Şeker Gübre depoları 10 Ağustos’ta satış ihalesine çıkıyor
Önce lastik çarptı, sonra otomobil
LÜLEBURGAZ’DA FECİ KAZA
Lüleburgaz’a Arefe günü iki Pazar kurulacak
Bu yazı 09 Şubat 2022, Çarşamba 10:22:20 tarihinde eklendi. 2096 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR ZAMANLAR PARA LAZIM DEĞİLDİ - Metin ATLI

 BİR ZAMANLAR PARA LAZIM DEĞİLDİ

 

Bir zamanlar araba yoktu, çamaşır makinası yoktu, buzdolabı yoktu, fırın yoktu. Neden yoktu. Çünkü o zamanlar AKP yoktu. Diyeceksiniz ki o yıllarda daha elektrik bile yoktu, AKP ile ne ilgisi var. Öyle demeyin AKP olsaydı gerekirse bu millet için elektriği bile icat ederdi.

Ali küçük bir çocuktu. Dedesinin adı da Ali’ydi. Köyde yaşıyorlardı. Bir gece çok yağmur yağdı. Evin her tarafı akıyordu. Akan yerlere leğenleri koydular, yetmedi tencere koydular. Ertesi sabah yağmur dinmişti. Babası düşünceliydi.  Bize yeni bir ev lazım dedi. Parası yoktu ama para lazım değildi ki. Dostları vardı.

Ertesi gün kahveden belki 10 kişi geldi. Öküz arabalarınla toprak getirdiler. Toprağa su döktüler, çamur yaptılar. Çamur birbirini tutsun diye içine saman attılar. Sonra çamura ayakları ile girdiler ve çiğnemeye başladılar. Ali ve arkadaşları da çamura girmek istedi. Annesi “Elbiselerinizi batırmayın” diye bağırdı. Onlarda üstlerinde ne var ne yok çıkardılar. Önce biraz pipilerinden utandılar. Sonra çamurda çok eğlendiler.

Hamur gibi olan çamuru kalıplara döküp kerpiç yaptılar. Güneşte kuruttular. Babası dere kenarındaki kavakları kestirmişti. Bıçkıda tahta yaptılar. Bıçkıcıya para yerine kavak verdiler. Önce topladıkları büyük taşlardan temel yaptılar. Sonra kerpiçten duvar yaptılar. Bir tek kiremit için para gerekiyordu. Koyunun birini sattılar. 1 ay sonra yeni bir evleri olmuştu.

Oynarken karınları acıktı. Herkes eve dağıldı. Annesi fırından köy ekmeğini çıkarıyordu. Dumanı tütüyordu. Ekmekten bir dilim kesti, üstüne kendi yaptığı tereyağını sürdü, kendi yaptığı salçayı sürdü. Her şey doğal, her şey parasızdı. Ali ağzında ekmek koşarak yine oynamaya gitti. Bir araba megafonla bağırıyordu. Devlet su işlerine eleman alınacaktı. Kimse gitmiyordu. Para kazanacaksınız diyorlardı. Parayı ne yapacaklardı ki. Topal Hasan’ın kimi kimsesi, tarlası hayvanı yoktu. O kabul etti. Ona herkes çok acıdı, çok üzüldü.

Oynarken bir çocukta kızan şekeri gördüler. Canları çekti. Koşarak folluktan 2 yumurta aldılar. Bakkala yumurtaları verdiler, bir külah kızan şekeri aldılar. Annesinin sesini duydu, onu çağırıyordu. “Akşam oldu ineği çeşmeye götür yalaktan su içsin” dedi. Abisi “ben götürürüm ana” diye bağırdı. Abisi hep işleri ona yüklerdi. Anlayamadı. Annesi anlamıştı. Gülümsedi. Oğlu büyümüştü. Pomak Ali’nin kızını seviyordu. Çeşmede kızı görecekti. Heyecanı bundandı. Saat yoktu, telefon yoktu. Ama birbirlerini hissediyorlar, aynı anda çeşmeye gidiyorlardı. Konuşmak ayıptı. Kızla göz göze geldiler, uzun uzun bakıştılar.

Ve bir gün köye elektrik geldi. Düğmeye basınca ışık yanıyordu. Lamba derdi yoktu, gazyağı derdi yoktu. Bir sevindiler, bir sevindiler. Sonra tüp geldi. Gazı açınca ateş yanıyor, yemeklerini burada pişiriyorlardı. Çok kolaylıktı. Sonra evlere su geldi. Musluğu açınca su geliyordu. Allah’ım bu ne rahat bir hayattı.

Sonra bir gün postacı geldi. Çantasını açtı, içinden bir kağıt çıkardı. Üstünde elektrik faturası yazıyordu. Elektrik için para istiyordu. Para neydi ki. Şimdiye kadar hiç lazım olmamıştı. Para yoktu. Ama evde su için, elektrik için, tüp için para gerekiyordu.

Mecburen babası mandıraya çalışmaya gitti. Gidince 3 ay gelmiyordu. Topal Hasan’a yalvardılar, abisini işe aldırdılar. Kimse kimseye parasız bir şey vermez oldu. Yardımlaşma kalktı. Herkes parayla iş yapar oldu. Elektrik için para lazımdı.

Ali büyüdü, çocukları büyüdü. Birisi televizyonda “Bu fakir kardeşinize oy verin bakın ülke nasıl güzel olacak” diyordu. “Mührünüzü ampule basın” diyordu. ”Ampul tüm ülkeyi aydınlatacak, her şey güzel olacak” diyordu. Oyunu verdi. Verdi ama ampul az ışık veriyordu. Eski lamba bile daha iyi aydınlatıyordu. O adam “Şimdiye kadar cefasını çektik, bundan sonra sefasını süreceğiz” diyordu, yine oy verdi. O adam “Halinize şükredin bunu da bulamayanlar var” diyordu, yine oy verdi.

Bir gün elektriğe, her şeye acayip zam geldi. Geçinemez oldu. Ampul artık hiç ışık vermiyordu. Düşünceliydi. Çocukları karşısına geçti. “Baba bu ampul sadece 5’li çeteyi, 5 yerden ballı maaş alan siyasilere aydınlatıyor. Bunlar ampulün etrafını sarmış, bize onlardan ışık gelmiyor” dedi. “Bunları toplasan ülkenin yüzde beşini bile bulmuyor” dedi. Bu çocuklar ne zaman büyümüştü. 5 li çete falan nereden öğrenmişlerdi. Kızı son darbeyi vurdu. “Baba bunlara oy vermekle bizim geleceğimizi karartıyorsun” dedi. Dağılmıştı. Kızının mutluluğu için her şeyini verirdi. Ama kızı ona neler söylüyordu. Kafası karıştı.

Amcasına gitti. Yıllardır her şeyi ona danışıyordu. Bilge biriydi. Konuyu ona açtı. Amcası çok kızdı. “Eskiden cep telefonun mu vardı, çıkar bakayım telefonunu göreyim” dedi. Anladı ki amcası çağı kaçırmıştı. O karanlığı seviyordu. Aydınlanmak istemiyordu. Ona ampul hiç ışık vermese de olurdu. Ama bunlar ülkenin yaklaşık yüzde 25’iydi. ,

Arkadaşlarınla kahvede oturuyorlardı. Konuyu açtı. Baktı ki hepsinin kafası karışıktı. Geçinemiyorlardı. Dediler ki “Bu ülkede ışık var. Saray ışıl ışıl. Ama ışık bize ulaşmıyor. Ülkenin fabrikaları, madenleri, toprakları satıldı. Kasadaki 128 milyar dolar gitti. Borç üçe katladı. Tüm bunlar bu ampul yansın diye harcandı. Bu ampul çok yakıyor. Bize tasarruflu ampul lazım. Adalet ışığını, gelir ışığını, eğitim ışığını herkese eşit dağıtan bir ampul lazım. Bize LED ampul lazım.”

Hey muhalefet. Ali yeni bir ışık arıyor. Bu millet yeni bir ışık arıyor. Haberiniz var mı? Eski ampul patladı patlayacak. Siz de bir ışık var mı?

                               

 

           

        

 

 

 

 

 

 

 

 

                

          

            

 

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek