Kurbanlıklar satışa çıktı
Karabirgül ailesinin mutlu  günü
İlknur’un katilinin yargılanmasına başlandı
Başpehlivan, Cengizhan Şimşek oldu
Bu yazı 20 Ekim 2021, Çarşamba 09:55:14 tarihinde eklendi. 918 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PANDORA’NIN KUTUSU - Metin ATLI

Bu kelimeyi günlük hayatımızda zaman zaman kullanırız. Gizemli bir olay açığa çıkmaya başlayınca Pandora’nın kutusu açıldı deriz. Nedir bu kutu? Bu mitolojik çağlardan kalma bir efsanedir. Bir çok anlatış şekli var. Tanrı Zeus ateşini çalan insanlara çok kızar. Dünyalar güzeli bir kadın yaratır. Adı Pandora’dır. Sonra bir kutu hazırlar. Bu kutunun içine ne kadar kötülük varsa doldurur. Bu kutuyla beraber Pandora’yı da yeryüzüne gönderir. Kadına bu kutuyu açma der. Yeryüzüne dönünce kadın merakına yenik düşer ve kutuyu açar. Böylece Pandora’nın kutusu açılır ve kutu içindeki bütün kötülükler yeryüzüne dağılır. Kadın, merak ve kötülük. Bu eski tanrılarda takmış bu kadınlara. Siz boş verin eski tanrıları. İyi ki varsınız.
PANDORA’NIN KUTUSU

 

            Pandora belgeleri denen bazı belgeler basına sızdırıldı. Bu belgelere göre dünyada bazı siyasi yöneticiler ve bunlarla ilişkili bazı işadamlarının gizli varlıkları ortaya çıktı. Daha önce de Wikileaks belgeleri sızdırılmıştı. Bu belgeler nasıl sızıyor? Bu işler gizli kalması gerekirken bunları bilen hain birisi mi bu işi yapıyor? Hayır.

             Kapitalist sistem de bir avuç dünya zenginleri gün geçtikçe daha da zenginleşiyor, ama diğer insanlar fakirleşiyor. Bu nedenle kapitalist sistem gün geçtikçe tıkanıyor.  Bu durum böyle devam ederse aç kalan, geçinemeyen insanlar bir gün dünya da bir başkaldırı yapacaklardır. Tabii ki bu bugün yarın olacak bir şey değil. Bu zenginler politikacıların halklarından çok para çalmalarına kızıyorlar. Bizden başka kimse para çalamaz diyorlar. Kapitalist sistemin tıkanıklığının önünü açmak için politikacıların çaldıkları paranın dünya finans sistemine girmesini istiyorlar. Bu nedenle bu belgeleri bilerek sızdırıyorlar.

              Dünya da yap-işlet-devret denen bir model icat ettiler. Bu modelle devletten ihale alabilen şirketler acayip para kazandılar. Her iktidar bu şekilde kendi zenginlerini yarattı. Bu kadar çok haksız kazanç sağlayan bu şirketler tabii bazı politikacıları da ucundan göreceklerdir. Sistem böyle. Tabii bütün bunlar başka ülkelerde oluyor.  Çok şükür ki bizim ülkemizde böyle şeyler olmuyor. Bizim ülkemiz bu konu da çok temiz. Bütün ihaleler büyük bir titizlikle inceleniyor, hakkedene ve en ucuz fiyat verene veriliyor.  Her şey çok şeffaf. Bazı kişiler devlette denetleme mekanizmasının işlemediğini söylüyorlar. Denetlemeye ne gerek var ki. Bizim ülkemizde öyle sütü bozuk insan yok ki.

                  Bu şirketler o kadar çok para kazanıyorlar ama vergi vermekten de hiç hoşlanmıyorlar. Bunun için de dünya da Off-Shore bankacılığı diye bir sistem geliştirdiler. Bu para bu yurtdışındaki bu offshore bankalarına gidiyor. Böylelikle hem paralarını saklıyorlar, hem de vergiden kaçırıyorlar.

             Pandora belgelerinde birçok ülkeden pek çok politikacı, pek çok ünlü ve pek çok zengin şirket var.  Türkiye’den de tam 220 firmanın bu şekilde yurtdışına para kaçırdığı  ortaya çıktı. Şimdi bir örnek verelim. Rönesans firmasını biliyorsunuz. Ülkemizde çok sayıda ballı ihaleler aldı. 5 ilde şehir hastanesi yapan bu firma geçenlerde 5 şehir hastanesini Danimarka firmasına satmıştı. Şimdi biz yıllarca devlet olarak bu Danimarka firmasına hasta garantili ödeme yapacağız. Ne acı değil mi? Ama bize her gün yerli ve milli masalını anlatıyorlar değil mi?

         Bu Rönesans firması aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı yapan firma. Bu firma sarayın yapıldığı tarihlerde tam 210 milyon dolar parayı yurt dışına çıkarıp Virjin adalarında bir offshore bankasına yatırmış. Neden? Bu para Türkiy’ de kalsaydı tam 750 milyon TL  vergi verecekti. Bu vergiden de kurtulmuş. Ülkemiz sadece bu işlemden 750 milyon lira vergi kaybına uğramış. Ayrıca 210 milyon dolar gibi bir para yurtdışına çıktığı için dövizimiz azalmış. Bir ülkede döviz azalırsa ne olur, dolar yükselir. Rönesans kazanmış ama ülkemiz zarara uğramış. Neden izin veriyorlar? Bizim mali suçları araştıran MASAK diye bir kurumumuz var. Bu kurum neden bir türlü devreye girmez.

             Bu belgelerde bir bilgi daha ortaya çıktı. Rönesans firması bu 210 milyon doları yurt dışına çıkarmış ve sonra ne yapmış biliyor musunuz? Bu paranın yarısını, yani 105 milyon dolarını bilinmeyen bir yere bağışlamış. Ne kadar iyiliksever bir firma değil mi? Kazandığı paranın yarısını bağışlıyor. Herkes bu parayı kime bağışladı diye merak ediyor. Ben de bilmiyorum ama fikrimi söyleyeyim. Bence bu 105 milyon doları aç ve açıkta kalan insanlara harcamışlardır. Okul yapan derneklerimiz, hayvan sever derneklerimiz var. Bunlara vermişlerdir. Bağış dediğin böyle yerlere yapılır. Neden hemen aklınıza kötü şeyler geliyor ki? Diyeceksiniz ki neden o zaman bu firma yandaş medyaya ilanlar vererek “Biz böyle bir şey yapmadık” dediler? Belki de yaptıkları bu iyiliklerin sağda solda anlatılmasından hoşlanmıyorlardır, utanıyorlardır.  İyilik dediğin şey her yerde anlatılmaz ki. Ayıptır. Bir de böyle melek gibi insanlara beşli çete diyenler yok mu? Ayıp, ayıp.

           Bunun gibi bir sürü örnekler var. Bütün bunları toplarsan milyar dolarlar yapıyor.  Biz neden fakiriz anlıyoruz değil mi? Onlar haksız yere milyar dolarlar kazanırken bize şükretmeyi öğretiyorlar.  Halinize şükredin bunu da bulamayanlar var diyorlar. Artık şükretmeyi bırakın. Fakirlik bizim kaderimiz değil.

                               

 

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek