BAHÇEŞEHİR KOLEJİNDEN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNE SEVİYE TESPİT SINAVI
Kızılay’ın gençleri sokaktaki canlarımızı unutmadı
Lüleburgaz’da Cumhuriyet Bayramı töreni
Vali Bilgin, Cumhuriyet Bayramını kutladı
Bu yazı 03 Temmuz 2020, Cuma 09:43:23 tarihinde eklendi. 3365 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

3. Sektörün önemi - ÖZGÜR TERZİOĞLU

3. Sektörün önemi

 

 

Son dönemlerde ara ara gündeme düşen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) üzerinden yapılan yorumları incelediğimizde işçinin yine ezileceği, patronun korunduğu, sistemden devletin kasasına kar kalacağı üzerine söylemlerin girdabına girmeden olası bir TES uygulamasının geleceğimizi nasıl etkileyeceği üzerine fikir geliştirmemiz gerekiyor. Bunu şu sebepten belirtiyorum; küresel ekonominin iklimi değiştikçe tüm devletleri, şirketleri de etkisi altına alıyor. İşte virüs salgınıyla ilgili yaşadığımız olumsuz ekonomik tabloda ülkemizde iş tutan bazı firmalar pazarların, gümrük kapıların kapanmasından dolayı iş yapamaz hale geldiler. Bu olağan üstü halin dışında sürekli artan maliyet unsurları gibi düşük kar oranları yatırımcıyı, patronun sermayesini iş sahalarından çekmesine kadar gidebilecek bir sürecin yaşanmaması adına yeni sistemler düşünülmeye başlandı.

Bilindiği üzere işletmeler kar amacında kurulmaktadır. Kazanamadıkları, hedefine ulaşamadıkları noktada küçülmeyle birlikte işçi çıkartmaya ve hatta sektörden çekilmeye, fabrika-iş yeri kapatmaya kadar giden süreçler yaşanabilir. İçerinde bulunduğumuz ekonomik yapıyla gelişen politik anlayışın gereği devlette işsizlik gibi olumsuz süreçlere yönelik planlarını yapmaktadır. Hükümet fabrika kurmak yerine, elindekileri de çıkartarak istihdamı arttırmak adına yatırımcıyı teşvik amaçlı uygulamaları yasalaştırmaktadır. Uygulamaları yürürlüğe koymaktadır.

Yeni emeklilik ve kıdem tazminatı meselesine dönersek eğer düşünülen sistemle birlikte işverende elinde ki elemanı tutmakta zorlanacak gibi duruyor. İyi iş çıkartan ve hakkını alamadığını düşünen çalışanı iş yerine bağlayan unsurda aradan çıkartılacak. Tabii haksız işten çıkarma neticesinde tazminat davalarının yerini işçiyi elinde tutmak için yapılan özel sözleşme hükümlerine yönelik anlaşmazlıklara bırakacağı gözüküyor. Diğer bir konu ise iş verimliliğiyle ilgili yaratıcı, üretken, verimli çalışanların işverenle pazarlıkları daha önemli hale getirirken, işçiliğin güvensiz ortamı neticesinde girişimci ruhu harekete geçirmek meselesini de eklemek gerekiyor. Detaylı incelemeler sonucu bahsinde bulunduğum durumları sağlıklı düşünürsek eğer daha dinamik bir üretim sürecinin hedeflendiğini görebilirsiniz. Tabii bu durumda verimsiz iş tutan, işi kaytaran, vücut sağlığı çalışmaya uygun olmayan, ev hanımı, emeklisi, yaşlısı genel tanımla işverenin sevmediği çalışan ne olacak? Sorusunda politik tavır ön plana çıkıyor. İşçinin hakkı yeniyor!

Politik tavır bu süreçte yaratıcı bir sistem geliştirmesi gerekiyor. Özellikle yerel yönetimlerin “kent” kurgusunu yeni düzene göre tasarlaması geren bir döneme doğru ilerliyoruz. Sosyal Belediyecilik bu dönemeçte daha da önem kazanmaya başlıyor. Kamu-Halk ortaklıklarının kurulmasına yardımcı olacak 3. Sektörün hazırlanması için yerel yönetimlerin bulunduğu konumda halkını sürece hazırlayacak çalışmaları organize etmesi gerekmektedir. Geleceğin belediyeciliği daha yaratıcı, ekonomik aktörlerini oyuna dâhil ederek, beşeri sermayeyi en iyi şekilde piyasaya hazırlayanlar olacaktır. İyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde STK’lar gibi 3. Sektörde desteklenerek bireysel ve sosyal ihtiyaçların karşılama sürecindeki uygun yapıyı kurgulaması gerekecektir.

3. Sektör olarak bahsettiğimiz konu “Kooperatifçilik” olarak bildiğimiz ortaklıklar ile kurulan paylaşım ekonomisinin ve üretiminin yasal zemine oturtturulmuş işletmeleridir. Bu işletmeler sermaye birikimlerine odaklanmak yerine işin yürümesi, ortakların ve çalışanların iyi bir hayat sürmesi adına ideal kurumlardır. Kooperatifçiliğin dünyadaki gelişim sürecine baktığımızda tarımsal üretim kadar eğitim, sağlık, enerji, yapı, sigortacılık gibi hatta bankacılığa kadar giden süreçleri olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde ise bu durum dünyada ki gelişmelerden geri kalmayacak şekilde düzenlenmiştir. Hal böyle olunca kriz olarak gösterilen sistemlerin gelecekte işçiyi nasıl bir sürecin içine sürükleyeceğinin senaryosunun iyi okunması gereken dönemdeyiz. Gelecek kaygısı taşımak yerine gelecekte nasıl daha iyi işleri çıkartabiliriz düşüncesini geliştirmemiz gerekmektedir. Bizi yönetecek kişileri iyi yetiştirip, en doğrusunu seçmeliyiz.     

 

Yazdır Paylaş
Diğer ÖZGÜR TERZİOĞLU Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek