Başkan Koç oda üyelerini uyardı
YÖK Tıp Fakültesine onay verdi
Ahmetbey’de Diyetisyen Ulu seminer verecek
Lüleburgaz Öğretmenevi kadınlarımızı unutmadı
Bu yazı 06 Şubat 2018, Salı 09:34:25 tarihinde eklendi. 171 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DEVLET MİLLİ OLUNCA, MİLLET NELER YAPARMIŞ GÖRDÜK-2 - İlyas Şen

DEVLET MİLLİ OLUNCA, MİLLET NELER YAPARMIŞ GÖRDÜK-2

Eskiden Dernek Camii Dernek Başkanı Salim amca vardı. Yaşlı ve Bulgaristan muhacırıydı, hoş sohbet idi. Bir gün şöyle bir hadise anlatmıştı. “Bulgaristan’da çocukluk yıllarında eski bir Bulgar savaş gazisinden şöyle bir olay dinlemiştim. Birinci dünya savaşında bir cephede karşı yamaçları tutan Ruslar’ı söküp atmamız gerekiyordu. Biz Bulgar askerleri olarak başaramadık. Avusturya askerleri geldi, onlarda başaramadılar. Sonra Türk askerlerinin geleceğini duyduk, (Birinci dünya savaşında Bulgarla müttefiktik.) Bir akşamüstü geldiler, karşımızdaki düzlüğe tabur tabur dizildiler. Bizim gözümüz hiç tutmamıştı, yorgun, bitkin, ayaktan zor duruyorlardı. Kendi kendimize Bunlar mı bizim yapamadığımızı becerebilecekler? Diye konuşuyorduk. Komutanları elindeki megafonla onlara şöyle bir konuşma yaptı “Askerlerim. Şu karşı yamaçlarda düşman var. Onları Bulgarlar yenemedi. Avusturyalılarda yenemedi. İş bize düştü. Bu gece dinleneceksiniz. Birinci boru çaldığında kalkıp namazlarınızı kılıp duanızı yapıp yemeklerinizi yiyeceksiniz. İkinci boru çaldığında cepheye hücum hattına yanaşacaksınız. Üçüncü de ise düşmanı tepelemek için hücuma kalkacaksınız. Unutmayın ki karşı yamaçlarda bugünkü düşmanlarımız var. Yanı başımızda ise bizi halen seyreden yarınki düşmanlarımız var. Karşı düşmanlara öyle bir darbe vuracaksınız ki şuanda bizleri seyredenler de Türk askerinin ne olduğunu görecekler ve kendilerine çekidüzen verecekler. Allah c.c. yar ve yardımcınız olsun. Şimdiden gazanız mübarek olsun.” Bu ateşli konuşmadan sonra yorgun ve bitkin olan askerler bir anda şahlandılar, adeta parmaklarının ucunda yükseldiler birer bozkurt gibi oldular. Sabahleyin aynen komutanın dediği gibi belli aralıklarla üç boru çaldı ve karşı yamaçlardan Allah Allah sesleriyle beraber bir toz bulutu, silah sesleri yükseldi. Çok geçmeden bizim subaylar “hadi gidiyoruz Türkler cepheyi yardı” dediler. Koşarak tepelere çıktığımızda bir ne görelim Türk askerleri düzlükte düşmanı önüne katmış kovalıyor. Bizim subaylar “gördünüz mü Türkleri? Bunların karşısında durabilecek asker yoktur” dediler.” Galiba Galiçya cephesinde böyle bir çarpışmayı hatırlıyorum. Bizden beş yüz küsur şehit. Düşmandan da üç bin beş yüz kadar ölü olmuştu. Bu olayı neden yazdım? Hani komutan söylüyor ya “CEPHEDEKİ DÜŞMANI TEPELERKEN, YAN TARAFTAKİNE DE DERS VERMEK.”

 

Şimdi ordumuz onu yapıyor. Ordumuzun eğitimi, moralli pilotlarımız. Moral ve motivasyonları ve ordumuzun ulaştığı teknolojik seviye ve hele de milletimizin ordusuna sahip çıkışı ve milli moral dünya şaşırmış vaziyette. Bir düşmana nişan alıp, bin düşmanı dize getirmek diye işte buna derim ben. Unutmayalım ki ordumuz alelade bir çapulcu sürüsüyle çarpışmıyor, Amerikan komünistleriyle savaşıyoruz. Karşımızdakiler emperyalizmin paralı askerleri yani Amerikan komünistleridir. Mevzilerini Amerikan mühendisleri planlamış. Almanlar inşa etmişler. Bu komünistleri ellerinde de Amerika ve Avrupa’nın en gelişmiş silahları var. Ama bizim silahlarımız daha üstündür. Kendi piyade tüfeğimiz roketimiz helikopterimiz silahlı ihamız. Bir şeyler oluyor. Haydi hayırlısı. Sevgilerimle.

Yazdır Paylaş
Diğer İlyas Şen Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Uzmanındanal.com ---Yeni neslin alışveriş tercihi--