Trakya Birlik’ te Başkan değişti
Lüleburgaz Kılıçdaroğlu’nu bekliyor
LTSO’dan öğrencilere kırtasiye kartı
Tahsin Topaloğulları vefat etti
Bu yazı 14 Eylül 2021, Salı 09:25:47 tarihinde eklendi. 166 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YENİ BİR SOSYETE! - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Öyle gözüküyor ki mevcut siyasi algı statükoyu koruyabilmek için yeni sistemlere, düşüncelere “olmaz!” demekten ileriye gidemiyor. Mevcut neden korunmak isteniyor? Esas sorulması gereken de budur. Vatandaşın durumu umurlarında değil aslında hükümete sallayıp duruyorlar, yerel de beceremediklerinin üzerlerini kapatmakla meşgul olduklarını seyrediyoruz. Sorunları çözmek yerine sorunlar üzerinden politika üreten, başkanın her şey olarak düşünüldüğü ve büyük beklentiler sonucu yaşanan hüsranların devamında çağa uygun bir kent modeli geliştiremeyiz. “Belediyelerin Misyonu” başlığıyla ifade etmeye çalıştığım iki konudan bir tanesi belediye başkanı ve ekibinin görüş açısı ile fikri dünyasına zenginlik katabilecek piyasa, işletme, ekonomi ve özellikle İktisat bilgilerinin olmasından bahsetmiştim. Başkanın mesleğinin o kadarda belirleyici olmadığını dile getirmiştim. Tabii bu düşüncemi destekleyen en önemli konu; Belediyelerin ilk görevi olan “kent ekonomisi” meselesiyle derinden ilişkili olduğu için böyle bir konuyu gündeme getirmiştim. Seçmen özelinde hala başkanın mesleğinin son derece önemli olduğunu dile getiren anlayışa, bu yazımla birlikte bir cevap vermek istiyorum.
YENİ BİR SOSYETE!

 

Sürece uygun “Başkan Modellerini” hazırlarken, kent hedeflerini gösterebilecek, partiler üstü bir “akıl” oluşturulması son derece önemlidir. Bu ortak akıl ya da kent aklı diyebileceğimiz mevzuyu Master Plan içerisinde “Kaliteli Yaşam Merkezi” çalışmasıyla ifade etmiştim. Küçük bir araştırma sonucu bizim yerel yönetimin ana fikrimin beynini söküp yeni stratejik plana aldıklarını görebilirsiniz. Yeni Planda bu işi “Yaşam Merkezi” diyerekten iğdiş edilecek olmasından da ayrıca üzüntü duyuyorum. Ne yazık ki mevcut siyasi anlayış kendilerinden olmayan, kendileri gibi düşünmeyenlere “Kalite” olgusunu yaşatmak istemiyor ya da gerçekten kalite yönetimiyle ilgili hiçbir fikirleri yok! Yazımın başında da belirtiğim statükoyu koruyabilmek nefsi bir haldir. Zamanla yozlaşmayı, yeri geldiğinde zorbalıklara neden olabilecek olumsuz duygu durumlarını ortaya çıkartmaktadır. Sosyal faşistliğe gidilebilecek bu yolda “Başkanlık” meselesi önemli bir konudur. Başkanlık için ehlileştirilmemiş bireylerin mesleğinin o kadar önemli olmadığını düşünüyorum. Başkanın mesleki becerisi kent hedeflerinin üst akıl tarafından belirlenmesiyle birlikte önem kazanacağını görebilmemiz önemlidir. Örnek verecek olursak eğer “kent aklı” bize önümüzde ki iki dönem içerisinde alt ve üst yapılarda sistem geliştirilmesi gerektiğini öneriyorsa eğer Başkan modelinin “Mühendis” çevrelerden seçilmesi doğru olacaktır. Diğer yandan imarla ilgili bir dönem geçilecek ise “Mimar” adayların değerlendirilmesi yararımıza olacağını düşünüyorum. Her şeyden önce Liderlik için lazım olabilecek erdemlere ulaşamamış karakterlerin, kentimizi bütün olarak düşünemeyip doğru siyasi hareket kabiliyetine sahip olmayan anlayışın mevcudunu korumak istemesi; kaliteli yaşamı para, makam ve mevki olarak düşünerek kendi tekellerinde tutmaya çalışması sonucu marka değeri düşük bir kenti yaşamaya devam ediyoruz. Kentimizin marka değerini yükseltebilmemiz için yaşamsal kalite yönetimi son derece önemli hale geliyor. Tüccar mantığında “Sonuç odaklı” işlerin peşinde yaşamın diğer unsurları hakkında pek düşünce geliştirmek istemeyen bu tutum “nesnel” bir kalite anlayışını ortaya koymaktadır. Bu tutum paylaşımsız ve kalitenin sınırlı yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Yaşamsal Kalite Yönetimi süreç odaklıdır. Öznel bir kalite anlayışını bizlere anlatmaktadır. Vatandaşın eğitim seviyesinden, sağlığının korunumuna, kentimizin zenginleşmesine ve kültürel çeşitlenmesini sağlayarak ekonomik aktörlerin çoğalmasıyla sağlıklı süreçler geliştirilerek sürekli iyileştirme ve sıfır sorun siyasetiyle yaşamın içerisinde ki tüm paydaşları ele almaktadır.

Kentimizde kaliteyi kendi sınırlarında yaşamak isteyen aydınlık yüzlerin çağın gerisinde hareket ettiğini gözlemleyerek “yeni bir sosyete” demeyi uygun gördüm. Yeni sosyetenin gelişimsel süreçlerini takip edebileceğimiz eğitim tekniğinin ve öğrenim modelinin uygulanması içinde  “Kültürel Tasarım Enstitüsü” fikrini ortaya atarak yeniçağa uygun kent yönetim sistemini mahalle parklarımızdan başlatmak en pratik yol olacaktır.  

                                                                           Özgür Terzioğlu

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek