Lüleburgaz’da 23 Bin öğrenci karne heyecanı yaşadı!
Motosiklet yayaya çarptı; 2 yaralı
Mekke’ye yürüyen ‘Adam’ Lüleburgaz’dan geçti!
Kayalı; “Lüleburgaz’ın All Star’ını kuracağız”!
Bu yazı 03 Aralık 2021, Cuma 09:28:48 tarihinde eklendi. 728 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İSLAM DİNİNDE TİCARET AHLÂKI - Eyyüp Sabri Erdem

İSLAM DİNİNDE TİCARET AHLÂKI

 

İSLAM DİNİNDE TİCARET AHLÂKI

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hem fakirliğin hem de zenginliğin şerrinden Allah’a sığınmıştır (Müslim, Zikir, 49). Bu da iki hâlin tek başına fazilet olmadığının delildir ve ikisi de hayatın bir gerçeğini ortaya koymaktadır.

“Mülk Allah’a aittir ve O dilediğine dilediği kadar verir” (İsrâ Suresi, 17/30).

“Verdiklerini şükrü, vermediklerini de sabrı ile dener. Her ikisi de zor sınavdır” (Bakara Suresi, 2/155, 177).

Şükretmek kulun nimeti vereni kabul ve tasdik edip saygı kabilinden verilen o nimetten duyduğu memnuniyeti, sevinci ifade eder. Hamd etmek ise herhangi bir nimete kavuşmadan nimete bağlı olmaksızın güzel olanı zikretmek, söylemek anlamına gelir.

Yaşadığımız Hayat Ticaretten İbarettir

Alemlerin Rabbi olan Allah (Azze ve Celle) Kur’ân-ı Kerîm’de, Peygamber Efendimiz de (Aleyhisselam)hadislerinde hayatımızı ticaret üzerinden anlamlandırır.

Bize bildirilen ve emredilen ölçülere göre ticaretin en kârlısı, cennet karşılığında canı ve malı Allah’a satmaktır. En kârlı alış-veriş budur (Tevbe Suresi, 9/111). Bu kârlı ticareti yapan insanın adı mü’mindir.

Ticarette zarar edenler ise şu şekilde tarif edilmiştir; iman karşılığında küfrü, hidayet karşılığında dalâleti yani inkarı, cennet karşılığında cehennemi satın alanlardır (Bakara suresi, 2/16, 175; Âl-i İmrân Suresi, 3/177). Bu tâcirin adı da kâfirdir. Ticareti kâr getirmemiştir.

Kazançta Dinen Meşruiyet Yanında Vicdanen Meşruiyet de Olmalı

Kur’ân-ı Kerîm’de ve Peygamber efendimizin (sallallahu aleyhi vesellem) hadislerinde helâl denilen kavram, dinen ve vicdanen meşruiyet çerçevesinde ele alınmıştır. Kur’ân-ı Kerîm (Mü’min Suresi 51. ayette) başta bütün peygamberlere (Bakara Suresi 168. ayette) bütün insanlara ve (Bakara Suresi 172. ayette) ve (Mâide Suresi 87/88. ayetlerde) bütün mü’minlere helal-tayyibât (temiz olan) duyarlılığına sahip olmaları istenir. Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam)da: “İnsanlar fetva verse de sen yine de fetvanı vicdanından al!” (Ahmed b. Hanbel) buyurarak insanın yaptıklarının içine sinmesini meşruiyet ölçüsü olarak belirlemiştir.

İnsanın Kazancın Helal veya Haram Oluşu

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhihelal kazanç peşinde koşmanın mutlak surette farz olduğunu belirtmiştir (Taberânî,),bunun sebebi ise kazancın helal ve haram oluşu duaların ve ibadetlerin kabulünden, aile hayatındaki huzura varıncaya kadar hayatı etkilemesidir. (Bakara Suresi, 2-168, 172; Mü’minûn suresi, 23-51).

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün insanlara ve bütün mü’minlere helal hassasiyetini emreden ayet-i kerimeleri okuduktan sonra hac, cihad, sıla-i rahim gibi ibadetler için çıktığı yoldan gelmiş ve perişanlığı saç ve başının dağınıklığından, yüzünün ve gözünün toz toprak içinde oluşundan anlaşılan bir adamın ellerini semaya açıp “Ey Rabbim! Ey Rabbim!” şekliyle yaptığı duasının, yedikleri ve giydiklerinin haram olmasından dolayı kabul görmediğini anlatır.

Ticari Hayatta Ana İlke Dürüstlüktür

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)dürüst ve güvenilir (emîn) Müslüman  tâcirlerin ahiret hayatında peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle birlikte bulunacaklarını ifade etmiş ve bunun müjdesini vermiştir.

(İbn Mâce, Ticârât, 1- Dârimî, 8).

Bu hadis-i Şerif bir taraftan dürüstlüğün değerine ve önemine işaret etmiş bunun yanında onun zorluğunu da anlatmıştır. İnsanın zaaflarına bakıldığında ticari hayatta ki en kıymetli sermayesi dürüstlüktür. Dünyevi manada bir şeyini kaybeden sadece onu kaybeder, dürüstlüğünü kaybeden ise kendine ait olan her şeyini kaybeder.

Dürüstlük dediğimiz insanda olması gereken en önemli kavram ahlakın üst ilkelerinden birisidir ve Müslümanın en kıymetli ziynetidir. Tarih boyunca bakıldığında birçok ülkede İslam’ın dürüst ticaret erbabı sayesinde yayıldığı görülmektedir, bu da dürüstlük dediğimiz erdemin ne kadar değerli olduğunu gösterir. Bugün de geçmişte olduğu gibi aynı yolla örnek olunabilir. Mesela Peygamber efendimiz (Aleyhisselam)gayrimüslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar için en önemli ilkeyi belirlediği hadis-i Şerifinde, “Allah’ın helalini haram, haramı helal kılmadıkça Müslümanlar koşulan şartlara bağlıdırlar.” (Buhârî) buyurur. Özellikle bu ülkelerin vatandaşı olmuş olan ya da herhangi bir sebepten dolayı (mesela iş, eğitim gibi sebeplerle)buralarda yaşayan Müslümanlar, bu hadis-i şerife göre vermiş oldukları sözlere, bu ülkeye yapılan girişte koşulan şartlara uymakla yükümlüdürler.

Kazancın Asıl Dinamiği Berekettir

Kur’an-ı Kerim’de  (Mâide Suresi, 100) ayette ticari faaliyetlerin sonunda elde edilen kazancı değerli kılan çokluğu değil, bereketidir diye bildirilmiştir. Bereket dediğimiz kavram maddi manada nimetin sürekli olması manevi manada da mutlu olmaktır. Bereketi veren sadece Alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Buna göre helal ve meşru yoldan kazanılan az bir para haram ve gayri meşru yoldan kazanılan çok paradan daha değerlidir. Bu mutlak bir kuraldır. Kur’an-ı Kerim (Mâide suresi, 100) ayette bu husus şu şekilde anlatılır: “De ki! çokluğu hoşuna gitse bile pis (kirli, murdar, habîs) ile –velev ki az olsa da- temiz (tayyibât) bir olmaz.”Kanaat ise ticaretin kendine has olan tabii ve ahlaki kurallarına dayalı helal kazancı merkeze alması, insanın benliğini saran kazanma arzusunu (tamah, hırs, ihtiras) terbiye ederek, kontrol altına alması, aç gözlülük etmemesi, helali ve haramı ayırması, şüpheli olanlardan haram uzak durması anlamındadır. Buna göre kanaat, zenginliğe karşı bir tavır değildir. Helal yoldan kazanılmış ve mali yükümlülükleri (zekât, infâk, sadaka ) yerine getirilen servetten oluşan zenginlik, bir de cömertlik yapılarak topluma fayda sağlanıyorsa asla yerilen bir durumu olamaz.

Allah, yarattıklarının rızkını üzerine almıştır (Tâhâ Suresi, 20/132). İnsana düşen helal yollardan rızkını aramak (Mülk suresi, 67:15; Cuma suresi, 62/10), bu yolda iken şeytana uyup da yasak yollara sapmamak (Bakara suresi, 2/168; İbn Mâce, Ticârât, 2), gerekeni yapıp gerekli tedbirleri aldıktan sonra sonucunu Allah’a bırakmaktır. Allah şöyle buyurur: “Karşılaştığın meselede işi bilenlerle istişare et. Bir de karar verdin mi sebeplerini işle (Fâtır Suresi, 35/12; Mülk Suresi, 67/15) ve sonucunu Allah’a havale ederek (tevekkül) işine devam et.” (Âl-i İmrân Suresi, 3/159).

Kul Hakkı Hassasiyetine Dikkat Etmek

İslam’ın toplumsal hayatta öne çıkardığı iki önemli ilke vardır. Bunlardan birincisi kul hakkı hassasiyeti, ikincisi de helal kazanç şuurudur. Bu iki kavram, kişinin iş hayatında kalite ve verimliliğin, ticari sahada da helal kazancın sağladığı kalp ve gönül huzurunun kaynağı ve teminatını oluşturmaktadır. Bu iki hususta şuurlu olmak toplum ahlakını en iyi ölçecek düsturlardır. 

Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam)kul hakkı hassasiyetini anlattığı hadisinde haksızlıkların karşılıklı helalleşme yoluyla dünyada yaşar iken halledilmesi gerektiğini aksi takdirde paranın geçmediği ahiret hayatında haksızlık yapan kişinin sevaplarıyla ödeneceğini bildirmektedir. (Buhârî). Özellikle ticari hayat, bu açıdan azami hassasiyeti gerektirmektedir. “Mutaffifin” suresinde, insanların önemsemediği ve peşine düşmediği basit haksızlıkların bile kayda geçtiği ve onun için büyük bir mahkeme kurularak hakların sahiplerine ulaştırılacağı açık bir şekilde anlatılır (Mutaffifîn suresi, 83/1-9).

Haram helal hassasiyeti olmayan, dolayısıyla kazancı düzgün olmayan bir toplumun hiçbir işi düzgün gitmez ve feraha ulaşamaz. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bir hadisinde çalışanın işinin hakkını, işverenin de işçisinin hakkını alın teri kurumadan vermesini ister. (İbn Mâce)

Selam ve dua ile

Eyüp Sabri Erdem

Ensar Vakfı Lüleburgaz Şube Başkanı

Yazdır Paylaş
Diğer Eyyüp Sabri Erdem Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek