BAHÇEŞEHİR KOLEJİNDEN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNE SEVİYE TESPİT SINAVI
Kızılay’ın gençleri sokaktaki canlarımızı unutmadı
Lüleburgaz’da Cumhuriyet Bayramı töreni
Vali Bilgin, Cumhuriyet Bayramını kutladı
Bu yazı 25 Ağustos 2020, Salı 09:02:32 tarihinde eklendi. 1249 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şirazesi kaymış kentler - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Şirazesi kaymış kentler

 

 Ülkelerin uygarlık seviyesi, vatandaşlarının yaşam kaliteleriyle ilişkilidir. Bu sebeple kalitenin yönetilmesi son derece önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bahsinde bulunduğum süreci vatandaşın tutum ve davranışlarıyla sağlıklı ilişkiler geliştirmesini birlik olabilme kabiliyeti belirlemektedir. Birlik olabilmek, biri olgunlaştırabilmenin önemi; yerel bayındırlık faaliyetlerinin niteliği ve etkinliğiyle ilgili derin bir konu olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Toplumun gelişimini, ilerlemesini öncelikli olarak değişime gösterdiği direnç belirlemektedir. Diğer olumsuz süreç ise aidiyetlik duygusu gelişmemiş sürekli yaşadığı kenti ve insanlarını kötüleyen vatandaşın düşük motivasyonun sonucu o toplumun olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir. Kendisiyle barışık olamayan, mesleğini doğru seçememiş, evinde huzuru bulamamış, geçmişin sorunlarını o güne taşıyan, kıblesini maddi değerler olarak belirleyen bireylerin yaptığı işlerin kalitesizliğini hep beraber yaşıyoruz.

Bayındırlık faaliyetlerine başlamadan önce kentlerin yöneticileri iki kadim mesleği iyi çözümlemeleri gerekmektedir. İlki sarraflardır. Ekonomik durumu anlayabilmek adına önemlidir. İkincisi ise sahaflardır. Eğitim ile gelen kültür seviyesini anlayabilmek meselesinde sahaflık zanaatını yapabilen kimseler tarihin tozlu sayfalarına gömülmüşlerdir. Bugün sahaflık adı altında esnaf kaydı yapılmamaktadır. Sahaflık, artık ticari kayıtlarda adı geçmeyen bir meslektir. Eski kitapları toplayarak sahaf açmak isteyenin kaydı; kırtasiye ya da yayıncılık gibi diğer başlıklar adı altında geçmektedir. Sahaflığı yapabilmekte zanaat erbabı olanlara mahsustur. Bugün sahaf olarak bildiklerimizde tam olarak sahaflığı tanımlamazlar. Öncelikli olarak sahaf olan kişiler altı yedi dil bilen, el yazması şirazesi kaymış kitapların onarımıyla ilgilenen ve bilge insanların mesleğidir. Koleksyonerlik gibi diğer alt çalışmaları da bünyesinde barındırmaktadır. Sahaflık; makine basması eski kitapları kilo hesabı değerlendirip, tanesini piyasada satılanların biraz altına vermek kurnazlığı olmadığını anlamalıyız. Sahaflar gel-git bir ruh haline sahiptirler. Emek verilmesi gereken kadim bir meslektir.

Günümüz kentlerinde bahsinde bulunduğum esnaflık faaliyetine tam olarak rastlayamadığımız için kent yöneticilerinin bu boşluğu doldurabilecek çalışmalara başlaması gerekmektedir. Kendi düşünceme göre eskiye dönmek gibi eskiyi geri getirmek gibi düşünlere girmeyi doğru bulmuyorum. Bahsinde bulunduğum boşluğun yerine daha da geliştirerek zenginleştirilmiş kütüphanenin hazırlanması gerektiğini savunuyorum. Bu kütüphanenin işletiminde kitaplara âşık, dil kabiliyetleri yüksek, yabancı kütüphaneler ve üniversiteler ile ilişki geliştirebilen araştırmacı ruha sahip bilgi üretimine katkı sağlayabilecek kimseler ile yapılmalıdır. Zenginleştirilmiş kütüphanelerin basın-yayın organın oluşturulması, dijital aktivasyonu etkinleştirerek ve kentimizde kitap yazanlar için kolaylıklar sağlayabileceğimiz editörlük hizmetini verebilecek bir organizasyondan bahsediyorum. Bu çalışma içerisinde sadece kitap arşivlemenin dışında ses; müzik, görüntü; belgesel, filim gibi dünya üzerinde ki tüm ses ve görsel arşive ulaşabilmek ve arşivlemek meselesinde zenginleştirilmiş kütüphanenin tüm dünya tarihi ve kültürlerini inceleyebileceğimiz, fikir edinebileceğimiz ve yaratıcı üretime yönelik ciddi bir adımdan bahsediyorum.

Kentlerin, yerini dolduramadığı sahafların yokluğunda sağlıklı fikir alamayan, çağdaş fikirlerin sahiplerine taraf olmadığı için direnç gösteren yöneticilerin proje hovardalığında şirazesi kaymış kentlerin kalitesiz hallerini yaşıyoruz. Eksik bırakılmış tarafımızı politik söylemler ile “kültür kentiyiz” tekerlemesiyle kapatılmasının bedelini ödüyoruz. Kentlerin içerisinde fikir insanlarını yetiştirebileceğimiz, eleştirisel teoriyi geliştirebileceğimiz, gelecek senaryolarını hazırlayabileceğimiz organizasyonların eksikliğini derinden hissediyoruz. Kaliteli yaşamın yönetilebilmesi birlikte değer üretebilme kabiliyetiyle sağlanabilir. Kentlerin kültürel seviyesi bireylerin eğitim ve öğretim süreçlerinin nasıl geçildiği kadar kendisini ifade edebilecek alanların niteliğiyle de ilgilidir.

 

                                              

 

 

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek