Pınarhisar’la başlayacak Babaeski ile bitecek
Vecdi Gündoğdu, İnsan Hakları Günü’nü kutladı
Kırklareli’nde Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar konseri düzenlenecek
Halebak ailesinin 34. yıl sevinci
Bu yazı 22 Şubat 2019, Cuma 09:13:01 tarihinde eklendi. 1982 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KUDÜS TARİHİ -2 SELAHADDİN EYYÜBİ ZAMANI - Ahmet Bostancı

KUDÜS TARİHİ -2  SELAHADDİN EYYÜBİ ZAMANI

 

KUDÜS TARİHİ -2

SELAHADDİN EYYÜBİ ZAMANI

Hz. Ömer devrinde 636 yılında Kudüs Müslümanların kontrolüne geçtikten sonra sırayla Emevi’ler, Abbasi’ler, Fatimi’ler bu topraklara hakim olur. Şehir camilerle, mescitlerle, medreselerle, çeşmelerle, yollarla daha birçok eserlerle imar edilir.

Yıl 1099 olunca haçlı seferleri başlar. Haçlı ordusu Kudüs’e girer ve büyük katliam yapar. Öyle ki dökülen Müslüman ve Yahudi kanı sokaklarda atların dizleri boyunca yükselir. Mescid-i Aksa tahrib edilir. Camiler kiliseye çevrilir, bazıları ahır yapılır.

 Selahaddin- Eyyubi, Kudüs ve Mescid-i Aksa haçlı işgali altında iken yüzü gülmez. Üzüntüden başına devamlı siyah sarık sarar. Devamlı halkının Kudüs’ü fethe hazır olup olmadığını kontrol eder. Sabah namazına gelen cemaatin, camiye sığmaz hale geldiğini, yani İslam’ı tam olarak yaşadıklarını görünce fethe karar verir. 1187 yılında Hıttin savaşı sonucunda Kudüs Selahaddi-i Eyyübi tarafından fethedilir. Böylece şehir tekrar Müslümanların kontrolüne girer ve yeniden imar edilir.

Bir zamanlar Bağdat’ta ünlü bir marangoz varmış. Kudüs’ün fethinden 20 sene önce, ömrünün ahir zamanında çok güzel bir minber oymuş. Sedef kakmalı, ceviz ağacından.  Her gören onun güzelliğiyle büyüleniyormuş. Güzel minberin nâmı almış yürümüş. Öyle ki Bağdat’a her gelen, marangoza gidip: “Şu minberi bize sat, falanca camiye götürelim’ diyormuş. Onun cevabı hep aynı, “Bu minber Mescid-i Aksa’da duracak”.

Ahali şaşırıyor tabii, “İyi de Kudüs Haçlı işgali altında”.

Marangoz yüksünmeden hep aynı cevabı veriyormuş;

“Benim elimden gelen bu. Ben zanaatkârım. Minber yontarım. Bir babayiğit de çıksın, Kudüs’ü geri alsın, bu minberi de yerine oturtsun.” Küçük bir çocuk olan Selahaddin bu sözleri duyduktan sonra, hayatını Kudüs’ün fethine adar.  (Yaklaşık 762 sene yerinde duran ve adına “Zengi minberi” denilen bu şaheser minber 1969 yılında fanatik bir Yahudi tarafından yakıldı. Yakan kişiye deli raporu verilerek, herhangi bir ceza verilmedi. Ürdün kıralı Abdullah’ın katkılarıyla, bu minberin fotoğraflarına ve yanmayan parçalarına bakarak, benzeri yapılıp 2007de yerine konuldu.)

Selahaddin-i Eyyubi fetihten sonra, her şeye rağmen Hristiyanlara inanç özgürlüğü tanır. Bir taraftan da daima farklı din mensuplarının bu özgürlükten nasibini alması için tüm gücünü ve yetkisini kullanır. Bu amaçla Kıyame kilisesinin yanında ikamet eder.

 

 

                                                                                                          Ahmet Bostancı

Yazdır Paylaş
Diğer Ahmet Bostancı Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek