Özgür Kaya; “Lüleburgaz’ı böldürmeyeceğiz”
Ziraat Odası Delegeleri seçilecek
1 Ocaktan itibaren ambalajlar ücretli olacak
Futbol İl Disiplin Kurulu cezaları açıklandı
Bu yazı 05 Kasım 2016, Cumartesi 16:01:51 tarihinde eklendi. 1643 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BİR ENGELLİNİN KALEMİNDEN - Uğur PİRPOR

BİR ENGELLİNİN KALEMİNDEN

“Siz karanlığın ne demek olduğunu bilir misiniz? Bana karanlığı anlatabilir misiniz? Nasıl tarif edilir karanlık. Sizce karanlık, güneşin battığı yerde başlayıp, doğduğu yere kadar olan zaman dilimi midir? Sizce karanlık, güneşin dünya ile olan dansının bir parçası mıdır? Akşamdan sabaha kadar olan süreç midir karanlık. Sanmıyorum. Akşamdan sabah bir anlıktır. Karanlık ise çok karanlıktır. 


Ben doğduğumda her yer karanlıktı. Annemin gözlerini göremedim. Başımı koyduğum yastığa işlenen çilek dallarını göremedim. Oyuncaklarımı göremedim. Penceremin pervazına konan kuşları da, bana camın ardından ürkek ürkek bakan bakışları da. Babamın bıyıkları varmış. Göremedim. Annemin sol yanağında bir ben varmış göremedim. Perdelerimiz krem rengiymiş göremedim. Hoş krem rengi nedir onu bile bilemedim. Işığı bulmuşlar. Teşekkür bile edemedim bulanlara. 


Kırmızı başlıklı kızı anlattı annem bana. Aklım kurda kuşa değil, kırmızıya takıldı sadece. Nasıl bir şeydi bu kırmızı. Saatlerce ve günlerce aklımı yordum. Dayanamadım anneme sordum. Nedir anne kırmızı diyerek. Sevgi kızım dedi, aşktır o. Bayraktır dedi. Topraktır dedi. Şehitlerin dökülen kanıdır o. Sıcaktır dedi. Kırmızı güldür dedi. Siz renkleri görerek algıladınız. Bense hissederek. Papatyanın sarı olduğunu, Kasım çiçeklerinin beyaz olduğunu bilirim. Her şeyi sevdim de kasım çiçeklerini sevmedim. Bana kasımın onunu anımsatırlar hep. Hep ayrılığı ve hüznü anımsatırlar. Sonra gülleri gördüm karanlıkta. Kokusu düşüyor karanlığa sonra kendileri geliyor. Deniz maviymiş. Mavi ise güzelmiş. Dostmuş. Alıp götürürmüş dertleri. Maviyi görmedim ama sesini duydum. Gerçekten de alıp götürdü beni uzaklara. Derdimi hüznümü ıssız adalara koyup geldik. Siz gökyüzüne baktınız. Bulutları gördünüz. Bense gökyüzünde gezdim adeta. Bulutların üzerinde dans ettim. Bulutlara dokundum. 

Her şeyimi mükemmel yaratan rabbim, gözlerimi vermemiş bana. Olsun hiç sitem etmedim. Hiç küsmedim ona. Bunun benim için bir sınav olduğunu, zorlukların üstesinden gelince başarıyı göreceğimi, zoru başarınca huzuru ve Mutluluğu göreceğimi çok iyi biliyorum. Sonra görmeden de görebileceğimi öğrendim. Binlerce rengim var benim. Bir ışık iken bin bir renge büründüm umudumla. Görüyorum evet. Sevgiyi görüyorum. Barışı görüyorum. Umudu görüyorum. Kardeşliği görüyorum. Görüyorum evet, annemin yüreğini, babamın mertliğini, sevmenin ne kadar güzel olduğunu görüyorum. Güvercinlerin kanadında ne yüklüyse onu görüyorum. Bayrağım dalgalandığı zaman kızıllığını görüyorum. Ve inanıyorum ki çoğu kişinin görmediğini ben görüyorum. Sevgiyi görmeyenlere inat ben görüyorum. Dostluğu görmeyenlere inat ben görüyorum. Oldukça net bir şekilde hem de. Umutsuzluk engeldir insana. Sevdayı, sevgiyi bilmemek engeldir. Ben kaldırdım engellerimi. İrisi, retinası ışıktan nasip almayan gözlerle görüyorum. Her şeye rağmen hayatın üzerime üzerime geldiği de oluyor. Çocuk yüreğimin kaldıramadığı yükler de oluyor. Susuyorum. Susuyorum susuyorum. Farkında varmadan çarptığımda bir insana, kör müsün be kardeşim diyorlar yarı azarlarcasına. O zaman içimdeki tüm kahırı kan diye kusuyorum. Evet körüm diyorum sesim titreyerek. Ama yere düşürdüğün yüreğimi görüyorum diye bitiriyorum 
Evet hiç zor olmadı. Sevgiyle umutla en güzeli birbirimizi anlayarak görebilmenin kıvancını yaşıyorum. Ve diliyorum ki kimseler karanlıkta kalmasın. Kimseler gökkuşağının yedi renginden mahrum olmasın. Baharı olsun herkesin. Ezip geçtiği değil kokladığı çiçekler. Dağları olsun yeşil bayırlarında koşabildiği. Irmakları olsun onlara imrenip coşup taşabildiği. Ve engelleri olsun insanların. AŞABİLDİĞİ…”

Engelliler ile ilgili bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdiğimde, ne yazarsam yazayım asla onların yaşadıklarını tam olarak anlatamayacağımı düşündüm. O yüzden görme engelli bir kız çocuğunun kaleminden bir yazı paylaşmak istedim bu hafta ki yazımda.  

 

Aile, Çocuk ve Engelliler Komisyonu’nun yaptığı araştırmaya göre sadece Kırklareli genelinde 33 bin engelli birey yaşıyor. Bu engelli bireylerden hizmet alanların sayısı bin 469 kişiyken, iş imkanı bulabilenlerin sayısı ise sadece 314 kişiymiş. Nerede diğer engelliler, neden göremiyoruz? Çünkü onların yaşam alanlarını işgal edecek, toplumdan soyutlamalarına neden olacak duyarsızız. Engelli vatandaşlarımızı sosyal hayata kazandırmak, sokakta rahatça gezebilmeleri, sinemada tiyatroda vakit geçirebilmeleri, otobüslerde, araçlarda güvenli bir ulaşım yapabilmeleri için sağduyulu davranmalıyız. Unutmayalım, yaşadığımız sürece hepimiz birer engelli adayıyız.  

Yazdır Paylaş
Diğer Uğur PİRPOR Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Uzmanındanal.com ---Yeni neslin alışveriş tercihi--