Park halindeki aracı soydular
ADD’den  Alman ARD televizyonuna kınama
Dubaya sıkışan araç trafiği aksattı
Ustaların ustası Saim Usta
Bu yazı 22 Şubat 2019, Cuma 09:13:53 tarihinde eklendi. 1948 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ODÜ, GÜLÂBÎ, M. HİLMİ BEY, SİVEREK, HARRAN... - Nuri Kahraman

ODÜ, GÜLÂBÎ, M. HİLMİ BEY, SİVEREK, HARRAN...

 

ODÜ, GÜLÂBÎ, M. HİLMİ BEY, SİVEREK, HARRAN...

Tüm Partilerin listeleri belli oldu. 31 Martta önümüze gelecek isimler hazır. Hazırlık sırası şimdi onlarda. Artık onlar için zaman mefhumu yok. Gece-gündüz, sabah-akşam daha bir çalışacaklar, kendilerini tanıtıp projelerini sunacak, made ve mânâlarıyla kendilerini ortaya koyacaklar. Lâkin, özellikle bu seçimlerde sanki kişilik ön plânda olacak gibi. Zîrâ, vatandaş projelerden bıktı, ihanetlerden gınâ geldi. Bunlar artık hoş ve sıcak gelmeyen kelimeler. Bunlar elbette olacak ama, bunlardan öncelikli olan şeylerin de farkına varıldı geçen dönemlerde. Dolayısıyla, herkes bunun bilincinde ve de adayları belirlerken bunu göz önünde bulundurdu elinden geldiğince. 

En azından isimler bu iddiayla ortaya atıldılar. Seçimin sonucunu, öncelikle insâniyet ve de ünsiyet faktörü belirleyecek gibi gözüküyor. Ordumuzun, yapılan değişikliklerle bu defâ, en azından bildiğimiz yakın isimler bağlamında şanslı olduğunu düşünüyoruz. İktidar olduğu kadar, muhalefet için de bu kanaatimiz geçerli. Adaylar daha bir dolu, nitelikli ve de cana yakınlar. Millet, memleket, coğrafyamız ve de tüm insanlık için hayırlı olsun.

Sevgili okurlar. Bu gün 10. Gündür Siverek’teyim. Ordumuz çok güzel ama güzel ülkemin neresi güzel değil ki?! Gelirken otobüste, yolda-izde, Orduluyum deyince herkes hemen “Ordu çok güzel bir yer” diyor. Bu bölgelerde olmayan çok artı şeyler var elbet orada. Burası dünyâ ise orası cennet neredeyse tabiat olarak. Ama, buranın da târihî, dînî, insânî, kültürel fâikiyetleri söz konusu. Günün beş vaktini ayrı bir târihî câmide kılabiliyorsunuz. Çok güzel hasbihâl edeceğiniz hoş insanlar var.

Bir taksici arkadaş, aldanmayın, bizim insanımız yabancıya karşı iyidir, çok misâfirperver, candan, fedâkâr ve lütufkârdır. Lâkin birbirlerine karşı öyle değildirler. Yabancılarla alışverişleri düzgündür ama kendi aralarında meselâ borç-alacak konusunda dikkâtli değillerdir falan dedi. Türkçesi, her yerin iyisi-kötüsü, güzel ya da çirkin tarafları vardır. Yalnız, toplamda millet olarak artısıyla-eksisiyle bir bütünüz ve bu topraklar dünyanın ümit toprağı. Burası Anadolu. Anaların şefkât elleriyle yoğrulmuş bir toprak burası. Ne mutlu bu toprağın bir mensubu olana. İster batısından, ister doğusundan, ister kuzey ya da güneyinden olsun.

Hafta sonu Harran Üniversitesi, oradan da Urfa’ya geçtik. Yol boyu dümdüz denecek araziler, çöl seviyesinin uzantısı niteliğinde. Dikkâtimizi çeken şey fıstık ağaçlıkları, buğday, arpa ekinleri yanında bol miktardaki güneş enerji tarlaları. Aynen sera gibi bayağı yer işgâl ediyorlar. Yalnız bunun için kaya, taş ağırlıklı, kıraç, verimsiz mıntıkalar tercih edilmiş.

Hemen aklımıza Ordu Büyük Şehir Adayımız, Enerji eski bakanlarımızdan Dr. Mehmet Hilmi GÜLER’in, İlim Yayma Cemiyeti Ordu Şûbesi’nin 9 Şubat Cumartesi sabahı Efirli Ankamar tesislerinde düzenlediği kahvaltıda tekrarladığı Ordu’ya rüzgâr gülü havzaları projesi geldi. Çocuklarla arabada bunu konuştuk. Onlar hemen telefondan girerek, sayın bakanımızın Metalurji Mühendisi olduğunu da tahkik etmiş bulundular. 

Neden olmasın dedik. Sonuçta Mehmet Hilmi Bey, enerji sahasında ülkemizin sayılı şahsiyetlerinden. Belki dünyâ çapında da bir yeri var. En azından dünyâ enerji politikalarının ekseninde dolaştı. Tecrübeleri var. Ordumuz ve tüm ülke için çok önemli bir kişilik. Onunla ilgili olarak ilk defâ dikkâtimizi çeken rahmetli Sıtkı ÇEBİ olmuştu. Kendilerini âilece tanıyıp görüştükleri için onu çok iyi tanıyordu. Nitekim Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN, başbakanlık döneminde onu Bor İşletmelerinin başına getirmişti. O zamanlar bu konuşuluyordu kendisiyle ilgili olarak. Rabbimiz selâmet versin. Ordumuz için de her şeyin hayırlısı olsun inşâllâh. Âmin…

Her neyse, Urfa ve ilçelerinde yarı Arabistan havası esiyor. Bir defâ ezanlar öyle en başta. Tüm kıraat tarzları da. Sokakta da arapça konuşanlar çok. ŞanlıUrfa Cumhûriyet öncesi dönemlerde Rakka sancağına bağlıymış. Bir ara Halep’e bağlanmış falan. Bu da bize ayrı bir heyecan verdi. Demek ki burası daha düne kadar Hicaz illeriyle aynı sınırlar içerisindeydi. Şu an sınırlar ayırsa da kâlpler bir arada. Ve bu mübârek Urfa ülkemizin bir parçası. Biz de onun. Burada bunu daha bir yakından hissediyorsunuz. Dedik ya her yerin kendine göre ayrı güzellikleri var.

Bir de sevgili okurlar, Halep dedik te, Pazartesi günü değişik bir câmiye gideyim dedim. Hacı Ömer Câmii imiş adı. Bu isimde birisi yaptırmış. Avludan içeri girer girmez selâm verdim. Üç kişi muhabbet ediyorlar. Öyle yüzüme baka kaldılar. Meğer bunlar Halepli imişler. Birinin adı Ömer, öbürünün Âdil. Câmiin temizlik işleri, lâvaboları falan onların uhdesindeymiş. Hemen çay ikram ettiler. Namazdan sonra inşâllâh dedik. Öyle de oldu. Bayağı sohbet ettik, hattâ kaynattık. Ne güzel şeyler bunlar. Kardeşlerle tanışmak, latîfe etmek, dertleşmek, âyetten, hadisten konuşmak, kaynaşmak; ayrılırken, “İnşâllâh öbür âlemde, Efendimiz (SAV)in komşuluğunda aynen böyle buluşur, görüşürüz!” demek. Güzel temenni ve duâlarla, selâmlaşmalarla ayrılmak.

Şu husûsu da, zaman geçmeden yazalım ki, bir önceki Cumâ’da Ordu Üniversitesi Câmii’ndeydik. Eskiden üstü akıp soğuklaşan câmiden eser kalmamış. İçi-dışı bir güzel yapılmış, ayrıca modern bir tezyinât sergilenmiş. Üstüne üstlük namazı da üst katta kıldık. Yeni Hoca arkadaşımız gelmiş; Müjdat ASLAN. Çok güzel, ağırbaşlı, cumânın vakarına yakışır bir kalitede namaz kıldırdı.Kıraat miktarları, telâffuzlar mükemmeldi. Hocamızı tebrik ediyor, görevinde, hem dünyâ, hem de âhireti için bereketler niyâz ediyorum.

Buradayken, burada bir dönem kaymakamlık yapan ve sitâyişle söz edilen, güzel hâtıralar bırakmış Sn. Vâlimiz Seddar YAVUZ Bey'in ziyâret edip, yakında açılışının yapılacağını müjdelediğini öğrendiğim bu güzel câmimizden sonra bu haftaki geçtiğimiz cumâda da Siverek GÜLÂBÎ BEY CÂMİİ’ndeydik. Buradaki câmi, cemaat ve görev tarzlarıyla ilgili değerlendirmelerimizi de -inşâllâh kaydıyla- gelecek yazılara bırakıyor, daha da uzatmamak adına sözü burada kesiyor, Siverek’ten cümleye sevgiler ve de saygılar sunuyoruz ves’selâm…

 

Yazdır Paylaş
Diğer Nuri Kahraman Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek