BAHÇEŞEHİR KOLEJİNDEN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNE SEVİYE TESPİT SINAVI
Kızılay’ın gençleri sokaktaki canlarımızı unutmadı
Lüleburgaz’da Cumhuriyet Bayramı töreni
Vali Bilgin, Cumhuriyet Bayramını kutladı
Bu yazı 11 Ağustos 2020, Salı 09:18:16 tarihinde eklendi. 1275 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kış yeniden gelecek - ÖZGÜR TERZİOĞLU

Kış yeniden gelecek

 

              Tam bağımsız bir devlet olabilmenin yolu, toprak bütünlüğümüzü korumak kadar borçsuz ve ekonomik olarak güçlü bir devlet yapısıyla mümkündür. Ekonomimizin güçlü olması ve refah seviyesi yüksek bir halkın varlığı dâhili süreçlerde yapılacak yeniliklerle ilgilidir.

                Uzun zamandan beri sömürgeci devletler Orta Doğu ve Akdeniz’de hem ticari yolları tutmak hem pazar paylarını arttırmak hem de güçsüz devletlerin üzerinde hegemonya kurarak, doğal kaynaklarına el koyma mücadelesinin çatışmalarını izliyoruz. Devletler düzeyinde ki bu sıcak halin merkezide olan Türkiye Cumhuriyeti de toprak bütünlüğünü korumak için savunma alanında ciddi yatırımlarını yapmış olduğunu biliyoruz. Bölgede barış gücü olarak boy gösteriyoruz.

              Her ne kadar savaşı istemesek dahi sömürgeci güçler kapımızda ve kendimizi savunmamız gerekmektedir. Türk silahlı kuvvetleri bin yıllardan beri ne yapacağını en iyi bilen ordudur. Millet olarak mazlumun yanında savaş mağduru göçmenlere kapılarımızı açmak durumunda kaldık. Tüm bu sıcak savaş halinde dünya milletlerini pençesine alan virüs salgınıyla mücadele ülkemizi de etkilemiştir. İşte tüm saydığım gelişmeler ekonomik anlamda birçok ülkeyi etkilemiş ve ülkemizde ise Türk Lirası’nın değerinin düşmesine neden olmaktadır.

             Tabii ki de her geçen gün değer kaybeden Türk Lirası harici tehditler kadar dâhili süreçlerde ki uygulamalarda işte eğitim sistemiyle ilgili olarak yaşanılan liyakat sorunu gibi kamu ve özel sektörlerin yönetim anlayışı, yasal düzenlemeler ve adaletsizliğe isyan edenlerin çoğalması da ekonomimizi etkileyen diğer sebeplerdir. Dış tehditlere yönelik yapabileceğimiz en olumlu durum kendimizi savunmak ve bulunduğumuz bölgede güçlü bir devlet olabilmektir. Bu konuda tüm siyasi gruplar devletin yanında olmalı ve halk olarak bu duruşa destek verilmelidir.

               Ülke ekonomilerinin temeli bölgesel kalkınma sayesinde ve belediyelerin bu sürece vereceği destek ile atılır. Yerel ekonomik atılımlar gerçekleşmeden halkın refah seviyesi yükselmez. Belki belirli dönem devlet güçlü olabilir ama halk fakirleştikçe ilerleyen zamanlarda devletimizde bu işten zararlı çıkacaktır. Devleti var eden halktır. Halkın ekonomik devamlılığı devleti güçlü kılar. Bu sebeple yerel ekonomilerimizin gelişmesi için çok iyi hesap yapmamız gereken dönemlerdeyiz.

              Öyle gözüküyor ki önümüzde ki dört ya da beş yıl tahmini 2025’e kadar ekonomik dar boğazdan tüm dünya devletleri geçecektir. Bu süreçte yapılabilecek en iyi şey ekonomilerin sacayağı olan 3. Sektörün desteklenmesi ve yerel düzeyde mini ekonomiler oluşturularak zor dönemleri atlatabilmektir. Bu hamle milli ekonominin gelişimine pek etki etmese de sosyal güvenlik açısından son derece önemlidir. Zor zamanda halkı tedirgin etmemek, sakin bir dönem geçirmek adına yapılması gereken bir hamleden bahsediyorum.

              Diğer taraftan özel sektör için sermaye artırımı, kısacası değer üretimi için lazım olan bileşenleri bir araya getirebilecek yeni bir kent kurgusunun hazırlanma vakti gelmiştir.  Artık küresel boyutta yeni bir düzene geçiliyor. Bu görüş açısıyla üst plan hazırlığında kentimizde de birlik olma vaktidir.

              Siyasi grupların, kişisel çıkarların üzerinde “uygur” bir kent olabilme yolunda “uygar” insanların birlikte barış içerisinde değer üretimine yönelik disiplinli hareketini yapma zamanıdır. Kentimizde bazı dükkânlar boşaltılmış, esnaf kepenk indirmiştir. Birçok insan borçlanmış, gelecek kaygısıyla yaşamına devam edenlerin sayıları artmaya başlamıştır. Bizler aylarca başımıza gelecekler hakkında yazıp çizdik, projeler ürettik. Kent yöneticileriyle siyasiler ile paylaştık.

               Döviz ve altın her geçen gün artıyor. Bu şartlar altında Ekonomimiz irtifa kaybetmeye devam edecektir. Kış tekrar geliyor. Kış ile birlikte virüs salgını artar mı? Geçtiğimiz kışı zor geçirenler önümüzde ki kışı nasıl geçirecekler? İnsanlar iş yerinde “acaba beni çıkarırlar mı?” diye düşünürken, yazın şu güzel günlerinde Ağustos böcekleri gibi tatil telaşesine düşen yerel yöneticileri anlamak mümkün değil!                                                    

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek