargılanmasına başlandı
Başpehlivan, Cengizhan Şimşek oldu
Bu yazı 06 Mayıs 2022, Cuma 09:12:13 tarihinde eklendi. 961 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İLETİŞİM AHLÂKIMIZ NASIL OLMALIDIR - Eyyüp Sabri Erdem

İLETİŞİM AHLÂKIMIZ NASIL OLMALIDIR

 

Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin hayatımıza girmesiyle birlikte, iletişimin hem yaygınlaştığı hem de her türlü dini ve ahlâki kurallardan uzaklaştığı bir süreci aynı anda yaşıyoruz.Televizyon ve telefon ekranlarından,yaşadığımız evlere  ve kalplerimize akan gayri ahlâki ve gayri dini kötülükler karşısında ayağımızın kaymaması ve sürüklenip gitmememiz için bazı kural ve kaideleri hatırlamaya hepimizin ihtiyacı var. “Sanal âlemin dini kuralları ”da diyebileceğimiz bu kural ve kaideler, görsel iletişim araçları ve özellikle internet ortamında da imanımızı koruyabilme ve Müslümanca kalabilmemiz için çok önemlidir ve lazımdır.Melekler günlük hayatımızın her safhasını amel defterimize kaydettikleri gibi, sosyal medya ve sanal âlemdeki amellerimizi, yazışma ve paylaşımlarımızı da amel defterimize kaydetmektedir, bu yüzden “gayr-i islâmi” bir iletişim de caiz değil demektir.

Günümüz şartlarında sosyal medya ve iletişimi, dini ve ahlâki manada şekillendirecek kural ve kaideleri birlikte gözden geçirelim

1) Sanal âlemde geçirilen vakit, hayatımızdaki aslî vazifelerimizin ihmaline gerekçe olmamalı .

Bir Müslümanın  öncelikle onu yaratan Allah’a karşı, ardından da en yakınlarından başlayarak çevresindeki insanlara karşı sorumlulukları vardır. İbadetlerin ihmal edilmesine ya da usûlüne uygun yapılmayarak ya da terk edilmesine (bu meşguliyetin, sünnet ve nevafil(nafile) dediğimiz namazların kuşluk namazı,işrak ve teheccüt namazı gibi namazların kılınmasına engel olması gibi) yol açacak kadar sanal alemde uzun kalmak, uygun değildir.Bunun yanında bir Müslüman, eşinin, aile fertlerinin ve Müslüman kardeşlerinin hukukunu ihlal edecek şekilde onlarla diyaloğu keserek, sanal âlemde vakit geçiremez, oyalanamaz.

2) Allah’ın haram kıldığı müstehcenlik içeren yayınlar izlenmemeli ve izlettirilmemeli.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de;”Mümin erkeklere şöyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için çok temiz (bir harekettir). Şüphesiz ki Allah, (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır." Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. (Nur sûresi 30-31) emredilmiş ve bakılması yasak olan, özellikle de avret yerlerinin göründüğü yayınlar izlenmesi yasaklanmıştır. Çıplaklığın teşhir ve teşvik edildiği filmlerdeki cinsel içerikli sahneler buna örnek olarak verilebilir. Genel bir kaidedir ki;”Bir şeyin aşırı yaygınlaşması ve normalmiş gibi kabullenilmesi, onun meşru ve helal olduğu anlamına gelmez.

3) Müstehcen ve cinsel  içerikli yayınlar, yayılmamalı ve paylaşılmamalı.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de;”Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.”(Nisâ, 85) buyurmuştur,bundan dolayı müstehcen yayınların yayılması ve paylaşılması da helal değildir ve büyük bir vebaldir.

Sosyal medyada ve sanal âlem’de haber paylaşırken, o linki tıklayan insanların müstehcen içerikli başka linklere kayma ve haram bir işi yapma ihtimali düşünülmelidir. Haber okurken ya da diğer sosyal medya ortamlarında video izlerken, müstehcen içerikli foto-galeri ya da videolar da kolaylıkla ekrana düşebilmektedir.

Bu nedenle, bir linki paylaşırken ve kaynak olarak tavsiye ederken de son derece dikkatli olmak gerekir.

4) Yalan haber ve ve bilgiler yayılmamalıdır.

Ne amaçla ve kiminle ilgili olursa olsun, yalan haber ve bilgiler yayılamaz. Yalanın Müslümana ya da gayr-ı müslümana söyleneni olmaz ” yalan denilen kötü ahlâk bütün dinlerde yasaklanmış ve haram edilmiştir.; “Moral olsun diye  “Beyaz yalan” tabir edilen moral arttırma  amaçlı uydurma haberler, eninde sonunda ortaya çıkacak ve  gerçeklerin farklı şekilde algılanmasına ve insan zihninin yanlış biçimde şekillenmesine yol açacaktır bu da çok tehlikelidir.

5) Doğruluğu kesin emin olmayan ve kaynağı doğrulanamayan bilgi paylaşılamaz.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. “ (İsrâ sûresi 36) ayetiyle, bizi açık bir şekilde kesin olmayan malumatlardan sakındırmaktadır. Rasûlullah’ın (Aleyhisselam ) “Her duyduğunu söylemesi, kişiye yalan olarak yeter” şeklindeki sözü de her duyulanı aktarmayı yasaklamaktadır. Aktaran ve paylaşan kim olursa olsun, kesin biçimde bilinemeyen, teyit edilemeyen ve kaynağı belirlenemeyen bilgi ve haberleri paylaşmamak gerekir.

6) Zan içerikli bilgiler paylaşılamaz.

Zandan kaçınılmasını kesin bir şekilde emreden Rabbimiz,Kur’an -ı Kerimde “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât sûresi 12) buyurmuştur.

 İnsanlar ve kurumlar hakkında zanna,dedikoduya ve tahmine dayalı söylemleri paylaşmak ve yaymak uygun değildir. Zanda bulunmak insanların kafalarında gereksiz soru işaretleri ve şüpheler doğurmakta,birbirlerine olan güvenlerini sarsmaktadır.

7) İnsanların gizli ve mahrem halleri araştırılmamalıdır.

Gizli hallerin araştırılması (Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile tecessüs etmek), Kur’an’da kesin biçimde yasaklanmıştır. (Hucurât sûresi 12) İnsanların gizli olarak ve kapalı kapılar ardında işledikleri günahlar, hiçbir şekilde araştırılamaz, bunların peşine düşülemez, soruşturulması yapılamaz. İslâm dini, insanların günahları  alenî şekilde işlenmemesi için gerekli tedbirleri almakla ve insanları tavsiye yoluyla iyiye yönlendirmekle yetinir.

8-) Tecessüs gizli hallerin araştırılması yoluyla elde edilen bilgi ve görüntüler, paylaşılmamalıdır.

Tecessüs yoluyla elde edilen bilgi, görüntü, fotoğraf, ses kaydı ve videoların paylaşılması ve yayılması da kesin şekilde yasaktır ve Rabbimiz tarafından haram edilmiştir. İşlenen suçlara engel olunması maksadıyla adlî mercilerin yapacağı işlemler dışında, şahısların tecessüs yoluyla elde edilen malzemeyi yaymaması gerekir.

9) Özel sohbet ve konuşmalarda, kişiyi gayri meşru yollara sürükleyecek ayrıntılara ve yaklaşımlara girilmemelidir.

Sosyal medya ve sanal âlemdeki özel ve kişisel sohbetlerde, kadın ve erkek  arasında gayrimeşru ilişkilerin ortaya çıkmasına yol açacak ayrıntılardan ve üsluptan sakınmak ve dikkat etmek gerekir. Bilgi alışverişi için yapılacak sohbetlerde ve yazışmalarda bile ahlaki,seviyeli bir uslüp ve düzey  muhafaza edilmeli; nefsin arzularını kişinin hevâ ve hevesini  harekete geçirecek yazışma ve konuşmalardan, yanlış anlaşılmaya sebebiyet  verecek üslup ve ifade tarzlarından uzak durulmalıdır.

Bugün bazı mecburiyetler nedeniyle DM’ler üzerinden de iletişim kurmak gerekebileceğinden, en azamî dikkat ve özeni elden bırakmamak en doğru olandır.

10) Aile içinde kalması ve gizlenmesi gereken, mahrem,özel görüntüler paylaşılmamalıdır.

Başkalarının istismarına açık mahrem,özel ve aile içi görüntülerin sanal âlemde ve sosyal medya hesaplarında paylaşılması, birçok fitneyi ve karışıklıkları da  beraberinde getirmektedir. Erkek olsun veya kadın olsun, hiçbir Müslüman, Allahın koyduğu kurallara uygun olmayan görüntülerini insanlara sergileyemez. “İffetini ve namusunu korumak” erkek-kadın her Müslümana farz olduğuna göre Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde “Mümin erkeklere şöyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için çok temiz (bir harekettir). Şüphesiz ki Allah, (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır." Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. (Nur suresi 30-31)  diye emretmiştir bundan dolayı da teşhir edilen fotoğraf ve diğer görsel malzemelerin dikkatle seçilmesi şarttır.

Sanal âlemde paylaşılan her fotoğrafın, kötü niyetli insanların eline geçebileceği ve başka amaçlar için kullanılabileceği hiç akıldan çıkarılmamalıdır.

11) internet ortamında yapılan yazışmalar ve sohbetler sırasında küfür içerikli ifadeler kullanılmamalıdır.

Alemlerin Rabbi olan Allah(Azze ve Celle), zulme uğrayan kişinin bunu adaletin tesis edilmesi ve hakkının alınması için dile getirmesi dışında, kötü sözlerin açıktan söylenmesinden hoşlanmaz. (Nisâ sûresi 148) Küfretmek, müstehcen ve cinsel  içerikli bütün sözler, hakaret,aşağılama,hafife alma,dalga geçme ve diğer kötü sözler, bu cümledendir. Sanal âlemdeki her türlü yazışma ve sohbetler sırasında da, tıpkı gerçek hayattaki İslâmî söz ve ölçülerinin mutlak surette korunması şarttır. Muhatabımız farklı,hatta ve hatta düşman görüşten bile olsa, bir Müslüman, üslubundan taviz veremez.

12) Müslüman alaya alınamaz, onuruyla oynanamaz.

Bir Müslümanın alaya alınması, kesin bir şekilde yasaktır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; zira onlar kendilerinden daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; çünkü alay edilenler edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi aşağılamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fâsıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır. (Hucurât sûresi 11) buyurmuştur.

Gerçek hayatta olduğu gibi, sanal âlemde de Müslümanların birbirlerini alaya almaları,dalga geçmeleri, küçük düşürmeleri, başkalarının dalga geçmesine ve alaya almasına yol açacak şekilde yorumlar yapmaları ve Müslümanlara edilen bu türden hakaretlere seslerini çıkarmamaları doğru değildir.

Sanal âlemde ve özellikle de sosyal medyada, kendimizden büyük kimselere de saygı ve hürmet ölçülerine riayet etmek en doğrusudur.

13) Bir Müslümanın gıybeti asla yapılmamalı.

“Bir Müslümanı, kendisinin bulunmadığı bir ortamda hoşlanmayacağı şekilde anmak” olarak tanımlanabilecek gıybet, kesin şekilde haramdır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksinir! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur. (Hucurât, 12) buyurmuştur.Toplumda herkesin herkes hakkında kolayca ve fütursuzca yorum yaptığı, özellikle siyasette hiçbir ölçünün tanınmadığı sanal âlem, gıybetin de en fazla  yapıldığı platform durumundadır. Bilhassa takma isimlerle açılan sahte sosyal medya hesaplarından yapılan yorumlar, kişiyi gıybetin en şiddetli ve acımasız biçimine cesaretle sürüklemekte, bunu yapan insanlar herhangi bir pişmanlık duymadıkları gibi, sahte isimlerin arkasına gizlendiklerinden dünyevî bir ceza ve yaptırımla da karşılaşmamaktadırlar. Allah’ın haram kıldığı  gıybet sadece günlük yaşadığımız günlük hayatta değil, sanal âlemde de haramdır.

Bütün Müslümanları ve insanları ilgilendiren problemli ve sıkıntılı bir meselenin, ilgilileri muhtemel bir zarara karşı bilgilendirmek için anlatılması ve ortaya çıkarılması caizdir. Ancak burada da gıybet yapmamaya dikkat edilmeli ve söylenen her bir cümle titizlikle tartılmalı ve söylenmelidir.

Müslümanlar olarak, İslâm’ın izzetini ve şerefini koruma görevimiz de bulunduğuna göre, cahil ve kötü niyetli insanların istismar edeceği hassas dinî meseleleri sanal âlemde uluorta tartışmaya açmak kesinlikle uygun değildir. Özellikle ilim erbabının dikkat etmesi gereken bu ölçünün ihlal edilmesi, İslâm’ın ve Müslümanların karalanmasına sebebiyet vermektedir.

14) Bir Müslüman başka bir Müslümana asla iftira etmemeli.

Müslümanın gıybet edilmesi haram olduğu gibi, iftiraya uğraması da kesinlikle haramdır. Sanal âlemde paylaşımlarda bulunurken, siyasi ya da dini açıdan farklı bir yerde dursa bile, bir Müslümana kesinlikle iftira edilemez, iftiraya sessiz kalınamaz, iftira edenlere tarafında olup destek olunamaz.

15) Diğer insanlarla ilişkilerde, konuşma ve yazışmalarda da, iletişim kuralları ihlal edilmemeli.

Bir Müslüman sadece Müslüman kardeşine karşı değil, iletişim içinde bulunduğu bütün insanlara karşı ahlaki değerleri gözetmek ve aami nezaketi korumak durumundadır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Müslümanların birbirlerinin velisi oldukları” (Tevbe sûresi 71) gerçeğinin dikkate alınmasını ve bu ölçülerin İslâm toplumu içinde daha hassas uygulanmasını emretmiştir. Dışarıya karşı ise, özellikle sıcak savaş ve çatışma durumunda, İslâm’ın izin verdiği noktalarda bazı esneme alanları bırakılmıştır.

Savaşta yalan söylemeye izin verilmesi, düşmana karşı yapılan mücadeleyi kazanabilmek için hile yapılabilmesi, kâfirlerin yaptıklarına karşı gerektiğinde aynı şekilde cevap verilebilmesi bu duruma örnek olarak verilebilir.

Ama günlük insani ilişkilerde yalan ve iftira gibi yasaklanan temel suçlar, sadece Müslümanlara değil Müslüman olmayanlara karşı da aynı şekilde suçtur. Bir Müslümanın, dilini yalan, hakaret, iftira ve gıybet gibi kötülüklerden titizlikle sakınması gerekir. 

16) Sanal âlemde ve sosyal medyada yapılan gayri İslâmî ve gayri ahlaki yorumlara beğeni ve paylaşım yoluyla destek verilmek kesinlikle uygun değildir.

Sanal âlemde ve sosyal medyada yapılan yorum ve paylaşımlara, beğeni ve paylaşım yoluyla destek vermek hem dini manada hem de kanuni kurallar dahilinde sorumluluk gerektirir. Söz konusu yorum ve paylaşımlar gayri İslâmî ve gayri ahlâkî ise, ona destek verenler de vebale ortak olurlar.

17) İşlenen bir günah, geçmişte kalmış olsa  bile, insanların öğrenebileceği kamuya açık ortamda övünülerek ve rahat bir üslupla anlatılmamalı.

İslâm’da günahların gizlenmesi esas olduğundan, işlenen günaha tevbe edilmiş olsa bile, bir günahı herkese açık bir ortamda, hele de övünerek ve pişmanlık duymadan anlatmamak gerekir. Bu yapılan insanları günahlara özendireceği gibi, kulun Allah karındaki yerini de tehlikeye atar.

18) Hassas ve herkesin anlayamayacağı dini meseleler cahil insanların İslâm’a saldırmak için kullanacağı kritik mevzular, sanal âlemde tartışmaya açılmamalı.

Müslümanlar olarak, İslâm’ın izzetini ve şerefini  koruma görevimiz de bulunmaktadır, bu yüzden cahil ve art niyetli insanların istismar edeceği hassas dinî mevzuları sanal âlemde uluorta tartışmaya açmak uygun değildir. Özellikle ilim erbabının dikkat etmesi gereken bu ölçünün ihlali, İslâm’ın ve Müslümanların zarar görmesine sebebiyet vermektedir.

19) Başkalarının kutsallarına  ve değerlerine sövülmemeli,hakaret edilmemeli.

Kur’an-ı Kerim’de Allah’tan başkalarına kulluk edenlere ve taptıklarına sövmek ve hakaret etmek, kesin bir dille yasaklanmıştır. (En’âm sûresi 108) Bunun sebebi ise, onların da cahilce ve düşmanca Allah’a ve İslâm’a sövecek olmalarıdır. Modern zamanlar diye adlandırılan günümüzde medya ve sosyal medya diliyle İslâm karşıtlarıyla ve düşmanlarıyla mücadele ederken, onların onur ve haysiyetlerine dokunacak üsluplar kullanmak, sövmek, hakaret etmek yalnızca Allah’a, İslâm’a ve kutsal değerlerimize daha fazla hakarete yol açmaktadır. 

Rabbimiz, inkârcılarla sözlü mücadelenin en güzel biçimde (Nahl sûresi 125) etkili bir üslupla “Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. (Nisâ sûresi 63) ama onların seviyesine düşülmeden (Furkan sûresi 63) yürütülmesini istemektedir.

20) Ayet ve hadisler, siyasî tartışmalarda malzeme haline getirilmemeli; dini naslar(hükümler), sanal âlemde kavga malzemesine dönüştürülmemeli.

Ayet-i Kerime ve Hadis-i şeriflerin, güncel meselelerde ve kavgalarda aslından tamamen kopuk bir şekilde kullanılması ve malzeme yapılması, öncelikle Kur’an ve Sünnet’e yapılabilecek en büyük kötülüktür. Sanal âlemde ayet ve hadislerin gelişigüzel malzeme yapılması çok büyük bir yanlış olduğu gibi, kaynağı tespit ve teyit edilemeyen söz ve yazıların da ünlü birilerine nispet edilerek paylaşılması da doğru değildir.

21) Allah’ın ayetlerinin ve dini değerlerin alaya alındığı ve dalga geçildiği sanal ortamlarda (yazışma grupları, Twitter ve Facebook sayfaları, forumlar vb.) kalmak bir Müslüman için uygun değildir. 

Hem Mekke (En’âm, 68) hem de Medine (Nisâ, 140) dönemlerinde inen ayetlerde, Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiği ve alaya alındığı ortamlarda kesinlikle bulunmamaları, Müslümanlara ihtar edilmiştir. O ortamlarda tartışmaya girilmesinin ya da ayetlerin müdafaa edilmesinin emredilmemiş olması dikkat çekicidir. Hatta Nisâ sûresi 140 ayetinde  “Yoksa siz de onlar gibi olursunuz!” denilerek, bizim zihinlerimizdeki ‘tebliğ’ tanımından bambaşka bir çerçeve çizilmektedir. Bundanda anlaşılıyor ki, bulunduğumuz ortamda Kur’andaki ayetlerle ilgili ileri-geri konuşma başladığında yapılması gereken şey o ortamda tartışmaya girmek değil, ortamı terk etmektir. Aynı ölçüler, televizyonlarda yapılan tartışma programları için de geçerlidir.

Müslümanım diyen birisi

İçin aslolan Alemlerin Rabbi olan Allah’ın emrettiklerini yapmak yasakladıklarından kaçınmak ve hayatını “O”nun emrettiği gibi şekillendirmesi gerekir…

Selam ve Dua İle

Yazdır Paylaş
Diğer Eyyüp Sabri Erdem Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek