Lüleburgaz’da Sena Şener rüzgarı
Motosikleti bırakıp kaçtı, bir sürü ceza yedi
Ehliyetsiz sürücü motosikleti bırakıp kaçtı
Bu yazı 07 Temmuz 2021, Çarşamba 09:17:50 tarihinde eklendi. 1150 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

VATANSEVERLİKve 6. FİLO - Metin ATLI

Aranıyor. Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar maaş alan milletvekili aranıyor. Herkes arıyor ama kimse bulamıyor. Daha doğrusu herkes arar gibi yapıyor. Koskoca mecliste bütün milletvekilleri zan altında ama hiç kimse üstüne alınmıyor. Ne Meclis başkanı, ne adalet bakanı ne de bir savcı hiç kimse harekete geçmiyor.
 VATANSEVERLİKve 6. FİLO

 

               10 bin dolar kaç para yapıyor. Yaklaşık 85 bin TL. Asgari ücret ne kadar 2bin 826 TL. Kaç asgari ücret maaşı yapar?  30 maaş yapar.Yani 30 fabrika işçisi her gün alın teri ile çalışıyor, namusunla çalışıyor, bu parayı ancak kazanabiliyor.

              Peki bir mafya babası bir milletvekiline her ay bu kadar parayı neden veriyor. Bu milletvekili bu para karşılığında Sedat Peker’e nasıl bir hizmet veriyor. Öyle ya. Bu devirde kimse kimseye karşılıksız 1 lira vermezken, bu para neden veriliyor? Ya devletin bazı gizli bilgilerini sızdırıyorsa. Ya bazı karanlık işlerini hallediyorsa. Ne kadar korkunç değilmi? Sen adama oy ver. Benim vekilim ol de. O da gitsin milletin vekili olacağına, mafyanın vekili olsun.

Televizyonda bu konuyu İçişleri Bakanı’na sordular. Biz de şöyle bir cevap vermesini bekledik. ‘Yok öyle bir şey. İsmini bilen varsa açıklasın, belgeleri ortaya koysun.  Eğer bunu yapan bir milletvekili varsa biz ona en ağır cezayı vermesini biliriz. Biz böyle şeylere asla müsaade etmeyiz’ falan filan. Evet biz böyle cevap vermesini bekledik. Peki bakan ne dedi?”Savcılık beni çağırsın ben bu milletvekilin adını vereceğim” dedi. Cevaba bakar mısınız? Yani böyle bir milletvekili varmış, İçişleri Bakanı da bunu biliyormuş, ama savcılık sorarsa söyleyecekmiş.

Böyle bir durumda azıcık normal bir ülke de ne olur? Adalet bakanı soruşturma açar. İçişleri bakanı bildiklerini söyler. Meclis başkanı komisyon kurup araştırır. İddialar doğruysa milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılır ve yargılanır. Suçluysa cezasını görür, temizse aklanır. Esas problem bu milletvekili değil. Böyle biri her ülkede, her partide çıkabilir. Esas problem şu.Nasıl oluyorda bu kadar ağır suçlamalar karşısında hiç kimse bir şey yapmıyor. Neden? Yoksa biz azıcık normal bir ülke bile değil miyiz?

               İş vatanseverliğe gelince hiç kimse mangal da kül bırakmıyor. Eminim bu milletvekilinin ne kadar çok vatan, millet, Sakarya, ezan nutukları vardır. Ülke olarak en büyük eksiğimiz hep dürüst bir lider aradık. Bir kısmı “alnı secdeye varan dürüst insandır” dedi. Bir kısmı “vatan, millet” diyenlerdir dedi. Bir kısmı “solculardır” dedi. Ama cevap hiçbiri. Esas yapmamız gereken böyle birini aramak değil, kim gelirse gelsin onu denetleyecek bir sistem kurmaktır. Ülke ne çekiyorsa ben vatanım milletim dinim için ölürüm diyenlerden çekiyor. Bu her kesim için geçerli. Deniz Baykal’ın düştüğü duruma bakın. Bu adam bu ülkede CHP genel başkanlığı yaptı.  Bu ülkenin Atatürk gibi sistem kuracak birine ihtiyacı var. Bu ülkenin iyi bir sisteme ihtiyacı var.

Konu vatanseverlik olunca şimdi biraz eskilere gidelim. Yıl 1969. Demirel Başbakandı. Amerikan 6. filosu Türkiye’ye geldi. Dolmabahçe önlerine demirledi. Demirel Amerikan askerlerinin en iyi şekilde ağırlanmasını istiyordu. İlk iş olarak Karaköy genelevini boyattılar. Amerika o zamanlarda da nalet bir ülkeydi.  Bu günkü Amerika’dan hiçbir farkı yoktu.  Birçok ülkenin olduğu gibi, bizim ülkemizin de iç işlerine karışıyor, tehditler ediyordu. Bizim kaynaklarımızı sömürüyordu. Siyasetçiler de bizi hükümetten devirir korkusuyla Amerika’nın her dediğini yapıyor, hep birlikte ülkeyi mahvediyorlardı. Ülke de bir grup insan buna karşı çıkıyorlardı. Ülkemiz bağımsız olsun diyorlardı.

Bu grup, Amerikan askerlerinin bizim ülkemizde ne işi var deyip protesto yaptı, onları karaya çıkarmadı. Karaya çıkanı da denize attı.  Bu grubun içerisinde Deniz Gezmiş ve arkadaşları vardı.  “Kahrolsun Amerika” dediler, “tam bağımsız Türkiye” dediler.

               Sonra başka bir grup geldi. Bu grubun adı Milli Türk Talebe Birliği idi. Abdullah Gül bu grubun aktif bir üyesiydi. İsmail Kahraman bizzat eylemin içindeydi. Bunlar polisle beraber Amerika’yı istemeyen bu gruba saldırdılar.  Amerikan askerlerinin karaya inmesini sağladılar.Sonra ne yaptılar biliyor musunuz? Amerikan gemisini kıble yaparak şükür namazı kıldılar.

Gel zaman git zaman İsmail Kahraman bu ülkenin büyük vatanseveri olarak Meclis Başkanı oldu. Diğer büyük vatansever Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu. Deniz Gezmiş mi? O da bu ülkenin vatan haini olarak idam edildi. Şimdi tekrar soralım. Bu ülkenin gerçek vatanseverikim?

 

 

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek