Cuma namazları bugün başlıyor
Havaya silah atanlar korkuttu
Dayıoğlu ailesinin acı günü
Lüleburgaz’da 7 gün yağmur var
Bu yazı 10 Mart 2020, Salı 09:28:36 tarihinde eklendi. 1488 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MİLLETİN EFENDİLİĞİNDEN PERİŞANLIĞA - Servet Şenyiğit

MİLLETİN EFENDİLİĞİNDEN PERİŞANLIĞA

 

Mustafa Kemal ATATÜRK 1 Mart 1922 tarihinde Meclisin 3. Toplantı Yılını Açış Konuşmasında ;“ Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim.  Türkiye’nin hakiki sahibi ve efendisi , hakiki üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah , saadet ve servete müstehak ve layik olan köylüdür.”

 Köylü milletin efendisidir sözünün özü budur. 98 yıl önce söylenmiş  ve bu gün gelinen noktada, perişan edilmiş, aç bırakılmış, ürünü elinden yok pahasına alınmış ve ürününü ekemediğinden tarlasını, hayvanını, traktörünü satarak  köyünden ayrılmış büyük kent perişanlığı yaşayan kitle.

 Efendilikten perişanlığa geçen süreçe baktığımızda, psikolojik algı yaratma bakımından Turgut Özal’ın bütçe görüşmelerinde “Köylü bütçeye kamburdur” sözünü anımsamalıyız.  Efendilikten kambur olma sürecidir bu. Önce kamusal kurum ve kuruluşların satılması ve kapatılmasıyla başladı süreç.

IMF, Dünya Bankası, OECD ve Avrupa Birliği‘nin kamu ekonomisinin yıkılması yönündeki isteklerini emir sayan Özal ve sonrası hükümetler, satmaları ve kapatmaları sürdürdüler. DYP-SHP (Demirel – İnönü) Hükümeti, Şekerbank, Şeker Sigorta, Çaybank , Gima , Sümerbank’ın tam 292 mağazası ve daha birçok kurum satıldı. Ardından DYP-SHP (Çiller – Karayalçın) Hükümeti döneminde satış ve hisse devirleri daha da arttı. Köylünün can damarı olan yem fabrikalarından 29 tanesi satıldı ve kapatıldı. DSP-MHP-ANAP (Ecevit – Bahçeli – Yılmaz) Hükümeti ekonomik konularda emperyalist batının her dediğini yaptı. Tüm hükümetler KİT’leri ve üretici örgütlerini satma, hisselerini verme gibi yok etme konusunda birbirleriyle yarışıyorlardı. Geçen süreçte satılan üretim tesisi, satış mağazası, arsa ve gayrimenkulleri yazmaya kalksam  inanın sayfalara sığmaz.

Çiftçiye, üreticiye saldırı bunlarla kalmadı ki. Tarımsal ürünlerden destekler kaldırıldı. Tütüne ve pancara kotalar getirildi, üretim sınırlandırıldı. Böylece, Şeker fabrikaları daha rahat satılabildi, şeker dış alımı başlayabildi. Ülkeye mısır ve kamış şekerleri serbestçe sokulabilindi.  

Cumhuriyetin köylüsünü efendi yapan devrimci ve üretici düşünceden emperyalist güçlerin isteklerini yerine getirmeyi emir sayan zihniyete geçişte kaybeden üretici köylü olsa da ülke ekonomisi olarak bakınca  kaybeden Türkiye oluyor. Dünya ölçeğinde tarımda kendisine yeten yedi ülkeden biri olan ülkemiz saman dış alımı yapar hale getirildi.

Türkiye’nin kurtuluşu üretim ekonomisinde olduğunun bilinciyle, üretilen ürünlerin pazarlanmasında ve işlenmesi konusunda da örgütlü olması  zorunludur.

 servetsenyigit@gmail.com  

 

Yazdır Paylaş
Diğer Servet Şenyiğit Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek