Şeker Gübre depoları 10 Ağustos’ta satış ihalesine çıkıyor
Önce lastik çarptı, sonra otomobil
LÜLEBURGAZ’DA FECİ KAZA
Lüleburgaz’a Arefe günü iki Pazar kurulacak
Bu yazı 15 Şubat 2022, Salı 09:28:51 tarihinde eklendi. 683 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MEGA PROJE MEGA ENDÜSTRİ MEGA KRİZ - Ozan Akarsu

MEGA PROJE MEGA ENDÜSTRİ MEGA KRİZ

 

MEGA PROJE MEGA ENDÜSTRİ MEGA KRİZ

 

Yaklaşık 5 yıldır, Trakya’nın ve haliyle Lüleburgaz’ın Mega Projeler kapsamında yeni cazibe merkezleri haline alacağı, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı, 3. Havalimanı, 1915 Çanakkale Köprüsü gibi projeler ile de stratejik değerinin artacağı söyleniyor.

İstanbul ve Çanakkale merkezli birçok proje, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı Trakya bölgesinde önemli beklentiler yaratmış durumda. Ekonomi Bakanlığı'nın sanayi teşvik verilerine göre son 5 yılda Trakya bölgesine yaklaşık 17,5 milyar TL'lik yatırımın 63,7'lik payını Tekirdağ, 31,1’lik payını Kırklareli alınca iki ilin pek çok yerinde fabrikalar yükselmeye başladı. Özellikle Çorlu – Lüleburgaz arası resmen bir şantiyeye dönüştü.

Bu süreçte Çorlu ve Çerkezköy'de bulunan iki adet Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Çorlu'daki Avrupa Serbest Bölgesi gelişmiş alt yapıları sayesinde bölgeye önemli yatırımların çekilmesinde öncü görev üstlendiler. Kırklareli'nde yer alan Evrensekiz ve Büyükkarıştıran OSB'lerin Türkiye'nin önemli firmalarına ev sahipliği yaptığını düşünürsek, gıda, tekstil, plastik, ambalaj, metal işleme, döküm, çimento, cam gibi geniş bir sektörün yeni yatırım alanı olacağını söyleyebiliriz. Önceki yazılarımda bahsettiğim yenilenebilir enerji potansiyelini de es geçmemek gerek.

Kırklareli ve Tekirdağ birçok yönden cazibe merkezi olmasında sahip olduğu kalifiye insan gücünü de es geçemeyiz. Kömür, gaz ve yer altı suyu rezervi de cazibeyi arttıran doğal etmenlerdir.

Söz konusu 17,5 milyar TL’lik yatırımdan Edirne’nin ise yüzde 5,2 pay alması ise oldukça düşündürücüdür. Bunun nedeni her ne kadar İstanbul’a olan uzaklığı gösterilse de bana göre; kent ekonomisinde ağırlığın hala tarıma dayalı olması, Bulgaristan ve Yunanistan ile yaşanan sorunlardan dolayı sanayinin İstanbul’dan fazla uzaklaşmak istememesi gösterilebilir. Edirne’de 1 tane olan OSB’nin tam kapasiteyle çalışmaması da bu yüzdendir.

Yakın zamanda Çanakkale köprüsü ile Edirne’nin güneyi, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı ile de kuzeyi sanayi ve üretim ile daha da canlanacaktır diye düşünüyor ve temenni ediyorum. Bununla beraber korkularım da yok değil.

Alınan yatırım kararları, doğru adımlar atılmadığı takdirde Türkiye için geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğurabilir. Çünkü doğal dengeyi bozan ve doğadaki çeşitliliği bitiren kalkınma hamleleri bir süre sonra o bölgeyi yaşanmaz hale getirebilir.

Yöremize İstanbul’daki sanayinin taşınması gibi bir durum söz konusu ise ve nihayetinde Trakya’da ilerleyen yıllarda mega projelerin etkisiyle bir ya da birkaç mega endüstri bölgesi kurulması gündeme gelmesi ihtimaline karşı Trakya’nın yerel yöneticileri şimdiden adımlar atmalıdır.

Bunun için yapılacak şeylerin başında, sürdürülebilir, gelişime ve özellikle endüstri 4.0 sistemine açık bir iktisadi gelişim politikasının hayata geçirilmesi, Plan neticesinde de doğaya saygılı bir mekan planlaması yapılması gerekiyor. Hali hazırda Zonguldak, Trabzon, Sakarya ve Adana illerinde bulunan mega endüstri bölgelerindeki çalışmaların ve çevreyle ilişkisinin iyi incelenmesi gerekiyor.

Eğer bu projeler hakkında bir inceleme ve çalışma yapılmazsa, çevre ve insan dostu planlama yaklaşımlarından ayrı olarak alınmış, doğaya etkileri dikkate alınmadan kurgulanmış, bir yerden sonra geri dönüşü olmayan ikim, iktisat ve insan krizleriyle dolu bir Trakya’ya neden olabilir. Yerel yöneticiler yapacakları çalışmalar ile gerekli tavrı bugünden koymazsa, mega endüstri bölgelerinin inşası için kapıya dayanan iş makinelerini durdurması mümkün olmayacaktır. Trakya’da hiçbir yerel yönetim böyle bir mega kriz ile baş edemez.

Trakya’nın yerel yöneticileri hızlı tren ile başlayan ve günün birinde mega endüstri bölgeleri ile neticelenecek olan sanayileşme girişiminin olumsuz etkilerini hesaplarken, mevcut zenginlikleri koruyarak bu süreci Trakya’nın gerçekliğine uygun bir şekilde yönetebilir. Tarımsal girişimcilik, kırsal turizm faaliyetleri, organik tarım, bal üretimi, çilek üretimi, mantar üretimi, orman ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştiriciliği gibi alanlarda girişimlerin artması adına projeler üretip Trakya toprağına, köylüsüne ve köyüne geri dönmek isteyen Trakya kentlisine sunmalıdır.

                                                                                              Ozan AKARSU

Yazdır Paylaş
Diğer Ozan Akarsu Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek