Özgür Kaya; “Lüleburgaz’ı böldürmeyeceğiz”
Ziraat Odası Delegeleri seçilecek
1 Ocaktan itibaren ambalajlar ücretli olacak
Futbol İl Disiplin Kurulu cezaları açıklandı
Bu yazı 01 Nisan 2014, Salı 09:25:49 tarihinde eklendi. 1219 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar - Hanife Oral

Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar

Susan toplumlar en tehlikeli toplumlardır. Herkesin ifade özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.

İfade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün bir başka şekli olan basın özgürlüğü ve bu özgürlüklerin sınırları, bir toplumun demokratik nitelikte olup olmadığını belirleyen en büyük faktörlerden birisidir.Kısaca kişiler duygularını ve düşüncelerini, anlatmak istediklerini açıklama ve yayma özgürlüğüne sahiptir.
Tek adam yönetimlerinde genelde 3 Y yaşanır.Önce (Y)olsuzluk yaparlar. Sonra bunu (Y)alanlarla kapatmaya çalışırlar.Yalanlar ortaya çıkınca (Y)asaklamalar başlar.Zaten 3 Y ile yola çıkmamışlar mıydı? 
İktidara gelirken 3Y ile mücadele edeceklerini vaat etmişlerdi, ama ne doğru çıktı ki ...?
Daha fazla demokrasi, insan hakları ve hukuk isteklerimizi dile getirirken önce Yolsuzluklarla ardından Yalanlarla ve son olarak yeni Yasaklarla tüm dünyaya rezil olduk.
Türkiye internette giderek "yasakçı" eğilimleriyle öne çıkan bir ülke olarak değerlendiriliyor artık.
Yaklaşık 40 milyon insanın hayatının ayrılmaz bir parçası olmuş internet ve sosyal medya.16-74 yaş arasındaki nüfusun yüzde 49'u internet kullanıyor ve dört kullanıcıdan üçünün de internette "haber, gazete veya dergi" okuduğunu gösteriyor.
2013 yılına ait oranlarda, her iki evden birinde internete erişim var ve her yılda artış yönünde değişim gösteriyor.
Seçimlerin artık son haftasına geldiğimizde; Başbakanın “Twitter, mvitter kökünü kazıyacağız” açıklamasından sonra sitenin yasaklanması ile düşünce özgürlüğü tartışmaları da yeniden alevlendi.
Önce Twitter ardından Yuotube'n yasaklanması sıraya facebook'un konulması ister istemez yasağın gerekçesi olarak sosyal platformdan yayılan hükümetle ilgili yolsuzluk iddialarını gündeme getiriyor.Amaç bazı sitelerin ve sosyal medyanın yasaklanması ile  yolsuzluk söylentilerine yenilerinin eklenmesine engel olmaktı.Böylece, yolsuzluk iddiasıyla yürütülen bir soruşturmada hükümet üyesi olan babasıyla konuşan bir oğulun mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmesine ait haberlerin, yargı kararı olmadan, hükümetin atadığı bürokratlarca yayından kaldırılmasının yolu açılmış oldu.
Türkiye’deki YouTube yasağının başbakanın yetkilileri arasında geçen "Suriye savaşı görüşmesinin tam metni” başlığını atarak, ses kaydında geçen konuşmaları yayımladı.Hükümetin arka arkaya sosyal medya sitelerini kapatma kararı başbakanın denetiminde olan bilgiyi susturmak için neler yapabileceğini ortaya koyuyor.
Aynı zamanda bu yasaklamalar  ifade özgürlüğünü sınırlayan ve vatandaşların bilgi edinme hakkını kısıtlayan bir uygulamadır.
Mustafa Kemal Atatürk hayatı boyunca hiç kuşkusuz ki gerçek din ile din istismarcıları arasında ki farka dikkat çekmeye çalışmış, dini kötü emelleri için kullanan, kullanmaya teşebbüs eden veya halkın dini inançlarını siyasete alet ederek malzeme olarak kullanmak suretiyle bu durumdan menfaat elde edenlerin oyunlarına düşülmemesi gerektiğini her fırsatta dile getirmeyi bir vazife olarak görmüştür.
Tam da bu konuya örnek olacak bir durumu yaşıyoruz ne yazık ki.
Diyanet işlerinin Cuma günkü hutbesinde Yuotube ve Twitter yasaklarının savunulduğu bir haberini okudum.Hutbede kitle iletişim araçlarının küçülttüğü dünyada "geminin dibini delmek isteyenlerin çoğalacağına" vurgu  yapılması ve yasaklamaların özgürlükleri kısıtlayacağı anlamına gelmeyeceğini söylemesi  dikkat çekici.Dini siyasete alet etmiyoruz söylemleri  hutbelerle birlikte ne kadar alet edildiği apaçık ortadadır.
İleri Demokrasi diye bizi getirdikleri nokta, camide hutbeye kadar dayandı.
İnsanların ifade özgürlüğü hakkının bu şekilde  sınırlanması, demokrasi olduğu iddia edilen hiçbir ülkede  olmaz.
Kimse düşüncelerinden veya başka sebeplerden dolayı suçlanamaz ve kınanamaz, insanlar ifade özgürlüğünü doya doya yaşamalıdırlar.
Yazımı seçimden iki gün önce yazdım,umarım seçim sonuçlarından daha özgür, daha güvenilir, daha aydınlık yarınları tercih edenlerin iradesi çıkar ve hep birlikte bir Demokrasi şöleni yaşarız.
Saygılarımla.

Yazdır Paylaş
Diğer Hanife Oral Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Uzmanındanal.com ---Yeni neslin alışveriş tercihi--