Lüleburgaz’da Sena Şener rüzgarı
Motosikleti bırakıp kaçtı, bir sürü ceza yedi
Ehliyetsiz sürücü motosikleti bırakıp kaçtı
Bu yazı 29 Aralık 2021, Çarşamba 09:49:37 tarihinde eklendi. 588 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ÇİN MODELİ EKONOMİ - Metin ATLI

                                                      ÇİN MODELİ EKONOMİ

 

                                                      ÇİN MODELİ EKONOMİ

             Çin modeli ekonomi. Bunu anlamak için önce Çin ekonomide nasıl bu kadar büyüdü, ne yaptı da dünyanın 2. büyük ekonomisi oldu ona bakalım. Sonra da bizim yaptıklarımızla karşılaştıralım. Bakalım bir alaka bulabilecek miyiz?

           40 yıl önce Çin fakir, fabrikası olmayan, içine kapanık ve kalabalık bir ülkeydi. Sanayisi yok denecek kadar azdı. Kişi başı milli geliri 156 dolardı. Dünyanın en kalabalık ülkesi olmasına rağmen ekonomik büyüklüğü sadece 150 milyar dolardı. Aynı yıl Japonya 1 trilyon dolar, Amerika ise 2,4 trilyon dolar büyüklüğünde bir ekonomiye sahipti.

          40 yıl önce Çin’in ihracatı sadece 7 milyar dolardı. Bu ihracatta sanayinin payı 350 milyon dolar gibi küçücük bir rakamdı. Yani nerdeyse sanayi diye bir şeyi yoktu. Ekonomisi tarıma dayalıydı. Ve 40 yıl önce 40 yıllık bir plan yaptılar.

           Önce milli paraları Yuan’ın değerini düşürdüler. Kademeli olarak 10 yılda Yuan 3 kat değer kaybetti. Bunun sonucu olarak bir ürünü ucuza mal etmeye başladılar. Ucuza mal edince dünyaya ucuz mal satmaya başladılar. Burada bir parantez açıp para değer kaybedince nasıl ucuza mal üretiliyor, ona bakalım.

            Bir tişörtün maliyetinin 3 Dolar olduğunu varsayalım.  Bunun 1 Dolar’ı iplik, 1 Dolar’ı enerji, 1 Dolar’ı da işçilik maliyeti olarak kabul edelim. Sonra Dolar yükseliyor ve sizin paranız değer kaybediyor.  İpi tamamen dışarıdan alsanız, enerji de tamamen dışarıya bağımlı olsanız bile işçilik ücretleri Dolar olarak azalacaktır. 200  Yuan maaş alan Çinli bir işçinin maaşı 100 Dolar iken maaşını 300 Yuan yapsanız bile maaşı 50 Dolar’a düşecektir. Çünkü 2 Yuan 1 dolarken paranın değeri düşmüş ve 6 Yuan bir Dolar olmuştur. 300 Yuan 50 Dolar edecektir.

           Bu hesapla tişörtün maliyetini yeniden hesaplayalım. 1 Dolar iplik, 1 Dolar enerji, 0,5 Dolar işçilik olacaktır. Yani maliyet 3 Dolar’dan 2,5 Dolar’a düşecektir. Zamanla ipi de kendiniz yapmaya başlarsanız ip maliyeti de düşmeye başlar. Nükleer enerji, rüzgar enerjisi falan kurarsanız enerji maliyetiniz de düşmeye başlar. Ve zamanla tişört maliyetiniz 3 Dolar’dan 2 Dolar’a kadar düşer. Böylelikle diğer ülkeler sizinle rekabet edemez ve ihracat patlaması olur.

          Şimdi parantezi kapayalım ve Çin’i anlatmaya devam edelim. Çin böylelikle ucuz işçilikle büyük ihracat yapmaya başladı. Dolar yüksek olduğu için de Amerika’dan gelen her şey Çinli’ye pahalı geldiğinden alamadı. Yerli mala yöneldi. İhracat arttı, ithalat azaldı. 10 sene sonra cari açığı kapandı ve bütçesi fazla vermeye başladı. 1980’de 150 milyar Dolar olan ekonomisi 1990’da 360 milyar Dolar, 2000’de 1,2 trilyon Dolar, 2010’da 6,1 trilyon Dolar, 2020’de ise 14,7 trilyon Dolar oldu.

           Bütün bunlar olurken Çin halkı uzun zaman fakir kaldı. Ama işsizlik azaldı. Daha sonra ülke kazanınca işçisi de kazanmaya başladı. 1980’de kişi başı gelir 156 Dolar iken  1990’da 317 Dolar, 2000 de 959 Dolar, 2010’da 4550 Dolar ve 2020’de 11 bin Dolar’a ulaştı. Çin önce üretime yatırım yaptı. Binlerce fabrika kurdu. Para kazanmaya başlayınca yol, köprü yapmaya başladı. Eğitime yatırım yapmaya başladı. Zamanla halkı da zenginleşmeye başladı.

            Şimdi bizim 20 yıldır yaptıklarımızla Çin’in yaptıklarının uzaktan yakından  bir alakası var mı? Onlar önce fabrika kurarak işe başlarken biz önce işe fabrikaları satarak işe başladık. Bir gün faizle oynuyoruz, diğer gün dövizle oynuyoruz.  Bu kafayla 40 yıllık program yapmak mümkün mü?  Biz de iyi kötü sanayi, turizm ve tarım var. Çin’in 40 senede yaptığını biz 20 senede yapabiliriz. 20 sene önce buna başlasaydık bugün gerçekten ikinci bir Çin olabilirdik. Türkiye’de bu potansiyel varken  maalesef kötü yönetimlerle bu hale geldik.

          Şu an yapılanlar Çin ekonomisi değil, tamamen seçim ekonomisi. Olmayan parayı 6 ay dağıtacaklar. Seçimi kazanmak için kadrolar açılacak. EYT, ek göstergeler, dövize bağlı faiz dağıtmalar, vergi silmeler  havada uçuşacak. 6 ay sahte bir cennet. Sonra seçim. Seçimden sonra bütün bunların acısı yine bizden çıkacak ve sonrası yine tufan. Artık ayaklarımız yere bassın. Artık Katar’dan gelen borç paralarla bu işin yürümeyeceğini, üretime yönelmemiz gerektiğini anlayalım. Katar bu paraları babasının hayrına vermiyor.  Hayallerle yaşamayalım.  Bizim kuşak treni kaçırdı.  Bari çocuklarımızın geleceğini kurtaralım.

              Olayı bir de şöyle anlatalım. Köyde Hasan Aga’ya babasından 200 dönüm tarla ve bir traktör kalıyor. Hasan Aga Çin ekonomi modelini uyguluyor. Önce tarla satın alıyor, traktörünü yeniliyor. Bunların ödemeleri bitene kadar evini yenileyemiyor. 5 sene aynı ceketi giyiyor. 5 sene sonra rahat etmeye başlıyor. Kendine yeni bir ceket, yeni bir kasket alıyor. Karısına güzel mobilyalar alıyor. 10 sene sonra 500 dönüm tarlası ve iyi bir traktörü oluyor. Baştan zahmet çekiyor ama sonra rahat ediyor ve çocuklarının geleceğini de kurtarıyor.

         Köyde bir de Hüseyin Aga var. Ona da babasından 200 dönüm tarla ve bir traktör kalıyor. Hüseyin Aga,   Türk ekonomi modelini uyguluyor. Tarla satın alacağına babasından kalan tarlaları satmaya başlıyor. Yetmedi traktörü de satıyor. Aldığı parayla eve mobilyalar alıyor. Kendine güzel bir araba alıyor. Hasan Aga’nın evinin önünden geçerken korna çalıp hava atıyor. Sonra para bitmeye başlıyor. 10 sene sonra karısı Hasan Aga’ya yevmiyeyle gündöndü teklemeye gidiyor. Bilmem Çin ekonomisi ile Türk ekonomisi farkını anlatabildim mi?

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek