BAHÇEŞEHİR KOLEJİNDEN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNE SEVİYE TESPİT SINAVI
Kızılay’ın gençleri sokaktaki canlarımızı unutmadı
Lüleburgaz’da Cumhuriyet Bayramı töreni
Vali Bilgin, Cumhuriyet Bayramını kutladı
Bu yazı 01 Eylül 2020, Salı 09:11:36 tarihinde eklendi. 806 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tekelci yönetim - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Tekelci yönetim

 

 

         Ahlaki yapının bozulması, siteler arasında ki görüş farklılıkları, üretimi arttırmak için borçlanan köylülerin borçlarını ödeyememeleri, çıkar ve sınıf çatışmaları neticesinde Solon, Sofistler, Sokrat, Eflatun, Aristo gibi ünlü filozoflar daha iyi bir devlet anlayışı getirebilmek amacıyla fikir üretmişlerdir.

         Antik Yunan’da Site adı verilen şehir devletleri arasında en dikkat çekeni “Atina devleti’’ olarak biliniyor.  O dönemlerde savaşlar, adaletsizlikler, siyasal istikrarsızlıklar neticesinde toplum sarsılıyordu. Bu yüzden devlet anlayışında ne gibi değişimlerin yapılması gerektiği konusunda hararetli tartışmalar başlamıştı.

         Liberal görüşlü sofistlere göre fayda sağlayan yollar bulunmalıydı. Sofilere göre devlet; ekonomik hayata karışmamalıydı. Yani devletin varlığı birey için olmalıdır. Hür insanı her şeyin üzerinde görüyorlardı. Otarite kabul görmüyordu. Böylece hür düşüncenin, serbest piyasa modelinin ve demokratik anlayışın izlerine Antik Yunan’da rastlamaktayız.

Günümüzde devlet yönetim anlayışlarını incelediğimizde Liber (Özgür) düşünceyi kendi içinde yaşayan Amerika da özgürlükçü düşünce ya da ekonomik anlamda Liberal anlayışı sol kanadı temsil edenlerin savunduğunu görüyoruz. Biz de ise ekonomik anlamda Liberalizm sağ kanadın yaptığını, fakat düşünsel anlamda bu akımı yapamayan bir tabana sahip olduğunu görüyoruz. Dinsel inancın sorgulatmayan baskısı özgürleşemeyen, sağlıklı fikir üretemeyen ve yaratıcı üretim konusunda verimsiz yönetimde liberal ekonomi de tam olarak işletilememektedir. Öte yandan siyaseten sol tarafı temsil eden taban devletçiliği savunur.           Hür teşebbüsü patron olarak değerlendirirken, sınıf bilincini aşılayan işçi dostu imajı sergilemektedir. Bu halimizle siyasi anlamda çelişkileri yaşamaya devam ediyoruz.

Kontrollü demokrasi adı altında seksenli yıllarda hayatımıza giren delegasyon sistemi, kent yönetimlerinde oligarşik yapıyı bizlere yaşatmaya devam etmektedir. Ülkemizde her kentin oligarşik yapılanması sonucu yerel yönetimlerde düdüğün kimin çalacağının belirlenmesi “güç” eksenli ve para odaklı olduğunu her siyaset grubunun biliyor. Buna rağmen sürekli olarak demokrasiyi yaşadıklarını düşünerek mutlu olmaları ve birbirlerini en sahte duygularla tebrik etmeleri anlamsızlığını yaşayarak demokratik yönetim konusunda sınıfta kalıyoruz. Birileri halkın kazanımlarını rant olarak görüyor ve güç birliği oluşturuluyor. Güç birliği arpalanıyor, yasal yollardan şirketlere halkın kazanımları akıtılıyor. Bizlere anlatılan demokrasi masalında yönetim, her seferinde tekele alınmaya çalışılıyor.  

         Yerel yönetimimizde düdüğü verdiğimiz kimse ve beraberinde yola çıktığı grubu incelemeye aldığımızda anlatmaya çalıştığım konudan bağımsız hareketlerinin olmadığını görüyoruz. Öğrendikleri politik kurnazlıklar sayesinde sanatı, bilimi, eğitimi, sosyal aktiviteleri tekelci yönetime alarak sivil toplum örgütlerine göz açtırmayan, proje avcısı gibiler... Birçok alanda toplumun yararına yapılacak olanları kendi bünyelerinde projelendirip en basite indirgeyerek, en hızlı şekilde niteliği arttırmak yerine nicel artırımlar ile faydasız işleri vatandaşın gözünü boyamak için yapmaya devam etmektedirler. Toplumun diğer fetlerinin yönetime katılmasını hoş karşılamıyorlar.

          Halkın varlığı belediye için değildir! Israrla bu çağdışı durumu devam ettiriyoruz.

Tekelci yönetim anlayışı tüketim toplumlarının pazar ekonomisi modelinin devamlılığı adına verimli ve yaratıcı üretim konusunda hür teşebbüsü desteklemez. Bu sebeple lüzumsuz işlere para harcamak alışkanlıkları vardır.

         Yaşadığımız kente demokrasi getirmek istiyorsak eğer iyi yönetişim ilkelerini doğru uygulayabilecek, yerel ekonomiyi üretim ekonomisine çevirebilecek, liyakati, hakkaniyeti gözetebilecek özgür düşünceye yer açabilecek kişilerin tarafsız bir bölgede “Lüleburgazlı bilinci” oluşturularak yetiştirilmesi gerekmektedir.

 

                                                                 

 

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek