Kurudere Köyü karantinaya alındı
“Kırklareli’nin çalışkan çiftçisine üvey evlat muamelesi yapılamaz”
Erol Özgür: “Fatura okuma tarihini baz alıyoruz”
Yunuslardan mesafe uyarısı
Bu yazı 17 Aralık 2019, Salı 14:09:38 tarihinde eklendi. 1185 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR YAZAR’IN KALEMİNDEN BİR TARİKATIN ANATOMİSİ - Doğukan Önal

BİR YAZAR’IN KALEMİNDEN BİR TARİKATIN ANATOMİSİ

 

Saygı Öztürk’ü takip ediyorum uzun zamandır.

Bir kitap yazdı, Nakşibendi tarikatı, Halidiyye kolu ekolunu sürdüren Menzil Tarikatı ile ilgili. Tabi 12. Baskısı’nı yaptı o kitap ve Türkiye’de şimdi hangi tartışma programını açsam konuk olarak Saygı Bey davet edilmiş.Özellikle halk Tv tandanslı yorumcuların lakayit sözleri  ele alındığında bende bazı vesikalara baktım ve sizinle paylaşmak istedim. Önce Halidiyye koluna bakalım, Rus harbinde ki başarısından dolayı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kolun temsilcisi Muhammed Diyauddin’e yazdığı teşekkür mektubunu her yerde bulabilirsiniz, zira bu zat o savaşta kolunu kaybederek gazi ünvanı aldı. Özellikle bakılması gereken Muhammed Diyauddin’in belli bir dönem talebeliğini yapan kim? Ona bakalım;Seyyid Abdülhakim El Hüseyn-i . Peki bu zat kim? Şuanda Adıyaman’ın Menzil köyünde bulunan, Saygı Öztürk’ün de görüştüğü ailenin en büyüğü. Yani Suriye’den , Hazne’den Menzil köyüne gelen zat.Şimdi bu verileri ele aldığımız’da oradaki insanları ve muhibbanlarını cumhuriyet düşmanı, devlet düşmanı olarak lanse etmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Ha belirtmeliyim ki Saygı bey böyle bir şey kastetmiyor, zira kendisi de oradan etkilenmiş..Ben asli tehlikeye dem vuracağım.  Cemaat ve Tarikat’ı ayırt etmek zorundayız. Zira Türkiye’de çeşitli ekollerden müteşekkil 33 tarikat kolu bulunmakta. Her biri gerek STK gerek ise başka mecralarda faaliyetler göstermekteler. İlerleyen yazılarımızda hepsini anlatırız, Lakin her yapılanmaya feto damgası vurmak ve iftira atmak , araştırıldığında görülecektir ki menzil ele alınıp bakıldığında  Doğu bölgesine birinci raddede zarar vermektedir. Olaya objektif bakmak zorundayız, O bölgede bir çimento rolü gören Kürdü ile Türk’ü ile, Lazı ile her etnik gruptan insanları bir çorba tasında buluşturan bu yapıya, saldırmak birinci raddede o bölgenin jeopolitik ve sosyal yapısını etkileyecektir.PKK’nın baş hasmı durumunda olan bu köye Araştırıldığında görülüyor ki bazı günler 15.000 kişiye varacak şekilde ziyaretçi sayısı oluyor, çoğu zaman alkol uyuşturucu bağımlılarının gidip tövbe ettiği ve topluma kazandırıldığı bu yeri karalamak toplumsal bir yaralanmaya sebep olacaktır. Devlette kadrolaşma meselesine veya siyasi duruma bakınca görüyoruz ki hiç kimseye şuraya oy vereceksin, buraya oy vereceksin gibi bir baskı yok, hatta muhibbanların siyaset ile iştigal olması istenilmiyor. 15 temmuz’da yaklaşık 40 mensubunu şehid veren bir yapıya acımasızca yapılan iftira kampanyasına prim vermemek sanıyorum ki doğru bir girişim olacaktır. Bu ülkede vergisini veren, vatanına milletine bağlı her zümre ticarette yapabilir, imkanı var ise teknolojik gelişmelerden de faydalanır. Vatandaşlık hakkından herkes faydalanabilir.Ama belli siyasi Saikler ile Türk Tasavvuf geleneği’nin önde gelen temsilcilerine acımasızca iftiralar atmak objektif olamamak bir yana, bilinmelidir ki bir vebal meselesidir. Yine Saygı Öztürk oraya her siyasi partiden belli temsilcilerin gittiğini söylüyor, ama dikkat buyurun oradan kimse bir siyasetçiye ben sizin partinize gireyim gibi bir talep’te bulunmuyor, Yani oraya Ak Partilisi’de gidiyor, MHP’lisi’de hatta Saygı bey’in dediğine göre CHP genel sekreterlerinden biri bile gitmiş. Orada herkes misafiri ağırlamak edasıyla kabul edilmiş, çay, çorba ikram edilmiş. Dünya genelinde muhibbanı olan bu gibi yapıları şu parti veya bu oluşum ile kıyaslamak doğru bir anlayış olmaz. Tasavvuf ekolününde siyaset ile işi olmaz, hele devlet kadrolarında yapılanmak gibi  bir girişimde kesinlikle bulunmaz, Polis, doktor ziyaret eder, sever, bu da gayet doğaldır. Oraya ziyarete gitti diye talimat alacak diye bir kaide mi var yani ?Türkiye’de her yapılanmanın üstüne düşen bir görev vardır, tarikatlar’a da bu görevler düşer. Şayet bir tasavvuf ekolü aman devlette şurayı kapayım, şu partiden bu kadar vekil benim olsun diyorsa zaten o gerçek manada tasavvuf ehli değildir. Devletimiz denetlesin, gitsin görsün, aleyhte bir şey varsa gereğini yapsın, ama toplumsal huzuru bozacak şekilde iftira karalama gibi kampanyalarında ancak ve ancak insanların kalplerini birbirlerinden uzaklaştıracağı noktasında başarılı olacağı unutulmasın. Bende bu konu ile ilgili o bölgenin ileri gelenleri ile bir röportaj yapıp size sunmayı umuyorum. Kalın sağlıcakla.

Yazdır Paylaş
Diğer Doğukan Önal Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek