Kırklareli en riskli 15 il arasında
“Maalesef hasta sayılarımız arttı”
Kaymakam Yüce “Koronada yatay seyrediyoruz”
Esnaf kadınlar, kadına şiddete “DUR” dedi
Bu yazı 27 Ekim 2020, Salı 09:11:33 tarihinde eklendi. 1587 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Siyasi köklerimiz - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Siyasi köklerimiz

 

Türk toplumu olarak son dönemlerde derin tarihi geçmişimiz altında düşünsel bir zorlanma yaşıyoruz. Çok az millette olan bu tarihsel geçmişe damgasını vuran “önder” kavramı iyi anlaşılması ve anlatılması gerekmektedir.

 Türk’ün kültürel harmanlanması incelendiğinde Orta Asya’da Çin, Hindular, İran gibi kadim toplumlarla karışılmış, yaşam geleneklerinden dersler çıkarılmıştır. Göç zamanında ve sonrasında da sayısız devlet ile münasebette bulunulmuş, en nihayetinde Anadolu’ya göçtüğümüzde Mezopotamya ve Akdeniz kültürleriyle tanışarak ulus devlet anlayışını yaşatmaya başlamıştır.  Dünya tarihi sağlıklı bir şekilde incelendiğinde “devlet” ve “önder” kavramlarını en iyi şekilde temsil etmiş ve siyaset alanında derin tecrübelere sahip Türk milleti değişimin ve dinamikliğin simgesidir.

Eski Türklerde önderlik kavramını incelediğimizde karşımıza ilk çıkan isim Mete Handır. Mete ismi bazı kaynaklarda Oğuz Kaan olarak anlatılmaya çalışılsa da “Oğuz” figürü tam olarak Türk önderliğinin temsili bir şekilde efsaneleşerek zihinlerimize kazınmıştır. Bir diğer efsane de yol gösterici, eğitici ve geliştirici figürünü oluşturan boz kurttur. Bu iki figür Oğuz ve Bozkurt miti Türk toplumunda devletçilik geleneğinin temellerini oluşturmuştur. Tarihin her döneminde siyasi alanda güçlü kılmıştır.

Tabii bu önderlik özellikleri kişinin karakterinde bulunsa da aslına bakılırsa doğum ile gelen özelliklerdir bunlar, bu yeteneklerin geliştirilmesi, yönetimsel kabiliyete ulaşabilmesi için bir eğitmene ihtiyaç duyulmuştur. Türk toplumlarını yöneten her önder iyi bir eğitici ruh tarafından ıslah edilmişi, ehlileştirilmiştir. Devlet yönetimi tesadüflere bırakılmamıştır. Bizlere anlatılan tarihte her ne kadar da “babadan oğula geçmiştir.”  Konuşulsa da aslında Harem ve Enderun gibi saray erkânın, yöneticilerin yetiştirilmesi içi kurumlar oluşturulmuştur. Ülkeyi yönetecek olan padişah, sultan, han gibi oğullarında lala tarafından eğitildiği bilinmektedir.

Devran dönerken Türk’ün siyaset anlayışında dalgalanmalar, dönemin şartlarına göre değişimler ve Enderun gibi kurumların Mektebi Mülkiye’ye devredilmesi sonrasında Cumhuriyet döneminde yönetici yetiştirme kurumu 1936-37 yıllarında M. Kemal Atatürk’ün talimatıyla Ankara’ya taşınarak Siyasal Bilimler Okulu adını almıştır. 23 Mart 1950 tarihinde 562 sayılı yasa ile Ankara Üniversitesi çatısı altına alınmıştır. Bugün için Türkiye Cumhuriyetinde Siyasal Bilimler, akademik eğitim disipliniyle birçok Üniversitenin fakültelerinde görevlerine devam etmektedirler.

Görüldüğü üzere Türk Devletçilik anlayışı kahvehanelerden çıkmamış, yerel düzeyde esnafın hobisi olarak görülmemiştir. Bir grup yönetime hevesli, “ben bilirim” diyenlere bırakılmamıştır. Yöneticilik ve yönetime önderlik tüm dünyada bir eğitim disiplini olarak algılanarak, müfredatlar hazırlanmıştır.

Bizler kendi özelimizde yerel yönetimlerimizi seçerken nelere dikkat ediyoruz? Yönetime hevesli kimseler yani siyaset ilminden biliminden demlenmemiş kimselerin neyine kanıyoruz? Duruşuna mı? Gülüşüne mi? Boyuna mı? Ne kadar iyi konuştuğuna mı? Diplomasına mı? Zenginliğine mi? Bir şekilde inanıyoruz. Bize gösterilen bir tanesine inanmak ve seçmek zorundayız. İşte buna demokrasi deniliyor. Demokrasiyi yaşadığımızı düşünüyoruz.

Aslında Dünyamızın tamamında bazı kavramların, sembollerin içi boşaltılarak değersizleştirilmiş, kamu nezdinde ön yargıya sebebiyet verilerek itibarsızlaştırılmıştır. İşte bugün için Türklüğe yapılan, dün sağcılara faşist dedirten, sola komünisti damgalayan zihinlere kazınmış anlayışlar, bugün büyük yanılgılar içerisinde inandığı sembolleri sorgusuz sualsiz onaylamaktadır. Bu onaylama işlemi bizim ülkemizde çok büyük oranla “önder” odaklıdır. Toplumun bu refleksi hiç şüphesiz ki kendi öz yapısıyla ilgilidir.        

 

                                

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek