Kurbanlıklar satışa çıktı
Karabirgül ailesinin mutlu  günü
İlknur’un katilinin yargılanmasına başlandı
Başpehlivan, Cengizhan Şimşek oldu
Bu yazı 25 Şubat 2022, Cuma 09:26:14 tarihinde eklendi. 1002 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İSLAM DİNİNDE YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA - Eyyüp Sabri Erdem

İSLAM DİNİNDE YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

 

İSLAM DİNİNDE YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

Alemlerin Rabbi olan Allah(Celle  Celaluhu)toplumda huzurun hakim olması için kural ve kaideler koymuştur ve bunlara uyulmasını ister. Bunun içinde iyilik yapmayı,yardımlaşma ve dayanışmayı emreder. Hayatın her alanında olduğu gibi yardımlaşma konusunda da en güzel örnek, Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz(Aleyhisselam)dır.

O ümmetini daima cömertliği,paylaşmayı ve kanaatkârlığı emretmiştir.

Yardımlaşma dediğimiz kavram kişinin sahip olduğu imkanları başka insanların yararına

sunması,paylaşması ve insanlara sıkıntılarını gidermede destek olmasıdır.Yardımlaşma denilen kavram bağış, cömertlik, dayanışma, hayırseverlik, fedakârlık, iyilik gibi şnsanla ilgili olumlu kavramlarla ilişkilidir.Kendi çıkarını düşünmek, cimri olmak, vurdum duymazlık, sanane -bananecilik,menfaatçilik gibi kavramlarsa yardımlaşma kavramına zıt bir anlam taşır.

İslam dini toplumsal  hayatın doğal bir neticesi olarak yardımlaşmayı hayatın merkezine yerleştirmiş, maddi ve manevi açıdan dini ve ahlaki bir görev saymıştır.

Yardımlaşma hususunda temel ölçü Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şu ayette ifade edilmiştir:

"İyilik ve tâkva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Fakat günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın." (Maide suresi, 2. ayet)

Yardımsever olmanın özünde fedakârlık, başkalarını düşünme ve ihtiyaç sahibi insanlara sahip çıkmak duygusu vardır.Çünkü yardımlaşma denildiğinde dünya malından,insanını insan yapan en önemli vasıf dediğimiz sevgiye kadar her şeyin başkaları ile paylasılması söz konusudur. Üstelik iyi zamanlarda ve kötü zamanlarda,dünyaya ait insan İle ilgili her yerde geçerlidir.Nitekim Kur'an-ı Kerimde " bir saldırıya uğradıklarında

yardımlaşanlar" (Şûra sûresi 39. ayet) için mükâfat vadedilmektedir.

Peygamber Efendimiz(Aleyhisselam)hadis-i şeriflerinde yardımlaşma İle ilgili  şunları söylemişlerdir;

"Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin, size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onun karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuzu kanaat getirinceye kadar ona dua edin." (Ebu Dâvud, Zekat, 38)

 

Kulların sabaha eriştiği her gün (yeryüzüne) iki melek iner. Bu iki melekten biri, 'Allah'ım, malını hayır yolunda harcayan kişiye (harcadığı malın yerine) yenisini ver.' der. Diğeri de, 'Allah'ım, malını (hayır yollarında harcamayarak) elinde tutan (cimrilik eden) kişinin malını telef et.'der." (Buhari,Zekat,27)

 

İnsanlar arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışma duyguları yardımlaşma ile gelişir,kardeşlik ahlakı yaygınlaşır, insanlar arasında türlü nedenlerle ortaya çıkabilecek kin,nefret, kıskançlık ve düşmanlık gibi olumsuz duygu ve düşünceler önlenmiş olur. Sevgi ile iş bölümü yapılarak toplumsal yardımlaşma sağlanmış olur.

Yardımlaşmanın kapsamlı olduğu ve yapıldığı toplumlarda dostluk ve akrabalık duyguları güçlü olur; zenginlik ve refah seviyesi artar, fakirlik azalır, dinimizin hoş görmediği dilencilik ortadan kalkar; hırsızlık ve gasp ve Allah’ın haram ettiği bütün  gayr-ı meşru işler en alt düzeye iner.

Mü’minler birbirlerine yardım ve sahip çıkma husûsunda, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binâlar gibidirler. Parmakları birbiri arasına geçirilen ve kenetlenen ve gerektiğinde birbirini

temizleyen iki ele benzerler ki, biri diğerinin eksiğini tamamlar ve yanlışını düzeltir. Onu kirli göstermek, hatâsını ortaya çıkarmak için değil, temiz ve hayır üzere olması için gayret sarf eder.

Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam)şöyle buyurmuştur:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımını kesmez ve onu hakir görmez.” (Müslim)

“…Mü’min mü’minin kardeşidir, onun geçimine yardım eder ve onu arkasından kötülüklere karşı korur.” (Ebû Dâvûd)

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)şöyle demiştir:

“Mü’min, (din) kardeşinin aynasıdır. Onda bir ayıp gördüğünde onu düzeltir.” (Buhârî)

İnsanların, birbirlerine yardım etmeleri ve hayırda yarışmaları, Allah Teâlâ’nın râzı olduğu ve İslâm kardeşliğinin temelini teşkil eden hasletlerin başında gelir.Bundan dolayıdır ki zayıf ve muhtaç olan herkesin yardımına koşmak, îmânın kemâline ve güzelliğine  işârettir.

Mü’minler, Allâh’ın emirlerine hakkıyla tâbî olup nefsin arzularından uzaklaşmak husûsunda birbirleriyle yardımlaşmalıdırlar. Birbirlerini hayra teşvik ederek iyilik yollarını açmalı ve sâlih amellere sevk etmeli,yasakladığı haram işleri sakındırarak kötülük yollarını kapatmalıdır. Kısacası, Âhireti birlikte kazanma gayreti içinde olmalıdırlar.

Yüce Rabbimiz, en faydalı yardımlaşmanın başında birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye husûsunun olduğunu, böyle davranan insanların da hüsrandan kurtulacağını Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyân etmektedir;

“Zamana andolsun ki, insan hiç şüphesiz hüsrân içindedir. Ancak, îmân edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnâdır.” (Asr sûresi 1-3)

Peygamber Efendimiz, İslâm’ı tebliğ başlayınca ümmetine, hastaları  ziyâreti, cenâzelere iştirâk etmeyi, aksırana hayır dilemeyi, zayıflara ve ihtiyaç  sahiplerine yardım etmeyi, zulme uğrayana yardımcı olmayı ve yemin edenin yemininin yerine getirilmesi için gayret etmeyi emretmişti. Emrettiklerine uyarak din kardeşine yardım edebilme niyet ve gayretinde olan mü’minlere de şu güzel müjdeleri vermiştir:

“Kul, din kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da kulunun yardımcısıdır.” (Müslim, Zikr, 37-38; Ebû Dâvûd, Edeb, 60; Tirmizî, Hudûd, 3)

“Kim (din) kardeşinin ihtiyâcını giderirse, Allah da onun hâcetini giderir. Kim bir Müslümanın dert ve kederine çâre olur (onu ferahlığa kavuşturur)sa, Allah da o sebeple kıyâmet sıkıntılarından bir sıkıntıyı kendisinden giderir.” (Buhârî, Müslim)

İnsanın, karşılığını sadece Allah'tan bekleyerek yardımda bulunması ve Allah'ın kendisine verdiği nimetleri, başkalarıyla paylaşması insanî manada bir erdem ve ahlakî bir olgunluktur. Kendini müslüman olarak kabul eden birinin değişik vesilelerle malından bir kısmını başkalarına vermesi islamın üzerinde ısrarla durduğu önemli ibadetlerden biridir.

Bu, bazen zekât şeklinde Allah (Celle Celalühü) tarafından emredilen önemli bir emir olabileceği gibi bazen de kişinin kendi isteğine bırakılmış olabilmektedir. İsteğe bağlı bağışlardan, kişinin malını hayatta iken karşılıksız olarak başka birine vermesi anlamına gelen hibe, sadaka, hediye, atıyye gibi kavramların daha dar, özel anlamlarının olduğu da söylenebilir. Örneğin, sadaka karşılıksız olarak Allah rızası, için fakir ve ihtiyaç sahiplerine verilen mal için kullanılırken hediye ise kişiler arasında sevgi bağı ve yakınlık oluşturmak için kullanılmaktadır. 

Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam)hem insanlar arasındaki kardeşliği ve yakınlığı en üst seviyeye çıkarmak, hem de fakir ve zengin arasındaki kaynaşmayı ve bir arada olmayı tesis etmek için diğerkâmlık, ihsan,vefa,paylaşma, gibi insana ait olan erdemli davranışların yanında, karşılıksız bağış yapmayı da tavsiye etmiştir. Peygamberimiz(Aleyhisselam)ve Ashab-ı Kirâm Rabbimizin emri olarak ömürleri boyunca vermeyi kendilerine şiar edinmişlerdir,konu ile ilgili olarak Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:  

“Sevdiğiniz şeylerden sarf etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne sarf derseniz, şüphesiz Allah onu bilir”

(Âl-i İmran sûresi 92).

Sağlıklı iletişim içerisindeki bireylerden oluşmuş bir toplumun sosyal sıkıntıları çözme kabiliyeti daha fazladır. Bu nedenle Allah Resûlü Müslümanları birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermeye çağırır.

İslam’ın sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önemi birkaç Ayet-i  Kerime ve Hadis-i şerifle yazımıza son verelim;

“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir” (Âl-i İmran sûresi 92)

Mallarını gece ve gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. (Bakara sûresi 274)

Hz. Peygamber (Aleyhisselam ) şöyle buyurmuştur: “Her Müslüman'ın sadaka vermesi gerekir.” (Müslim)

Peygamberimiz (Aleyhisselam ): “Her iyilik bir sadakadır.” (Buhari) buyurmuştur.

Selam ve Dua İle

Eyyup Sabri Erdem

Ensar Vakfı Lüleburgaz Şube Başkanı

Yazdır Paylaş
Diğer Eyyüp Sabri Erdem Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek