Hırsıza anlaşma teklifi
Kırklareli Valisi’nden “Dünya Sağlık Günü” mesajı
Lüleburgazlı kadınlar maske üretiyor
İmzalar ertelendi
Bu yazı 18 Şubat 2020, Salı 09:15:45 tarihinde eklendi. 1457 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKİYE' DE DİN VE SİYASET İLİŞKİSİ - Doğukan Önal

TÜRKİYE' DE DİN VE SİYASET İLİŞKİSİ

 

Değerli okurlar,

Öncelikle bilinmesi gereken şu dur ki Yüce dinimiz İslam din ve devlet işlerinin ayrı olmasını uygun görmemiştir. Zira kutsal kitabimiz Kur'an beşeriyatın tüm hayatını ele alan ve bu şekilde kıstasları olan müthiş ve mükemmel bir kitaptır.

Ve lakin ülkemiz'de  1924 yılında yapılan anayasa değişikliğinde ki bu görüşmeler çok çetin geçmiştir, özellikle Milli mücadele kahramanlarından Karabekir Paşanın ağır muhalefeti ile karşılaşılmıştır, buna rağmen laik sistem ülkemize anayasa ile sokulmuş ve devletin dini İslamdır İbaresi kalkmıştır.

Laiklik, 1648 yılında, Martin Luther'in kilisenin oterite sine aldığı cephenin neticesinde westphalia anlaşması ile kısmen tanınmış, 1789 Fransız ihtilali ile de beraber resmen tanınmıştır. Ama asıl mesele şudur, Laiklik devlete özel iken, ki dünyanın tüm ülkelerinde böyledir, Bu yüzden adam vekil falan seçildiğinde hükmünü kaybeden İncil'e elini basarak yemin eder, ama Türkiye de şahıslar laikleştirilmeye çalışmış ve Eskimolarda dahi görünmeyecek kanuni düzenlemeler ile kişiler dini inançları noktasında baskıya uğramıştır, ki elimde başbakanlık Osmanlı arşivleri belgeleri var görseniz belkide ağzınız açık alır, Mecliste hezeyan olarak konuşulan kelimeler V. S

Yüzde 98 i Müslüman olan bir ülkede, İslami tabirlerin kullanılması kadar doğal bir şey yoktur, Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsuna çıkar iken hilafet namına çıktığını, Erzurum kongresinde veya Balıkesir de okuduğu hutbe de hilafet için mücadele ettiğini açıkça söylemiştir. Şimdi Gazi Paşa dini kullandı mı? Veya bunun hükmü nedir? Bunu size bırakıyorum. Ama bir insanın ve makamı ne olursa olsun bir insanın namaz kılması veya İslamı kavramları kullanması gayet doğal ve yadırganamazdır. Dini kullanmak şudur, Deniz Baykal çıkar başörtülüler kamu kurumuna giremez der, Ama mitinginde çarşaflılara parti rozeti takar, işte bu samimiyetsizliktir. Ama Allahın kelamı kesindir, Eğer dini kullanarak bir yere gelen var ise Allah cezasını verir hiç merak etmeyiniz.

Bu ülkede İslami tabirleri kullanmaktan veya kullanılmakta olmasından rahatsız olmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Ve açıkçası anayasa değişmedikçe, beşariyatın kelamlarından uzak bir anayasa gelmedikçe bu kısır tartışmalar süre gelecek ve bizi atılım noktasında yavaşlatacaktır. Ve dahi milletimizin bu noktada ayrışmasını tetikleyecektir.

Bırakalım, Dindar olan siyasetini ona göre yapsın, Dindar olmayan kendine göre yapsın. 2020'de bile bu ülkede irticayı konuşmak bu millete hakarettir. Ne yazık ki bazı siyasilerin oy kaygısı haline gelen bu mesele ısıtılıp her daim soframıza getiriliyor. Ne zararı var kardeşim adam ayet ile toplantı açıyorsa? Ne zararı var adam Kur'an okuyorsa veya Tasavvuf ehli ise. Şahsım dahi bu köşede yazmaya başladığım dönemden bu güne tam 6 hafta bu meseleyi işledim, burası Türkiye Cumhuriyeti. Bu toprakların kazanılmasında dindar olmayan kadar dindar olanın da hakkı var, bu ülkede başı örtülü olan kadar, başı açık olanın da hakkı var, bırakalım bu tartışmaları artık, çünkü gençler bundan müzdarip.

Kalın Sağlıcakla.

Yazdır Paylaş
Diğer Doğukan Önal Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek