Lüleburgazspor’un fikstürü çekildi
Uyuşturucu satıcılarına geçit yok -
Valiliğin Muhtarlar Günü programı belli oldu
AK Parti’de Danışma Meclisi yarın toplanıyor
Bu yazı 20 Ağustos 2021, Cuma 09:23:19 tarihinde eklendi. 533 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Pabuçları Kim Dama Atacak? - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Mesleğinde seyir ederken görmeye başlarsın. Seyr-i Sülük yani yola girdin mi salik kimselerdensindir artık ve manevi yolculuğuna başlamışsındır. İnsanın hayata bakışını belirleyen, fikri bütünlüğünü sağlayan yaptığı iştir. Altında yetiştiği çatıdır. İnsan olanın mantık sınırları, inancı da bu çatı altında belirlenir. Karakterlerimiz Mesleğimiz ile yoğurulur. Yaşamda ki tüm diğer olan bitenleri mesleki bakış açısı ve alışkanlıklarıyla değerlendirmeye alıyoruz. Zihinsel şemamızı ve ifade şeklimizi belirleyen en önemli unsur mesleğimizdir. Günümüzde meslekleri “İyi, güzel kazanç” olarak değerlendirip bir fakülteden mezun olarak kazanç odaklı eylemlerde bulunanların sayısı bir hayli yüksek olmaya başladı. Bunun ana sebebinde değerler algısının para ekseni üzerinden anlam kazandıran kültürel yapılanmadır. Mesleğe bakış açısı eski zamanlarda daha anlamlı ve içsel disiplin yöntemlerini insanlığa sunarken, ahlaksal düzenin inşası mesleki temeller ile kurulmuştu. Anadolu’da Ahilik kültürü olarak bilinen zanaat sahiplerinin yaptığı işleri denetleyen ve kuralları koyan esnaf teşkilatı ele aldığımız konumuza güzel bir örnektir. Bu organizasyon usta-çırak ilişkisi gibi zanaatın gelecek nesillere aktarılması sürecinde misyon üstlenirken diğer yandan işinde usulsüzlük yapan, sahtecilik gibi müşteriye ayıplı mal satan esnafında pabucunu dama atarlarmış, böylelikle damda ki pabucu gören halk o kimseden ayağını kesermiş ve teşkilattan da atıldığını tarihin tozlu sayfalarından öğreniyoruz.
Pabuçları Kim Dama Atacak?

 

Bugüne döndüğümüzde ise meslek kavramı ahlaksal düzeni önemsemeyen, sosyal güvence anlayışından her geçen gün uzaklaşan, kazanç için her yolu mubah gören anlayış yetmiyormuş gibi bir de siyasete gireyim voleyi de oradan vurayım anlayışı hem meslek kavramını, hem de siyaset kavramının içerisini boşaltmaktadır. Gölcük depremi sonrası mesleki disipline ve ahlaksal anlayışa sahip olmayan müteahhitlerin inşa ettiği, çöken binaların altından çıkartılan cesetleri izledik. Hapishaneden salınan tecavüzcüleri, sapıkların, ihalecilerin beceremediği yollarda, demiryollarında ölen insanların yakınlarının feryadını seyrediyoruz. Suçlu insanlar tahliye oluyorlar, parası çok olan suçunun üzerini örtebiliyor. Duyarlı vatandaşlar olarak hepimiz isyandayız. Peki, bu mesleki vurdumduymazlıkla gelinen son noktada siyasi ilişkilerin ne kadar katkısı var? Özel hastanede çalışan bir doktor düşünelim. Sözü geçen, nüfuslu bir partide toplum nezdinde saygın bir sıfatta iş yapıyor. İmkânı olmayan bir hasta geliyor hastanesine ve hastalığının bedelini ödeyemiyor. Doktor ne yapıyor? “Yürü kardeşim… Devlet baksın sana” peki, devlet kim? Şimdi bu durumda “işini para için yapıyor” denilebilir, “emeğin karşılığı tabii ki de olacak” denilebilir de… Hadi diyelim kapitalist düzenin doktoru imana geldi, hastaya şefkat gösterdi ve hasta ücretsiz tedavi edildi. Bu düzende iyi bir reklamdan daha fazlası olamaz. Birbirimizi kandırmanın âlemi yok. Böylelerinin siyaset yapmasının sancılarını yaşıyoruz. Sadece doktorlar mı? Fabrikada çalışan mühendisler… Hepsi çok doğru insanlar mı? İş güvenliğini sağlamak için ne kadar mücadele ediyorlar? Avukat! Bir avukat neden siyaset yapar? Bu vatandaş siyasetten iyi bir konumda ve kalkıyor tecavüzcüyü, kadınları taciz eden kimseleri savunabiliyor. Tamam. Vatandaşın mesleği bu değil mi? Parayı vereni savunur öyle mi? Yarın parası var diye teröristi savunduğunda ne diyeceksiniz? O zaman siyaset yapmasın kardeşim… Halk bu çelişkileri yaşamak istemiyor. Bu samimiyetsizliği hak etmiyoruz!  Siyasetçiyim diyen mevcut bozuk düzeni iyileştirmek için mücadele etmelidir. Kimse kusuruma bakmasın siyaseten bu durumlar hoş görüldükçe en yakın hastaneye yetiştirildiğinde dahi ölenin, demir yolunda ikiye bölünenin, D-100 karayolunda yaya geçidinde tırın çarptığı canın, enkaz altında kalanın hesabını soramayız! Suçlu ellerini kollarını sallaya sallaya adliyeden çıkıyor. Hırsıza “Hırsız”, Tecavüzcüye “Tecavüzcü” dedirttirmiyorlar. Siyaset ve para suçluyu suçsuz hale getiriyor. Kimin pabucu dama atılması gerekiyorsa hemen atılsın, böyle siyaset olmaz! Bu halimizle gelecek inşa edemeyiz. Her mesleği kutsal olarak kabul ediyorum, fakat meslek sahibi kimseler siyasete girerlerken daha öz verili olmak zorundadırlar.  Hangi meslek olursa olun siyaset yapacak kimselerin karakteri olgunlaşmalıdır. Para gibi maddi değerler maneviyatı, insani değerleri törpülememelidir.

  Özgür Terzioğlu

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek