Efsane Müdür Gayrimenkul Danışmanlık Şirketi kurdu
Sonbahar gelince peçkalara ilgi arttı
Oruç ailesinin acı günü
Kaymakam Yüce’den Celaliye ve Eskitaşlı’ya ziyaret
Bu yazı 11 Mayıs 2021, Salı 09:29:46 tarihinde eklendi. 726 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CHİMERİCA TİCARET SAVAŞI - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Çin Medeniyeti çok eski çağlardan beri binlerce yıldır aynı coğrafyada varlıklarına devam ediyorlar. Dünya üzerinde ki diğer tüm milletlere göre çok daha köklü bir kültürel yapıya sahipler, fakat bugüne kadar “süper güç” tanımına uygun bir devlet imajı çizmemişlerdi. Son dönemlerde dünyanın yeni süper gücünün Çin olacağı net bir şekilde ifade edilmektedir. Bu söylemin ana dayanağı hiç şüphesiz ki yerleşik süper güç olan ABD’nin karşısında ekonomik boyutta ezici bir üstünlüğe kavuşmasıdır. Amerika-Çin ilişkileri açısından Trump dönemi oldukça gergin geçmişti. Özellikle ticari anlamda Çin’e yönelik ciddi yaptırımları gündeme taşırken, Covid salgının baş sorumlusu olarak Çin’e hukuki bir savaş başlatmıştı. Biden dönemiyle birlikte “Alaska görüşmeleri” de gerginliğin devam ettiğini dünya kamuoyuna göstermiştir.
CHİMERİCA TİCARET SAVAŞI

 

Tüm devletleri, milletlerin geleceğini derinden ilgilendiren bu gerginliğin ana sebebi yerleşik bir süper gücün karşısına yeni bir süper gücün çıkmasıdır. “Chimerica” aslında Çin ve Amerika’nın ticari evliliğiyle ortaya çıkan bir söylem ve bu ilişkiyle büyüyen “Çin” artık dünyamızın ekonomi devi olarak yenidünya düzenine şekil vermeye başlamıştır. Tabii yerleşik süper güç olan Amerika’da bu durum karşısında son derece kaygılı olduğunu Alaska görüşmelerinde dile getirmiştir. Chimerica ilişkisini anlayabilmek için öncelikli olarak küreselleşmenin ne olduğunu ve kimler tarafından neden istendiğinin iyice bir çözümlenmesi gerekmektedir. Sorulara kısaca cevap verecek olursak eğer dünya ticaretine yön veren, büyük sermaye birikimlerine sahip aileler küreselleşme anlayışıyla tüm devletlerin içerisinde “çok uluslu şirketler” olarak nüfus etmişlerdir. Şirketler sayesinde her ülkenin içerisinde çeşitli imtiyazları alabilmek için hükümetler ile işbirliğine de gidebilmektedirler. Bu ortamda Amerika ve Çin şirketler özelinde büyük sermaye akışlarıyla birlikte iş tutmaya devam etmektedirler, fakat Trup dönemiyle birlikte Amerikan ulusal kanadı devreye girerek küreselleşme karşıtı bir tavır almıştı. Biden hükümeti her ne kadar da küresel sermayenin desteklediği bir yönetim olsa bile Alaska görüşmeleri sonrası soğuk bir savaşın yaşandığı anlaşılmaktadır.  Chimerica; Avrupa’yı ticari anlamda saf dışı bırakırken Çin özelinde yeni ipek yolu projesi kapsamında büyük bir pazar olarak görmektedir. Öte yandan bu birliktelikte baskın devletin Çin olmaya başlaması dengeleri değiştirdi. ABD son yirmi yıldır uyguladığı dış siyaset gereği büyük borçlar altında kalmıştır. Çin’den alınan borç parayla ayakta duran ABD; kendi markalarının üretimlerinde ucuz işçiliğe yönelirken Çin’de Amerika’ya yaptığı ihracat ile ticari anlamda birbirlerine bağımlı hale gelmişlerdir. Tabii bu durum devletler boyutundan daha özel bir yapıda şirketler aracılığıyla gerçekleşse de her iki devleti de ciddi şekilde etkilemiştir. ABD bu ilişkiden olumsuz etkilenirken, Çin; Dünya’nın yeni süper gücü haline gelerek Asya kıtasında etkili bir siyasi kutup olmuştur. Dünya siyaseti açısından son derece önemli hale gelen bu ilişkide diğer devletlerinde geleceği iki süper gücün hamleleriyle belirlenecektir. Tarihe baktığımızda bir yerleşik gücün karşına yeni bir süper güç çıktığında uluslararası ilişkilerin, kuralların ve tüm dinamiklerin değişmeye başladığını görüyoruz. Bugün Avrasya coğrafyası değişimleri yaşamaya başladı. Türkiye eski müttefiki olan Amerikan himayesinden sıyrılarak bölgesinde yeni bir siyasi düzen kuruyor. Çin ile ABD arasında yaşanan Soğuk Savaş’ın gidişatını belirleyecek olan bölge hiç şüphesiz Güney Pasifiktir.

Sıcak bir çatışmadan öte yeni bir dünya savaşı; Tayvan’ın egemenlik hakları konusuyla birlikte Güney Pasifikte ki adalar topluluğunda bulunan boğazlar (Malakka, Lucon) meseleleriyle ortaya çıkabilir. Diğer bir sebep o coğrafyada bulunan Çin’inin komşu ülkeleri üzerinde hak iddia ederek yaptığı baskıyla ABD desteği alan devletler yerel çatışmalar başlatılabilir. Tüm olumsuz senaryoların gerçekleşebilmesi için uygun ortam oluşmaya başlamıştır. Dikkat edilmesi gereken yeni bir dünya savaşının Güney Asya’da başlamasının altında yatan en önemli sorun; dünya nüfusuyla ilgili olduğudur. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri Çin, Hindistan, Pakistan ve Endonezya gibi dünya nüfusunun yarısına denk gelen bu coğrafya kimler tarafından seçilmiş olabilir? Bu savaş yine kimlere kazanç sağlayacak?

 

                                                                                     Özgür Terzioğlu

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek