Efsane Müdür Gayrimenkul Danışmanlık Şirketi kurdu
Sonbahar gelince peçkalara ilgi arttı
Oruç ailesinin acı günü
Kaymakam Yüce’den Celaliye ve Eskitaşlı’ya ziyaret
Bu yazı 08 Aralık 2020, Salı 09:15:50 tarihinde eklendi. 2463 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Felaket bir kere vurur - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Felaket bir kere vurur

 

Türkiye nüfusunun çok büyük bir kısmı Marmara Denizinin etrafında yaşıyor. Sanayiimiz, kısacası ekonomimizin can damarı bu bölgede olduğu üzere uzmanlarımız, medyamız ve muhalefet “Büyük İstanbul Depremi” üzerine sayısız argüman üretmeye devam ediyorlar. Doğru da bir tepki, fakat ülkemizin çok büyük bir bölümü deprem kuşağında Kuzey Anadolu fay hattı gibi Doğu ve Batı fay hatlarının da üzerinde yaşıyoruz. Deprem konusu daha geniş alanda değerlendirilmeliydi. Bu sebeple Gölcük ve Düzce depremleri sonrası “Kentsel Dönüşüm” yasasıyla birlikte belediyeler bazı göstermelik önlemleri alıyormuş gibi yaptılar. Aradan yirmi yıl geçti. Van, Elazığ ve İzmir depremleriyle ne kadar önlem alındığını üzülerek seyrettik.

Geçen günlerde bir profesör çıktı ve dedi ki; “20 yıllık bir süre de Tekirdağ açıklarında daha büyük bir deprem bizleri bekliyor.” Mesajını verdi. Tabii yine bir İstanbul Depremi olacak. Depremle ilgili uzman kişileri dinleyerek işin uzmanlığına soyunmayacağım, fakat doğal afetlerin şiddeti, zararının tahmini her zaman zordur. Risk haritalarına bakarak, uzman kişileri karşılaştırarak geçmiş dönemlerin analizleri gibi birçok veriyi incelediğimde artık önemli olanın bir kriz karşında doğru hamleler, sağlıklı önlemler ile ne yapmamız gerektiğine odaklanmalıyız. Halk olarak bu baskıyı yerel yönetimlere uygulamak zorundayız. Felaket bir kere vurur ve yıllarca sancılarını sıkıntılarını nesline taşır. Can ve mal kayıpları kadar geriye kalanların ruhsal sağlık sorunlarıyla birlikte telafisi çok zor bir geleceği yaşatmamak için bugünden yapılması gereken hamleleri master plan çerçevesinde bahsetmiştim. 

Bu yazımla birlikte olası bir İstanbul depreminden daha çok Büyük Romanya Depreminden bahsetmek istiyorum. Kuzey Anadolu fay hattı hakkında her kimse yeni bir teori ortaya atıyor, fakat Trakya’mızı bekleyen diğer bir tehlikede kuzeyden güneye doğru gelebilecek dik bir hattın varlığıdır. Dikkat edildiyse eğer bulunduğumuz coğrafyada fay hatları dağlar ile paralel bir şekilde kırılmaya uğrağını gözlemleyebilirsiniz. Büyük Romanya Depremi de Karpat dağları etrafında Vrancea merkez üstü olmak üzere depremler serisi yaşanmıştır. Istıranca dağlarının deprem ile ilişkisi olabilir mi? 26 Ekim 1820 yılında 7,9 büyüklüğünde ki deprem civar bütün ülkelerde hissedilmiştir. Daha sonra 1940, 1977 ve 1986 yıllarında bu seri devam etmiştir. Son Vrancea depreminin üzerinden yaklaşık 36 yıl geçmiştir. Genellikle 7 ve üzeri depremlerin yaşandığı bu bölge en az Kuzey Doğu Anadolu fay hattı kadar önemli ve tehlikelidir. Özellikle 1977 yılında 55 sn süren 7,2 büyüklüğünde ki deprem Lüleburgaz’da hissedilmiş ve bazı binalarda hasarların olduğu anlatılmaktadır. O yıllarda ki binalar genellikle tek katlı, yığma mimari olarak bilinen ve daha sağlam tuğlalardan yapılan binaların hasar aldığını düşünürsek eğer bugün ticaret mantığında yapılan uyduruk, kendime yer açayım düşüncesiyle kolonları kesilmiş dükkânların temellerinin musalla taşı olmasını olasılıklara mı bırakacağız? Kentimizde ki çürük binaları, pasajları ilgili herkes biliyor. Neden müdahale edilmiyor? İlla ki birilerinin ölmesini mi beklemeliyiz? Lüleburgaz Belediyesi bu konuda ölecek insanların sayısına göre mi hareket edecek? Hazırlamış olduğunuz 2020-2024 stratejik plan analizlerinde gözüktüğü üzere bu durumlar birçok kimsenin umurunda dahi değil! Vatandaş durumu umursamıyor diye depremle, kriz anı yönetimlerine önem vermek yerine kongre meydanını mı kazacaksınız? Çünkü o kimselerin bu konulardan canı yanmadı, fakat felaket bir kere vurur sevgili Lüleburgaz Belediyesi ve sizler risk haritasını elinize alıp “ Lüleburgaz deprem kuşağında yer almıyor” deme lüksüne sahip değilsiniz. Öyle gözüküyor ki Lüleburgaz’ın Kuzeyi ve Güneyi olmak üzere iki risk alanına sahiptir. Bu bölgelerde enerji biriktiği özellikle vurgulanmaya başlandı. Kentimizin zeminin sağlam olmadığı, su damarlarının çok olmasından kaynaklı gevşek bir tabana bina çıkıyoruz. Bunları bütün çarşı esnafı dâhil tüm aklı başında Lüleburgazlı biliyor. Peki, sizler neden umursamıyorsunuz? Keyfi isteklerin dışında ihtiyacımız olanlara yönelme vakti gelmedi mi? Felaket bir kere vurur. Vurduktan sonra yemek dağıtmanın, çocuklara oyuncak vermenin, insanların yanında olmanın bir anlamı kalmıyor.

                                            

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek