CANLAR DEVEÇATAĞINDA BULUŞTU
Göksu ailesinin acı günü
BELEDİYE PERSONEL ALIMI SONA ERDİ
“PROJELERİNİZE TAM DESTEK VERECEĞİZ”
Bu yazı 15 Aralık 2021, Çarşamba 09:42:58 tarihinde eklendi. 694 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KENDİ HAYATINIZ İÇİNDE NE KADAR VARSINIZ? - Burcu Çalışkan

KENDİ HAYATINIZ İÇİNDE NE KADAR VARSINIZ?

KENDİ HAYATINIZ İÇİNDE NE KADAR VARSINIZ?

Kendi hayatınız içinde ne kadar varsınız? Bunu hiç düşündünüz mü? Yaşamın içerisinde öyle anlar yaşarız ki sanki hayatımız bize ait değilmiş, kendi kararlarımızın üzerinde kontrolümüz yokmuş gibi gelir. Hep yapılacak işler, yerine getirilmesi gereken sorumluluklar, ulaşılması gereken hedefler, memnun edilmesi zorunlu olan insanlar vardır. Bu duygular hayatımızın içinde çoğalırken zamanla kendimizi daha enerjisiz, hayata karşı daha isteksiz hissedebiliriz çünkü yaşantımızın içinde bizi motive edecek şeyler gittikçe silikleşir. Kendi için yaşayamamak her insanı zamanla tüketir. Özellikle bu duruma mecbur olma düşüncesi ve çaresizlik hissi eklendiği zaman iyi hissetmek daha da zorlaşır. Peki, bir insan neden kendinden uzaklaşır?

İçinde bulunduğumuz kültür topluluk temelli bir yapıya sahip. Benden çok, bize odaklı bir çevrede yetişiyoruz hepimiz. Bu durum özellikle ailemizde baskın bir karaktere sahip bir ebeveyn ya da baskıcı bir ortam varsa kendi ihtiyaçlarımızı öne alamama, hayır diyememe problemlerine yol açıyor. Burada kendimize soracağımız ilk soru şu: Hayır dersem ne olur?

Bu sorunun cevabı bazen bizi korkuya, bazen suçluluk duygusuna, bazen kaybetme korkusuna götürebilir. Unutmamalıyız ki hayatımızla ilgili kararlarda seçim hakkına sahibiz. Bu hakkı kullanmak için bizi kilitleyen duygumuzu fark edip hislerimizi yazabilir, ardından o duyguya rağmen adım atmayı deneyebiliriz. Karşınızdaki insanla aranızdaki ilişkinin tamamen sizin duyarlılığınıza ve davranışlarınıza bağlı olduğunu düşünüyorsanız muhtemelen o ilişkide manipüle ediliyorsunuz ve size alan kalmıyor. Alanınızı geri almaya sınırlarınızı çizerek başlayabilirsiniz.

Önceliğimizi sürekli karşı tarafa vermek kendimize kulak vermemektir. Sorumluluğu kendinde toplayan kişi günün sonunda iki ihtimalle karşılaşır: Depresif belirtiler ya da öfke patlamaları. Unutmamalıyız ki aşırı fedakarlıkta bulundukça etrafımızda bunu kullanmaya yatkın insanlar çoğalacaktır. Kullanıcı olmayan insanlar aşırı fedakar insanların yanında uzun süre kalamaz çünkü rahatsız olurlar. Odağınızı karşı tarafa verdikçe kendi ihtiyaçlarınızı duyup karşılayacak zamanı da o kişiye veriyor olursunuz. Kendinize belirli günler ve zaman aralıkları belirleyip o alandan ödün vermeyerek işe başlayabilirsiniz.

Özellikle erken çocukluk döneminde sevgi, ilgi, takdir ve onay kişiye koşullu olarak verildiyse kişi kabul görmek için uyum sağlamak zorunda olduğunu öğrenir ve davranışları ona göre şekillenir. Böylece hayatını sürdürürken odağı karşı tarafın ne düşüneceğinde, davranışlarının onay alıp almayacağına sabitlenir. Bu durumda artık hayatımızı kendi isteklerimize göre değil, karşı tarafın neyi takdir edebileceğine göre yaşamaya başlarız. Kendi isteklerimizi göz ardı ettiğimiz hayat, bize ait hissettirmez.

Hayatımızın başrolüne tekrar geçebilmek, yaptığımız eylemleri kimin için yaptığımızı ve bize nasıl hissettirdiğini sorgulamakla başlar. Her insan hayatını kendi için yaşama hakkına sahiptir ve yaşamalıdır da. Şimdiye kadar kendinizi hangi konularda ertelediyseniz bunları tek tek yazın ve tekrar öncelik sıranıza ufak ufak yerleştirin.

Hayatınızın tadını çıkarmanız dileğiyle…

Sevgiyle kalın…



Yazdır Paylaş
Diğer Burcu Çalışkan Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek