Arabalarla yarışan koç trafiği karıştırdı
TPAO’dan Kaymakam Kaya’ya ziyaret
Kepirtepe ruhu tekrar TRT’de
Şimdi lüfer ve istavrit zamanı
Bu yazı 07 Şubat 2019, Perşembe 09:31:56 tarihinde eklendi. 2054 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Son Ağacı Yok Etmeden - Metin Büyükavcılar

Son Ağacı Yok Etmeden

 

Zaman nasıl akıp gidiyor farkına varmadan. Büyüyünce yapacağımız şeylerin hayaliyle erittik zamanı ve büyüdük. O günlerden hafızamızda sadece tatlı anılar kaldı.

Yıldırım mahallesi, çocukluğumuzun geçtiği, Parolalı bir ıslıkla toplandığımız mahalle. Eskiden dere kenarı çöplüktü. Bizler hemen setin altında bulunan boş alanda top koştururduk. Maç bitiminde uçarcasına atlardık dereye, orada alırdık duşumuzu. Top oynayabildiğimiz yerler mahallenin sokak aralarıydı. İçine kağıt doldurup malzemeci Osman Ağabey’imize diktirdiğimiz topla oynardık. Amatör ruhumuzda bir “toprak saha” idi futbol bizim için, ıslanınca topak topak balçık olan. Milyon eurolar değildi, soğuk bir gazozdu galibiyet primi. Taşıdığımız renkleri satmak değil, 5 çeksek de 5 yesek de sevebilmekti 5 kuruş almadan; hatta üste para verip de izleyebilmekti, aşık olduğumuz renkleri tribünden. "Lisanssız" bir sevgi idi futbol bizim için,

Atatürk Lisesinin olduğu yerde briket imalathaneleri ve onların derin kuyuları vardı. Uçurtma uçururken çok düştük o ağzı açık olan kuyulara, her seferinde tutunduğumuz künklerden bir dost eli bizi çekerdi yukarı. Servisler olmadığı için köşe başında toplandığımız arkadaşlarımızla güle oynaya giderdik okula. Yolumuzu gözleyen bilgisayarlarımız yoktu evlerde, hazırlık kurslarını bilmezdik. Hamburgeri, cep telefonunu, interneti tanımazdık. Duvar üstünde toplanıp sohbet etmeyi, akraba yolu gözlemeyi, düğünlerde halay çekmeyi, Çember çevirmeyi, saklambaç oynamayı, ağaca tırmanmayı, oynarken yemek yemeyi unutur, hava kararınca eve gitmeyi hatırlayıp sopa yemeyi bilirdik. Hatıra defteri doldurup sevgileri keşfetmeyi bilirdik.

Bakıyorum da son zamanda durumlar değişmiş. Yaşlarımız ilerledikçe bu birliktelik, koruma kollama duyguları, ortadan kalkmış. İşsizlik, hayat pahalılığı, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile baş başa kalmış. 
Top oynadığımız arsaların üzerlerini apartmanlar ile doldurup geleceklerini ellerimizle ittiğimiz çocuklarımız mı? Evlerinde sanal dünyada yalnız yaşıyorlar. Bizler, anneleri babaları onları çok seviyor. Çocuklarını çıngırakla besleyen annelerin yerini, tabletle besleyen, ninniler yerine mp4 ile uyutan anneler almış.  Mikrop kapmasınlar diye onları kalabalık ortamlara hiç sokmuyoruz. BBG Hakan’ın deyişiyle, “okul servisleri onları neredeyse yataklarından alıyor”. Trafik kaygısıyla karşımızdaki markete bile gönderilmiyorlar. Hafta sonları ya Burgaz 39 da ya da Cafelerde oluyorlar. Babalar gelir-gider bilançoları ile uğraşırken, çocuklar da sosyal medya beğenilerini izliyorlar. Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar. Saklambaç, seksek, misket oynamayı değil ama taban puanları iyi biliyorlar. Hayata açılan pencereleri Windows 10 olmuş. Onlar ekrana ekran onlara bakıyor ve koca hayat dışarıda akıp gidiyor.  

Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış, dizlerinde yara kabukları olmamış  çocuk olur mu ?  Çık dışarı tırman, salıncak kur, kabuğuna kalp kazı çocuk. Bizler son ağacı da yok etmeden. Sevgiyle kalın…

Yazdır Paylaş
Diğer Metin Büyükavcılar Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek