Lüleburgaz’da Sena Şener rüzgarı
Motosikleti bırakıp kaçtı, bir sürü ceza yedi
Ehliyetsiz sürücü motosikleti bırakıp kaçtı
Bu yazı 02 Kasım 2021, Salı 09:44:10 tarihinde eklendi. 714 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ZİHNİYET MESELESİ - Ozan Akarsu

ZİHNİYET MESELESİ

 

Lüleburgaz’a dair sorunları dile getirenlere son dönemde mevcut yönetime haiz kişiler tarafından ‘’bu durumun böyle olması bizim değil iktidarın meselesidir’’ gibi bir cümle sarf edilmeye başlandı.

Merak ediyorum halka hizmet için oluşturulmuş kurum ve kuruluşlar ortadaki sorunlar karşısında; bizim değil onların meselesi, bizim değil onların görevi, bizim değil onların sorunu diyerek birbirini suçlamaya başlarsa halka nasıl hizmet edecek?

Bu düşünce atanmış veya seçilmiş fark etmez, bütün idareci ve karar vericilerin en büyük düşmanıdır benden söylemesi. Gerçekten Lüleburgaz’a hizmet etme niyetinde ve gayretinde olan yetkisi ve pozisyonu ne olursa olsun, değil diline bu tür cümleler dolamayı, aklının ucundan bile geçirmemelidir.

Her şeyden evvel şunu unutmamak gerekiyor; Lüleburgaz hepimizindir. Doğduğumuz ve doyduğumuz yerdir. Dolayısıyla mevcut sorunlar dile getirilip çözüm önerileri belirtiliyorsa, bunun savunması iktidarı suçlayarak olmamalı ki zaten iktidar kanadına mensup olan kişilerde de muhalefeti suçlamak kronik bir hadisedir.

Hataların üzerini örtmek için başkalarını suçlamaya girişmek meseleleri çözecekse hepimiz birbirimizi suçlamaya devam edelim. Meseleleri mesele etmezsek ortada mesele kalmaz diye düşüneceksek alalım başımız gidelim.

Çözülmesi gereken sorunlara dair farklı düşünceler varsa, herkesin kendi düşüncesine öncelik vermesi gayet doğal bir durumdur ama bu düşünceler bir yerde buluştuğunda gelişime değil de karşılıklı suçlamalara dönüşüyorsa bunun tek ifadesi zihniyet meselesidir.

Bir röportajında Mansur Yavaş’ın şu cümlesi beni çok etkiledi. ‘’Siz vatandaşın gönlünü alabiliyorsanız iyi bir belediyecisiniz, yoksa hiçbir şey değilsiniz!’’

Aynı Mansur Yavaş bugün Türkiye’nin en çok sevilen idarecilerinden bir tanesi ve eminim yarın bu ülkenin yönetimine talip olsa milyonlarca kişi düşünmeden oyunu ona verebilecek durumda. Sayın Yavaş’ın ağzından ‘’vatandaşın bu durumda olması ülkeyi yönetenlerin suçudur, siyasilerin suçudur, iktidarın suçudur’’ gibi bir cümle duydunuz mu? Ben duymadım. Göreve geldiğinden bu yana sadece önündeki sorunlar var ve onlara dair ürettiği çözümler var. Hem de kendisine karşı kayıtsız şartsız itiraz eden, her şeye hayır diyen bir meclis kesimi var iken…

Kendisini bu kadar çok sevdiren şey budur. Zaten insanların bir belediye başkanından ve ekibinden beklediği de budur.  Şayet kendisi ve ekibi kendisine atılan mesajlara ‘’şurada otobüs olmaması iktidarın suçudur, burada çiftçinin zor durumda olması bakanlığın suçudur’’ diye cevap verseydi, eminim onlara karşı da tutum ve tavır farklı olacaktı.

Büyükşehir belediyesinin imkanlarının bir ilçe belediyesinden daha fazla olmasını gerekçe dahi gösterseniz, yine Sayın Yavaş’ın bir ilçe belediye başkanı iken yaptıkları ve elde ettiği başarılara baktığınızda meselenin yine zihniyet meselesi olduğunu görürsünüz.

Oysa Covid 19 salgını kurumsal yapılara, mevcut durumu analiz etme fırsatını vermiştir. Bu kurumlardan biri de yerel nitelikli hizmetlere odaklanan belediyelerdir. Bu süreçte Türkiye ve dünyadaki belediyeler bir kez daha insanlara dokunma, mevcut potansiyelini ortaya çıkarma, gücünü sahaya yansıtma imkanı bulmuştur. Salgın boyunca küreselleşme ve neo liberal politikalar kaybettikçe sosyal belediyecilik gelişimi yeniden canlanmıştır.

Salgından bu güne belediyeler sadece maske ve dezenfektan dağıtmamış, işçi, esnaf ve çiftçilere dair çalışmalarda bulunmuştur. Kimi belediye öncelikli olarak çiftçiye tohum ve gübre desteği sağlarken, kimi belediye esnaflara ödeme kolaylıkları, işçilere ve hatta mevsimlik işçilere geçici hizmetler sağlamıştır.

Son olarak gündemden kaçan bir gelişmeyi de paylaşmak isterim. 30 eylül – 2 ekim tarihi arasında Chp’li Belediyeler Tarımsal Kalkınma Zirvesi gerçekleşmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun zirvede yaptığı konuşmada ‘’gerekirse gübreyi üretecek fabrikayı biz kuracağız’’ cümlesini herkes aklının bir köşesine yazmalıdır.

Bir fabrikanın ne anlama geldiğini en iyi Lüleburgazlılar bilir. Fabrika işsizliğin panzehridir. Fabrika ekonominin temel direğidir. Hatta Atatürk’ün dediği gibi; her fabrika bir kaledir. Hal böyle olunca belediyeler yeri gelecek fabrika da kuracak, yeri gelecek işsizliğe çözüm de bulacaktır. Bu da bir zihniyet meselesidir. Tıpkı bir zamanlar ‘’devletin işi işletmek midir, satarız kardeşim, babalar gibi satarız’’ diyenlerin zihniyet meselesi gibi…

Bunun yanında sadece susmayı tercih edenler var. Her ne sebep yüzünden olursa olsun, onlara şu sözü söylemek isterim;

‘’Gerçeği bilip susanlar, gerçeği bilmeyip konuşanlar kadar tehlikelidir.’’

Bu da susanların zihniyet meselesidir.  

                                                                                                              Ozan AKARSU

Yazdır Paylaş
Diğer Ozan Akarsu Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek